DEVLET POLİTİKASI! - Emin Pazarcı
Türkiye, gerçekten son derece ilginç bir ülke. Bizim siyasetçilerimiz hem "Bunlar bizi bölmek istiyor" diye bağırıyorlar... Hem de "vazgeçemeyiz" diyorlar: - AB üyeliği devlet politikası. Ak Parti'den, DYP, DSP ve MHP'ye kadar hepsinde benzer görüşler dile getiriliyor. Durum gerçekten çok garip. Bölünmek istemiyoruz, ama bizi bölmek isteyen bir birliğe girmek için çabalıyoruz. Üstelik, bu bizim devlet politikamız.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesnew prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnearcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenaabilify link abilify
Haydi şimdi işin içinden çıkın, çıkabilirseniz!
. . . . . . . . . .
Biz, kendi kendimizi avutmakta da çok mahiriz...
Görüyoruz ki, Avrupa kamuoylarındaki eğilim lehimize değil. Biz görmesek de zaten dünyanın bütün gazeteleri yazıyorlar.
Avrupalı, bizi arasına almak istemiyor.
İstemiyor, ama biz direniyoruz. "Uzmanlarımız" televizyonlara çıkıp, hep aynı sözleri tekrarlıyorlar:
- Bizim, umutsuzluğa kapılmadan çalışmamız lazım.
Ve ekliyorlar:
- Avrupa'daki kamuoyunu lehimize çevirebiliriz.
Söylemeye çalıştıkları şu:
Biz üzerimize düşenlerin tamamını yerine getirelim. Onların ne dediklerine bakmayalım. Bütün iyi niyetimizi ortaya koyalım. Ne yapmamız gerekiyorsa yapalım...
Sonra?
Sonrası meçhul. Belki insafa gelir, onlar da bize doğru bir adım atarlar!
Herhalde "kadercilik" dedikleri bu olsa gerek. AB bizim için "Devlet Politikası" olduğuna göre, kadere boyun eğeceğiz!
İyi ama, bizim Avrupa kamuoyunu lehimize çevirme konusunda pek de mahir olduğumuz söylenemez. Biz, bu konudaki hiç bir sınavı başarı ile veremedik. Yıllardır asılsız "Ermeni soykırımı" iddiaları ile mücadele ediyoruz. Ancak, bir arpa boyu yol katedemedik. Aksine, üzerimize gelen baskılar daha da arttı.
Nasıl yapacağız şimdi bunu?..
Var mı bir formülü?
* * *
Geldiğimiz noktaya bakın:
Hamamın önünde bekliyoruz. Bizden, önce elbiselerimizi çıkarmamız isteniyor. Ancak, içeri alınıp alınmayacağımız belli değil.
İşin sonunda elbiselerden olmak da var.
Buna rağmen "daha" diyorlar:
- Biz elimizden geleni yapalım. İstedikleri düzenlemeleri biran önce yerine getirelim. Belki içeri alınırız.
İşimiz "belkilere" kalmış durumda!
. . . . . . . . . .
Fransa'da yapılacak Anayasa oylamasında "hayır" çıkarsa, AB çatırdayacakmış. Bizim işimiz daha da zorlaşacakmış...
Sırada Hollanda'daki referandum varmış...
Bu kadarla da kalmayacak, AB yaşarsa, yıllar sonra Türkiye'nin üyeliği de referanduma götürülecekmiş...
Belirsizlikler giderek daha da artıyormuş...
Kimin umurunda!
AB üyeliği "Devlet Politikamız" olduğuna göre, bütün bu gerçekleri görmeyeceğiz. Alternatif üretmeyip, yolumuzu devam edeceğiz. Ne diyorlarsa yapacak, Avrupa'nın insafa gelmesini bekleyeceğiz.
Devletimizin politikasından sual olunur mu?