|
|
ABD'de
ziyaret ettiği Fethullah Gülen ile görüşen Alman
gazeteci Rainer
Hermann Frankfurter
Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yayınlanan
"Hayır işle ve sabırla etkisini
göstermesini bekle" başlıklı
makalesinde:
"Hâlbuki Gülen'in
geleneğine sadık kaldığı İslam tasavvufu hiyerarşi tanımıyor. Kaldı ki
generallerin söz sahibi olduğu bir dönemde görünür bir örgütlenme
yapısına
sahip olmak tehlikeli de olurdu. "1
Alman
yazarın
yazısını yayınlayan Zaman, Gülen’i aklamanın telaşında!
Alman yazarın, Gülen’le
bizzat görüşüp yazdığı yazıda görülebileceği gibi, gizli bir
teşkilatlanma
içinde olduğu ortaya çıkacaktır.
“Generallerin
söz sahibi olduğu bir dönemde”:
yani, Ergenekon ve Balyoz safsatalarıyla
tutuklanan, atlantik ittifakına karşı olan askerlerin, ekarte
edilmesinden
önce: “görünür bir örgütlenme yapısına
sahip olmak tehlikeli”ydi. Artık cemaat, camiaya ve oradan da
‘hizmet’ kavramıyla tanımlanan
görünür
bir örgütlenme olarak varlığını sürdürmekteydi.
İslam’ın, İsevileştirilmesi
misyonunda, stratejik önemi olan fethullahî gericilik; emniyet,
istihbarat,
hukuk ve eğitimde güç kazanmış ve CIA merkezli olan kimliğini açıktan
görünür
kılmıştı. Güneydoğu’da, Kürt-İslam (:aslında İsevi) Üniversitesi
hazırlıkları,
sempozyumlarla ve sivil toplum örgütleriyle İslamcı/İsevilik merkezli
çözüm
önerileri uygulanmakta ve asıl
sorun olan: “ağalık”, “toprak mülkiyet
ilişkileri”, “ekonomik sömürü” ötelenmektedir.
Dolayısıyla, dinlerarası
diyalogla İslam’ı diğer dinlerle barıştırma/birlikte hareket etme(?)
safsatası,
Abant toplantılarında sunulan “Kürt kimliğinin kabulü”, “Kürtçe’nin
eğitim dili
olması” gibi yapay çözüm arayışı birleştirilmeye çalışılmakta ve Kürt
kökenli
yurttaşlarımız, Protestan İslam’a
eklemlenme tehlikesiyle baş başadır.
Öyle
ki,
Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi gibi, Said-i
Kürdi’nin Medresetü'z Zehra projesinin uygulanması açık açık
tartışılır
hale gelmişti. Kırklareli Üniversitesi Fen Edebiyat
Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Teoman Duralı da, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamayla: “üniversite”ye, “medrese”;
“fakülte”ye, “mektep”
denilsin açıklamasını
yapıyordu.
Medresetü'z Zehra’nın kurulması yönünde, fethullahîlerin
açıklamaları ve Risale Akademi tarafından Ekim ayı başında Van’da “Said Nursî’nin Eğitim Felsefesi:
Medresetüzzehra Sempozyumu”nda sunulan bildirilerde de
görüleceği gibi:
gerici eğitim projesi; bir yüksek eğitim programı, medeniyet programı
ve
şizofren Said-i Kürdi’nin asırlık hayalî olarak yansıtılmaktaydı.
Fethullah Gülen’in
ABD
tarafından bu denli kollanmasının nedenini birçok kez yazmıştım. Zaman
Gazetesi’nden bir zat-ı muhteremin yayınevini arayarak:
“dokunan yanar
diyorlar, siz de yandınız mı?” yönünde tehditkâr
ve
bir o kadar aptallıkla örülü cüretkâr lafzıyla andığı, “Yeni Osmanlı Misyonuyla
Kürdistan’ın İlânı Ergenekon ve Fethullah”
kitabımda konuyu ayrıntısıyla yazmıştım.
Söz
konusu
kitabımda, Gülen hareketinin Protestan İslam’ın inşasında misyonunu
ortaya
koymuştum. Kitapta:
“Gülen’in dinlerarası diyalogla toplum
içinde “Görünmez
Kilise” oluşturmaya”
çalıştığını ve konuyla ilgili olarak, araştırmacı
yazar Aytunç Altındal’ın bir televizyon programında
dikkat çektiği “Göze
Gözükmeyen Kilise” kavramıyla, günümüzün misyoner
stratejisi hakkındaki
şu saptamalarını alıntılamıştım:
“Hıristiyan
âleminde iki önemli kilise kavramı vardır. Bir tanesi bildiğimiz
kiliseler,
ikincisi “Invisible Church” dediğimiz göze gözükmeyen
kilisedir. Yani
somut ve mevcut bir dünya olarak göremediğimiz bir türden kilise var.
Protestanlar
tarafından kurulmuş olan bu kilise der ki; Şahısların
Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçmesi gerekmez. Oldukları yerde
oldukları gibi
kalsınlar. Ama bizim istediğimiz gibi düşünsünler. Yani Müslüman gibi
düşünemesin, Hıristiyan gibi düşünsün ancak Müslüman gibi yaşadığına
inansın.”
Bugün ülkemizde de BOP kapsamında Fethullah Gülen’in
“Ilımlı İslam” kimliğiyle
üstlendiği
görev, İslam’ın bir nevi İsevîleştirilmesidir.2
Yaşanılacak
dönüştürme süreci içinde dünyaya Hıristiyan gözüyle bakan, o kültürü
benimsemiş
yaşam tarzı süren ve kendini Müslüman olarak kabul eden bir toplum
yaratmaktır.
Dinlerarası diyalog kapsamında “Protestan
İslam” adı altında bir ‘din’ oluşturulmaya
çalışılması, gerçeği tüm
çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.3
1
Cihan,
11.11.2012
2
İsevîlik =
Hristiyanlık
3
Bunun
İslamiyetle tam olarak örtüşmediği görülmektedir. Özendirilen Hristiyan
yaşam
tarzıyla dönüştürülmeye çalışılan Doğu toplumunun Gelecekte Batıya
hareket
serbestîsi, kaynak, güvenilir pazar ve finans sağlayacağı
kıymetlendirilmektedir. Powell’ın Türkiye’yi İslam Cumhuriyeti olarak
görmesi
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türkiye’ye biçtiği bir rolün
bir
neticesi olarak değerlendirilmektedir. ABD tarafından Türkiye
(Türkiye’deki
mevcut yönetim), Malezya (Malezya Başbakanı Abdullah Bedevi), Endonezya
(Medya
İmamı Abdullah Gımnastıar), Ürdün ve Pakistan “Ilımlı İslam” için birer
umut
olarak gösterilmektedir. Bkz. Newsweek, “Happy Faces of Islam”.
|