"Muhalif yandaş" kimliğine oynayacağım derken çarşafa dolanan ve Aktüel dergisindeki yazarlığı sona eren Fikri Akyüz, giderayak Nagehan Alçı-Rasim Ozan Kütahyalı çiftinin Aydın Doğan'ı misafir ettikleri milyon dolarlık "mutlu yuvayı" da ifşâ etti. Açık İstihbarat olarak Üsküdar'daki yalı dairelerin fiyatını, bu servetin iddia edildiği gibi "Alçı'nın zengin babasından" miras kalıp kalmadığını ve çiftin İstanbul'daki başka "mutlu yuvalarını" da araştırdık. Şaşıracak hali kalmış olanlarınızın dudağı uçuklayacak! -----------------------------------------------------
"Muhalif yandaş" kimliğine oynayacağım derken çarşafa dolanan ve Aktüel dergisindeki yazarlığı sona eren Fikri Akyüz, giderayak Nagehan Alçı-Rasim Ozan Kütahyalı çiftinin Aydın Doğan'ı misafir ettikleri milyon dolarlık "mutlu yuvayı" da ifşâ etti.
Açık İstihbarat olarak Üsküdar'daki yalı dairelerin fiyatını, bu servetin iddia edildiği gibi "Alçı'nın zengin babasından" miras kalıp kalmadığını ve çiftin İstanbul'daki başka "mutlu yuvalarını" da araştırdık.
Şaşıracak hali kalmış olanlarınızın dudağı uçuklayacak!
-----------------------------------------------------
Pek meşhur israilli Rafael Sadi'li neo-con hareketine göz kırpmalardan, Öcalan'ı 'sol hareketin doğal lideri' haberleriyle parlatmalara, 'biz yaptık oldu', 'biz dememiş miydik' gazeteciliğine varan bir serüvende doğal karşılanmalıdır.
Her dönemin kalemşörü sıfatından başka, Nazlı Ilıcak OdaTv davasına 'müşteki' sıfatıyla katılmaktan vazgeçtiğini açıkladı, Türkiye Suriye'ye karşı koç başı işlevle 'öfke yüklemesine' tabî tutuluyordu ki, OdaTv Taraf'ın 'tarafı' olarak adımlarını sağlamlaştırdı.
Kamuoyunun 40 yıldır çok iyi tanıdığı Nazlı Ilıcak'ın bir Başbakan'a mektup yazıp "Eşimi bakan yapın" isteğinde bulunacak bir tıyniyete sahip olup olmadığı sorusunu vicdanlara bırakıyor ve baş kahramanı yine Ilıcak olan bir olayı, "gizli tanığın" moda olduğu bu ortamda " gerçek tanıklığa" dayanarak gündeme getiriyoruz:
Tarih: Mart 2005
Karşılarında ise, Türkiye'nin en eğlenceli moderatörü Latif Şimşek ve yeni vesayetin emniyet subaplarından Nagehan Alçı. Karlıbel, "Ergenekon" sanıklarını Almanya ile bağlantılandırdığını iddia ettiği ve "Ergenekon" duruşmasında tanık olara dinlenirken sunduğu "belgeler" hakkında konuşuyor. Veli Küçük'ün kızı canlı yayına bağlanıp , Karlıbel'in sunduğu belgelerin sahte olduğunu ortaya koyuyor. Bu arada Latif Şimşek araya girip önüne gelen mesajları okuyor. Ve Türk televizyonlarında ikinci "Fenasi" vakası şu şekilde gerçekleşiyor.
Tayyip Erdoğan, "şiir okuduğu için hapi yattığı" yalanına kendisi de o kadar inandı ki şimdi bütün zamanların en mağdur dolar trilyoneri olarak hepimize hayatı zehir ediyor..
Oysa Tayyip Erdoğan, yeni paradigma kurgulayıcıları tarafından, AKP iktidara gelsin ve Cumhuriyet'i tasfiye etsin diye hapis yatırılmıştı..
Sonra biz de öyle oluruz maazallah..
-----------------------------------------------
Kendine hizmet edenleri bile işini iyi yapmıyor diye işten atmaya başlayan bir iktidar portresinin son kurbanı Mehmet Altan. Zekasının karatını çok ölçmüştük, ahlakının karatını da ortaya koyuyor. Bir kadın memesine vatan satanların, ensesti savunanların çıktığı bir ailenin ferdinden ahlak beklemek zaten gereksiz. Yıllardır hizmet ettiği düzen sanki yeni bozulmuş ve kendisi de onurlu bir duruş sergiliyor havalarında en kahraman Rıdvan'ı oynuyor. Yakın tarihin en faşizan dönemine hizmet edenlerin ağababalarından biri işinden olunca günah çıkarıyor.
AKP'nin ortadan kaldırdığı düzenleme, “Nereden Buldun?” sorusunun sorulmasına dayanak olan yasa maddeleriydi!
“Nereden buldun”un kaldırıldığı tarihte en küçüğü 12, en büyüğü 30 yaşında olan, çoğu da 1980'den sonra doğan girişimci çocuklar, ilk AKP hükümetinin kurulduğu 18 Kasım 2002 tarihinden itibaren bugüne değin on sekiz adet limited ya da anonim şirket kurdular! 2008 yılı itibariyleyse şirketlerinin sermayesi 30 milyon YTL'yi aşmıştı.
Karar Mudanya ilçesine bağlı Zeytinbağı Beldesi’nin Belediye Meclisi’ne aitti ve beldenin adı Trilye olarak değiştirilmiş, İçişleri Bakanlığı tarafından onaylanmıştı! Peki 8 yıl içinde neler olmuştu da İslamcı iddialarla yayınlanan Yenişafak gazetesi bile haberi, “Trilye’ye iadei itibar” başlığıyla verebiliyordu. Yani Türkiye’de bir belde, Türkçe Zeytinbağı olunca itibarsız, Rumca Trilye olunca itibarlı oluyordu Yenişafak’a göre!
Yapılan mezalimden diğer düşman kuvvetleri bile rahatsız oldu. Savunmasız Müslüman halka yapılanlara dayanamayan Rus Başkomutanı, “Bütün bu hallere son verilmezse Müslüman halka silâh dağıtmak zorunda kalacağını” söyledi. Yine bunlardan birinde Rus Albayı Griasnoff, genç bir Ermeni kızını bir caminin avlusuna götürerek Ermenilerin yaptığı mezalimi göstermiş, yapılan iş karşısında üzüleceğini beklediği Ermeni kızın büyük bir zevkle kahkaha attığını ve yapılan işi beğendiğini söylemesi karşısında, bu Ermeni kızdan tiksindiğini ifade etmişti.
Yatırımları Manisa’da yoğunlaşan Zorlu(Vestel), sanayi yatırımlarını geliştirmek varken, İstanbul’da emlak yatırımına girişti. 2007’de, Levent Karayolları arsasını Özelleştirme İdaresi’nden 800 milyon dolara aldı. 83 bin metrekarelik araziye, AKP’nin inayetiyle, 683 bin metrekarelik inşaatı,hukuku da çalımlayarak, dikti (oysa hak, 240 bin metrekaredir) ve İstanbul’un hem dokusuna, hem geleceğine hayrı olmayan, ama kendisine devasa rant sağlayacak beton yığınını yarıladı bile. Kabahat Zorlu’da mıdır?
Ülkenin deprem kuşağında olması ve binlerce vatandaşın hayatının risk altında olması hükümet için fırsata dönüştü. Bu konuda atılacak en büyük adımlardan biri olarak düşünülen “Âfet riski altındaki alanların dönüştürülmesi” hakkındaki yasa tasarısında sona yaklaşıldı. Yeni yasa kendinden önceki hiçbir imar ve çevre yasasını tanımayacak denli büyük yetkilerle donatılacakken, ülkenin anahtarları adeta TOKİ’ye teslim edilecek.
"İktidarı kaybetsek dahi rant sürecek"
O yüzden size 2012'de gerçeleşecekleri yazacağım. Bazıları ilginç bazıları sıradan. Fakat yine de yazının sonunda bir kehanet var sizlerle paylaşmak istediğim. Riskli ama önemli. Başlayalım... 2012 yılında....
Gelişini önceden haber veren bu lüks topuk sesine kaliteli bir parfüm ve kusursuz bir makyaj eşlik ediyordu...Koridorun başında beliren kadın, güvenlikçilerle didişip duran topluluğa yaklaştı.
Makyajlı dudaklar aralandı, ince ve buyurucu bir ses, "Çekilir misiniz, benim salona girmem gerekiyor" dedi...
Saatlerdir kapıda çene patlatan avukatlar, gazeteciler, tutuklu yakınları, vatandaşlar, hatta özel güvenlik görevlileri bir an aralarındaki tartışmaya son verip "Bu da kim?" der gibi birbirlerine baktılar.
Son soz olarak, CIA ve NSA son sekiz yildir Turkiye uzmani ve Turkce bilen kisileri ise almak icin cok sayida ilan verdi. Hic dusundunuz mu nicin muttefik bir ulke, NATO uyesi bir dostu icin bu tip ilanlar verir? Ciddiyetle dusunmenizi tavsiye ederim. Ayrica ABD’den 2001-2005 yillari arasi Turkiye’ye donen siyasileri, gazetecileri ve Turkiye kokenli bazi kisileri iyi takip etmenizi oneririm,sakın faust olmasinlar…..
Özdemir ve Aytaç’ın “tasfiyesi”nde, Genelkurmay Başkanlığı’nın ısrar, talep veya rolü olmuş mudur?
Öyleyse iktidar, bugüne kadar Genelkurmay’ı iplemezken, neden harekete geçmiştir?
Her neyse ne, ama şu açık, Orhan Özdemir meselesi Orhan Özdemir’den, Önder Aytaç meselesi de Önder Aytaç’tan ibaret değil!..
Bu soruya AKP yandaşları; “günümüzde kendisinden hesap sorulamayanlar yargı önünde hesap veriyor” gibi süslü ama içi boş bir hediye paketi ile cevap veriyor.
Evet, cevap gerçekleri yüzeysel olarak doğruluyor. Ancak dediğim gibi paketin içi boş! “Ötekiler” yargının bağımsızlığını sağlamak yerine; karşı olduklarını, yanlışlıklarını dile getirdikleri “düzeni” daha da “düzensiz” hale getirdiler.