Fenerbahçeli, GeSe li bakan makan yok...Biber gazının kokusunu almışlar.. Gelmediler. Bir şey daha dikkatimi cekti.TeVe'ler saatlerce, polis arabalarını ters çeviren.. Benzin istasyonunu yakmak isteyenHayvanları gösterdi. (Açık İstihbarat: Benzin istasyonundaki olayları gösteren kameranın tesadüf eseri(!) olayları en iyi şekilde görüntüleyecek açıda, bir çatıdan çekim yapıyor olması, olayların arkasındaki gücün sahaya bıraktığı en büyük izdir.O kameranın izini sürenler, sözkonusu sahneleri bir "false flag" operasyonu olarak kurgulayanları da bulur)
Davutoğlu, 'Ortadoğu Birliği' diye isimlendirilen Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Suriye arasında imzalanan deklarasyon sonrasında yaptığı açıklamada: “İnşallah zamanla bu diğer bölge ülkelerini de kapsayacak şekilde gelişecektir.” dedi. Davutoğlu, Washington'da kendisiyle röportaj yapan gazeteci Jackson Diehl'e “Osmanlı milletler topluluğu” hedefini anlattı: “İngiltere eski sömürgeleriyle bir milletler topluluğu halinde, neden Türkiye eski Osmanlı topraklarında, Balkanlarda, Ortadoğu ve Orta Asya'da yeniden liderlik kurmasın?”
Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından Jolly Tur'un kırmızı otobüsüyle Silivri'ye götürülen gazeteciler, hapishanenin şartlarını çok beğendi..
Yemekler güzel, mekanlar geniş, gardiyanlar güleryüzlü, Bakan demokrat, ekmekler fırından geliyor, gazete servisinde aksama yok. Kuş bile besleyebilirsiniz!
"TSK'ya sızmaktan
" tutuklanan Genelkurmay Başkanı eğer isterse psikolojik destek, el sanatları ve öfke kontrolü kurslarına katılabilirmiş!
Teolojik bir soru ile karşı karşıyayız...
Sizin cevabınızı merak ediyoruz..
Suriye'de bizimkilerin CIA ve şurekası ile birlikte her türlü silahlandırdığı, kışkırttığı, "muhalif" sıfatı ile pazarlanan teröristlerin, dün Şam'da gerçekleştrdikleri bombalı saldırı sonucu 55 kişi hayatını kaybetti. Bunun 24'ü, o sırada geçmekte olan okul otobüsünün içindeki çocuklardı.
Gelen haberlere göre, bölgede toplanan kalabalık, "Çocuk katili Erdoğan" diye slogan atmaya başladı.
Bir zamanlar muhalifken 180 derece dönerek padişah yalakalığına başlayan Sümbül Ağa'lardan Yiğit Bulut "4 ay 7 gün" sonra yeniden ekranlarda peydah oldu. "4 ay 7 gün" diye özellikle vurguluyoruz çünkü dün, AKP gemisinin en çığırtkan miçosu Sevilay Yükselir , sevindirik surat ifadesi ile, sanki beklenen mesihi karşısında bulmuş gibi tekrarlayıp durdu bu süreyi, Yiğit Bulut'a karşı. Kavuşmuş ülke yiğidine, Sevilay pür neşe.
Yeni-liberallerden olan Akyol'un, müslümanlığını “iman”la açıkladığı Said-i Kürdi'nin; islamcı-Kürtçü yönüne değinmeksizin, “şehitlik” kavramı üzerinden iade-i itibarda bulunuyor. Başka bir yazısında da: “Aslında, “Batı’daki iyi unsurları ithal edelim” fikri, İslam dünyasında son iki yüzyıldır çokça savunuldu. Ancak bu “ithal”in sağlam bir “ilahiyat”ı yapılamadığı noktada, bazı ithalciler, tümden Batılılaşıp kendi medeniyetlerini terke kalktılar. diyordu. İthal müslümanlığıyla, işgal kuvvetleriyle olan işbirliğiyle tarihe geçen bir kişiliğe, Batılılaşmanın karşısında konum vermek, Akyol gibi liberal-muhafazâr sentezin “ilahiyatı”nda oluşan ayrı bir patolojinin sonucu olduğu ortadadır.
ABD’de on yıldır uygulanan, sonu belirsiz bir terörizmle savaş söylemi, insanların yaşamlarına her an müdahale etmeyi, kişi özelini ortadan kaldırmayı meşrulaştıran terörizm tehdidi, bu aracın kullanılmakta olduğunu gösteriyor. New York eyaletinin Eğitim İdaresi’nin başlattığı bir uygulama, “düşünce denetlemek için dili denetleme” çabalarının, bir tür “düşünce polisliği” nin de gündeme geldiğini gösteriyor.
Bu nedenle de,benzeri yakıştırma ve söylemlerin bazı asker ya da sivil ilkesiz,seviyesiz kişiler üzerinden alınan yalan yanlış bilgilerle maksatlı,planlı ve organize bir şekilde Silahlı Kuvvetler dışında birilerince üretildiğine inanıyorum. Hasan Celal Güzel diye bakanlık yapmış birinin böyle bir senaryoya inanarak onu kullanmasına da anlam veremiyorum.Eğer kendisinin aksi bir iddiası yoksa onun bu kirli kampanyada rolü ve konumu olamayacağı düşüncesi ile sadece kişisel bir hata olarak değerlendirmeyi tercih ediyorum. Şunu açıkça ve gururla ifade edeyim ki;
Her gün bir açıklama! Hani askerler bundan böyle sivillerle dalaşmayacaktı? Nedir yani Bekir Coşkun'a verilen muhtıranın yaptırımı? Darbeyle işbaşına gelip Bekir Coşkun'u Mamak Cezaevi'ne mi tıkacaksınız?
Yok, bu böyle olmayacak..En iyisi Tayyip Erdoğan, Mustafa Karaalioğlu'nu arasın, Necdet Özel'e Star gazetesinde bir köşe açsınlar! Şöyle kollarını birbirine kavuşturup hafif yan dönerek poz verdiği bir fotoğrafı da da köşeye koysunlar..Hasan Cemal'in üniformalısı gibi...
Tayyip Erdoğan'dan gördüğü 'haksızlığı' yıllardır içinde biriktirdiği anlaşılan Ahmet Tezcan, daha fazla dayanamadı ve kendi içinde bulunduğu durumla hiç de âlakası olmayan Bekir Coşkun'a patladı. Coşkun'un Genelkurmay'ın sert açıklamasına neden olan yazısını sözümona 'eleştiren' Tezcan, beyefendiliği tamamen bozmakla kalmayıp "Ahmet Tezcan'ın bu derece asker dostu olduğunu bilmiyorduk" diye de düşündürdü..
O yüzden size 2012'de gerçeleşecekleri yazacağım. Bazıları ilginç bazıları sıradan. Fakat yine de yazının sonunda bir kehanet var sizlerle paylaşmak istediğim. Riskli ama önemli. Başlayalım... 2012 yılında....
Son soz olarak, CIA ve NSA son sekiz yildir Turkiye uzmani ve Turkce bilen kisileri ise almak icin cok sayida ilan verdi. Hic dusundunuz mu nicin muttefik bir ulke, NATO uyesi bir dostu icin bu tip ilanlar verir? Ciddiyetle dusunmenizi tavsiye ederim. Ayrica ABD’den 2001-2005 yillari arasi Turkiye’ye donen siyasileri, gazetecileri ve Turkiye kokenli bazi kisileri iyi takip etmenizi oneririm,sakın faust olmasinlar…..
Özdemir ve Aytaç’ın “tasfiyesi”nde, Genelkurmay Başkanlığı’nın ısrar, talep veya rolü olmuş mudur?
Öyleyse iktidar, bugüne kadar Genelkurmay’ı iplemezken, neden harekete geçmiştir?
Her neyse ne, ama şu açık, Orhan Özdemir meselesi Orhan Özdemir’den, Önder Aytaç meselesi de Önder Aytaç’tan ibaret değil!..
Bu belirsizlik, Türkiye'nin önündeki en büyük engel olarak gerçekliğini korumaktaydı. Kürt siyaseti, etnik ayrışmayı ve etnik vurguyu öne çıkardığı sürece de özne olarak sahnede yer alamayacaktı. Liberal-muhafazakâr gericiliğin diline evrilmesi gerekiyordu. Liberal lâfazanlık, iç politik yapıda etnik Kürt siyasetini ayrıştıracak ve de ayrışan tarafların rolü Barzani'nin Pan-Kürdist açılımlarıyla bütünleştirilecekti.
Cemaatin önde gelen isimlerinden Hüseyin Gülerce, ilginç bir yazı yazıyor ve işin bam telindeki savrulmalara işaret ediyordu:
Oysa her gün ortalama 1000 mültecinin sınırlarımızdan giriş yaptığını da göz önüne alırsak herkesten önce bizim Esad yönetimiyle diyalog kurmamız ve bir çözüm geliştirmemiz gerekirdi. Türkiye’nin menfaatine olacak dış politika bunu gerektirirken; Başbakan Erdoğan Esad yönetimiyle ipleri koparan “Suriye’de muhatabımız kalmamıştır” demecini verdi.
Mülteci akınına çözüm anlamında AKP iktidarının aklından geçen şey ise Türkiye’yi Suriye ile savaşa sürükleyecek cinsten: “tampon bölge”