|
“Orgeneral Başbuğ istese, kendisi ve TSK
için bundan daha etkili bir halkla ilişkiler operasyonu
yapamazdı...”
“Bülent Arınç’a suikast girişimi”
“Adamlar hataları istismar ediyorlar. Bu önemli.
Burada hata var”
“Hata”
“Bunlara ben
görev verdim”
“Nedir yapılan: Daha görev yaptığınız yerin
karakteristiğini bir kere tam bilmeniz lazım yani. Bölge hassas bir
bölge ve bir yığın adam var orada. (...) Uzun süre o görevi
yapıyorsunuz; izleniyorsunuz yani. Anlamanız lazım.
Anlayamıyorlar.”
“Ve bu hata istismar
ediliyor, kullanılıyor”
“Arınç’a suikast hazırlığı”
“Kozmik odaya nah girerdiniz”
“Biz lütfettik de girdiniz”
Askerin incinmiş gururunu tamir ediyor.
“Her şeyin bir zamanı
var”
“Asimetrik psikolojik harekât
unsurlarını gerçekten ayrıntılı, kapsamlı olarak biliyoruz (...)
Şimdilik ortaya şikâyet ediyoruz. Tabii ki her şeyin zamanı, yordamı
(var).”
“telekulak
mağdurları”
“yandaş
medya”
“Arınç’a suikast
hazırlığı emrinin Başbuğ tarafından verildiği”
Son iki yılın flaş haberlerini üreten malum istihbarat
ajanslarına mı, yoksa sahada yeni bir üslup deneyen başka bir oyuncuya
mı?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un,
25-27 Ocak tarihlerinde NATO toplantısı için bulunduğu Brüksel’de
gizlice kaydedildiği belirtilen konuşmasını okuyunca, hiç de bazıları
gibi şoke olmadım... Ama kafam karıştı. Ve dedim ki
kendi kendime, Böyle düşündüm, çünkü sızdırılan konuşmanın
içeriğinde kendisinin ve TSK’nın aleyhine delil olarak
kullanılabilecek hiçbir unsur yoktu. Aleyhine olmak şöyle
dursun, o metin lehte unsurlar içeriyordu...Nedir
bunlar?Bir: Başbuğ,
olarak yansıtılan ve “Kozmik Oda”ya girilmesiyle sonuçlanan olayla
ilgili konuşuyor... Diğer bir tema da ordudan dışarıya bilgi
sızması...20-25 kadar kurmay subaya hitap ettiği belirtilen
Başbuğ, diyor. olarak
nitelediği olay, “Ankara Seferberlik Kurulu Bölge Başkanlığı”nda
görevli iki muvazzaf subayın Ankara’nın Çukurambar semtinde, Arınç’ın
evi civarında gözaltına alınmış olmaları... diyor Başbuğ... Allah Allah! Arınç’a
suikast hazırlığının en üst düzeydeki komutan tarafından astlara ifşa
edilmesi midir bu?Tabii ki hayır... O iki subay,
ifadelerinde “köstebek” olmasından şüphe edilen bir albayı
izlediklerini söylemişlerdi. Başbuğ’un sözleri de o ifadelerin
doğru olduğu yönünde bir izlenim yaratıyor. Şöyle o
sözler:Öncesinde ise demiş Başbuğ...Genelkurmay
Başkanı, iddialarının, o
iki subayın verdiği kozun kullanılması neticesinde TSK’ya karşı
düzenlenmiş bir komplo olduğunu ima ediyor.Dinlendiğinden
habersiz, doğal bir ortamda konuştuğu varsayıldığı için de sözlerinin
potansiyel etkisi güçlü...İkinci lehte unsur, Başbuğ’un,
şeklindeki “doğal”
ifadesi...“Nah girerdiniz”, demek... Duyulmasında TSK açısından zarar değil, fayda olan
sözler...Üçüncü lehte unsur, “TSK’ya karşı yürütülen
psikolojik harekât”la ilgili konuşurken, demesi...Bu ifadeler de alt kademelere güven vermeye
yönelik...Orgeneral Başbuğ’un da arasına katılması elbette nahoş bir durum...
Peki, bu olayda TSK’nın itibarını gerçekten de zedeleyen bir
faktör var mı? Bence yok. Bir kere “ortam dinlemesi”
Türkiye’de ve bir TSK karargâhında değil, yurtdışında, “yabancı
sahada” yapılmış. Konuşmanın içeriği zaten sorunlu
değil...Brüksel konuşmasında TSK’yı ve Genelkurmay Başkanı’nı
zor duruma düşüren, sürmekte olan operasyonlar ve dava süreçlerinde
“karşı taraf”ın eline koz veren önemli unsurlar olsaydı, bunu köpürtür, “mal”ın üzerine balıklama atlardı...
Ama doğal olarak atlamadılar... Umumiyetle küçük haberlerle
geçiştirdiler. Bu gazetelerden ikisinin, şeklinde bir algı
yaratmak arzusuyla, ellerindeki “mal”ı epeyi zorladığını yine de not
edelim...Kafamı karıştıran, “mal”ın kime ait olduğu...
|