Siyaset1 Şubat 2005 00:00

KIBRIS, ASKERLER VE KIRK YILLIK HESAPLAR - Erol Manisalı

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Büyükanıt ''Kıbrıs'ta nihai bir çözüme ulaşıncaya kadar adadan Türk askeri çekilmeyecektir'' dedi. Bu önemli açıklama herhalde ''şu üç öğe ile birlikte'' düşünüldü ve söylendi; Editörün Notu: Sayın Manisalı’nın varsayım veya temenni olarak kullandığını düşündüğümüz “herhalde” ile başlayan değerlendirmesini daha kesin bir dille ifade edebilmesini dilerdik. Ancak bunun müsebbibi maalesef sarf edilen sözlerin gereklerini yerine getirme aşamasındaki kararsızlıktır. Eğer sözlerin gereğini yerine getiremezseniz sıkça ve haklı olarak eleştirilen siyasilerden ne farkınız kalır? Sayın Hoca’mızın ve diğer ülkesini sevenlerin temennilerinin gerçek olması dileğiyle...acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

1) Adadaki Türk askeri gücünde ''bazı azaltmalar'' düşünülebilir. Ancak bu sınırlı azaltmaların düşünülebilmesi için adada, Türkiye'nin de taraf olduğu nihai bir çözüme varılması gerekir.

2) Nihai bir çözüme varılsa bile, ''eğer adada Yunan ve İngiliz askerleri ve üsleri duruyorsa; Rum askeri gücü varlığını sürdürüyorsa'' Türk askeri yine de adada kalır. Diğerleri yerli yerinde dururken Türk askerinin adadan tamamen (veya çok büyük oranda) çekilmesi demek, ''varılan nihai çözümün Türkiye ve ada Türkleri aleyhine her an değiştirilmesine olanak vermek demektir'' .

3) Türk askerinin adadan tamamen çekilmesi, ''Kıbrıs'tan İngiliz ve Yunan askerlerinin tamamen çekilmesine ve Rum ordusunun terhis edilmesine bağlıdır'' .

Orgeneral Büyükanıt'ın ifade ettiği ''nihai çözüm ve askerin geri çekilmesi açıklamasının'' bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.

Çünkü bu koşullar gerçekleşmediği takdirde ne Kıbrıs Türklerinin geleceği güvence altına alınabilir ne Türkiye'nin stratejik çıkarları korunabilir; ve ne de varılmış olan nihai çözüm yaşatılabilir.

Aksini düşünenler...

Bazı çevreler Sayın Büyükanıt'ın açıklamasını şu şekilde yorumlayabilirler:

1) Nihai bir çözüme varılınca Kıbrıs'taki (KKTC'deki) 30.000 kişilik kolordu tamamen geri çekilecek; adada karakol görevi yapacak ''sembolik bir güç'' bulunacak ve Türkiye bununla yetinecek.

Buna karşılık çok güçlü (ve yüklü) İngiliz askeri gücü ve üsleri; Yunanistan'ın deniz, hava ve kara üsleri ve askerleri; Rumların uzun yıllardan beri çok güçlü bir düzeye çıkardıkları askeri güçleri adadaki yerlerinden kıpırdamayacak.

Varılan nihai anlaşma İngiliz, Yunan ve Rum güçlerini etkilemeyecek; ancak sadece Türk ordusu anlaşma gereği adadan ayrılacak.

Böyle bir anlaşma ''nihai bir anlaşma'' olmaktan çok ''Kıbrıs'tan Türkiye'nin, Türklerin ve Türk askerinin tasfiyesi'' anlamına gelir.

Adada bırakılacak sembolik Türk gücü ise adı üzerinde ''sadece semboliktir'' ve etkisi de sembolik olmaya mahkûmdur.

- Ne ''nihai anlaşmanın güvencesi'' olabilir;

- Ne de adada oluşacak Rum egemenliğini önleyebilir.

Bugün fiili durum bizden yana iken, uluslararası antlaşmalar elimize önlem alma hakkını tanımışken bile bunları kullanamıyoruz. Sembolik güçlerle haklarımızı koruyacağımızı sanmak, ''Kıbrıs'tan tasfiye edilmenin kılıfını hazırlamaktan başka bir şey değildir''.

AB ile ilişkiler ve Kıbrıs

- Üstelik ortada, AB'ye tek yanlı bağlanmış ve onun yedeğine alınmak istenen bir Türkiye var;

- 17 Aralık 2004 belgesi ile Rumların ve Yunanistan'ın Türkiye ile kedi-fare oyununu oynayabilmeleri için tüm koşullar hazırlanmış. Üyelik görüşmeleri adı altında; ''Türkiye'yi içeri almama ve bekleme odasında iğfal etme koşulları'' tüm ayrıntılarına kadar kurgulanmış.

Bu koşullar altında ''Kıbrıs'ta nihai çözüm ve askerin çekilmesi'' meselesi,

- Sadece Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili değildir;

- Aynı zamanda, ''Türkiye'nin AB ile ilişkilerindeki sorunlarla da ilgilidir'' .

Türkiye-AB ilişkilerinde denge kurulamıyor ve tek yanlı bağlanma derinleşiyorsa: Kıbrıs sorununda Türkiye'nin çıkarlarını koruyabilecek nihai bir çözüme ulaşma imkânı da bulunmamaktadır.

Zaten bu nedenle gayri milli iş çevreleri ile gayri milli İslamcı siyasiler aynı koroda yer alıyorlar.

- ''Kırk yılımızı Kıbrıs'ta boşuna harcadık''

- ''Rumları, adanın tek hâkimi olarak tanımama lüksümüz yok''

- ''Kırk yıllık Kıbrıs politikamız değişecek'' demeye başladılar.

Bu koro, kafalarındaki nihai çözümü de ortaya koymuş oluyor. Sayın Büyükanıt'ın ifade etmek istediği ''nihai çözüm'' ile gayri milli koronun kafasındaki ''nihai çözüm'' ün aynı şey olduğunu düşünemeyiz.

Gayri milli koronun gözü, kulağı, cebi, iktidarı.. Brüksel'e, Washington'a ve vahşi kapitalizme göre programlanmış bulunuyor.

82 yılı boşuna harcadık diyemedikleri için 40 yılı boşuna harcadık, deyip işi şimdilik kılıfına uydurmaya çalışıyorlar.