AÇIK İSTİHBARAT

Düşünen Beyinlere Bilginin Adresi...
MİT Siyasetten Elini Çekmeli - Behiç Gürcihan / Açık İstihbarat

Behiç Gürcihan
bgurcihan@superonline.com


Türkiye gibi bir ülkede iç ve dış istihbaratı ayırmanın; ABD'nin jeopolitiği ile Türkiye'nin jeopolitiğini aynı kefeye koyan yanlış bir yaklaşım olduğu savunulabilir fakat Hakan Fidan'ın bu ülkeye yapabileceği en büyük hizmet çok daha temel bir konuda yatıyor.

Çok daha temel bir soru ile başlıyor...İstihbaratın ülke dinamiklerinde rolü ne olmalıdır?

Yeni MİT başkanının mutlaka izlemesi gereken ve bir ihtimal izlediği bir film var.


Açık İstihbarat - Oyun Bozan
www.acikistihbarat.com

03  Haziran 2010 Perşembe


Oyun Bozan

MİT Siyasetten Elini Çekmeli

Behiç Gürcihan - Açık İstihbarat




100. Yýl Mutabakatý


Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığına getirilmesi ile birlikte ezbere yorumlar yapıldı. "Astsubay" kökenli olmasından kaynaklanan yorumlar bu yelpazede en ucuz olanları temsil ediyordu. AKP döneminde atanması "AKP'nin adamı" şeklindeki anlaşılabilir tespitleri beraberinde getirirken; Murat Yetkin'in yazdığı kulis, Hakan Fidan'ın MGK'da "asker" tarafından da önerildiği yönündeydi.

Hangi ezbere yorum yapılırsa yapılsın; Hakan Fidan , bir astsubay üzerinden başlatılan "Ergenekon" sürecinde, bir başka astsubay üzerinden gelinen önemli bir virajı temsil ediyor.

Ezber yorumları bir zemine oturtmak için önce içinden geçtiğimiz bu virajın adının doğru koymak gerekiyor. Bu virajın adı : istihbaratın yeniden organizasyonu.

Ve bu viraj devletin içindeki bütün alan çekişmelerine rağmen; Yeni Devlet'in mutabakatı ile alınıyor. (Yeni Devlet kavramının ilk ortaya atıldığı 16 Eylül 2008 tarihli yazıyı okumak için tıklayın)  Bu süreci sadece AKP tabanlı okumak; AKP fenomeninin bir neden değil, sonuç olduğu gerçeğini gözardı etmekle eşanlamlıdır. Hatalı bir analiz olacaktır.

Medyada çıkan haberler doğruysa Hakan Fidan'ın "yeniden organizasyon" projesine kafa yorduğu ; Türkiye'de istihbaratın iç ve dış istihbarat gibi iki farklı kola ayrılması ve elektronik istihbarat için ABD'nin NSA kurumu benzeri bir kurum kurulması gibi konulara kafa yorduğu anlaşılıyor.

Bu tespitlerin doğruluğu veya yanlışlığı; yurtdışındaki diğer istihbarat teşkilatlarının hangi yönleri ile örnek alınması gerektiği tartışması bu yazının kapsamı dışında.

Türkiye gibi bir ülkede iç ve dış istihbaratı ayırmanın; ABD'nin jeopolitiği ile Türkiye'nin jeopolitiğini aynı kefeye koyan yanlış bir yaklaşım olduğu savunulabilir fakat Hakan Fidan'ın bu ülkeye yapabileceği en büyük hizmet çok daha temel bir konuda yatıyor.

Çok daha temel bir soru ile başlıyor...İstihbaratın ülke dinamiklerinde rolü ne olmalıdır?

Yeni MİT başkanının mutlaka izlemesi gereken ve bir ihtimal izlediği bir film var.

"The Good Shepherd" filmi ; CIA'in kuruluş yıllarını ele alan; başrollerinde Robert De Niro, Matt Damon, Angelina Jolie, Alec Baldwin gibi isimlerin yeraldığı başarılı bir yapım.

ABD'nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında donanması bünyesinden bir istihbarat teşkilatı çıkarmaya çalışırken yaşananlar özellikle bir noktada Hakan Fidan'ı çok ilgilendiriyor.

ABD istihbarat tarihinin önemli isimlerinden Sullivan'ı oynayan Robert De Niro çaylak Matt Damon'a kurduğu servisin geldiği nokta hakkında şikayet ederken şu cümleyi kullanıyor:

"Ben bu servisi Amerikan'ın gözü ve kulağı olsun diye kurdum; kalbi ve beyni olsun diye değil"

Bir istihbarat teşkilatının o ülkenin çıkarları için gözü ve kulağı olmaktan çıkıp ; o ülkenin kaderini belirleyen kararları almaya başlayan bir beyin ve kalbe dönüşmesi ülke ve istihbarat teşkilatı için sorunun başladığı noktayı temsil ediyor.

Dünyada siyaset kurumu ile istihbarat teşkilatları arasındaki 11 Eylülden sonra şiddeti artan bir kavga yaşanıyor. İstihbarat teşkilatlarının siyaseti bizzat yönlendirmeye çalıştığı hatta bizzat devlet başkanları, siyaset liderleri atadığı, yetiştirdiği dönemlerden geçiyoruz.

 "Bir CIA Ajanı Olarak Obama"'nın rolüne daha önce değinmiştik.

Türkiye'de ise durumun çok farklı olmadığı bugüne kadar bir çok ciddi iddiaya konu olmuş durumda.

Bahçeli hakkında Türkeş'in mektubu ; Baykal hakkında Hulki Cevizoğlu'nun kitabında yer verdiği ve bugüne kadar yalanlanmayan iddia ve Tayyip Erdoğan'ın siyasi gelişim çizgisindeki "olağanüstü tesadüfler" masaya yatırıldığında; Türkiye'de siyasetin istihbaratın gölgesi altında büyümeye çalışan cılız bir fidan olduğu tezi güç kazanır.

Türkiye'de bir şekilde bugüne kadar hep "Devletin Adamları"  siyasetin köşelerine yerleştirilmiştir.

Keza; ülkenin siyasi gündeminde baş köşeye oturtulan bir çok uzun süreli dosyalarda yine istihbaratın mutfağından çıkmıştır. MİT'in eski başkan yardımcılarından Cevat Öneş'in ; "Kürt Açılımı"'nın 90'ların sonunda MİT bünyesinde pişirildiğini açıkladığı röportajları bu konuda güzel bir örnektir.

Benzer bir şekilde; Türkiye'de toplum mühendisliğinin en etkin şekilde kullanılan aracı olan dizilerin devletin istihbarat teşkilatlarının filtrelerinden nasıl geçirildiğini tahmin etmekte kimse zorlanmayacaktır. "Kurtlar Vadisi" bu anlamda ABD'deki "24"'ün muadilidir.

Bütün bu örnekler; CIA'in kurucularından Sullivan'ın zamanında dikkat çektiği tehlikenin kök saldığını göstermektedir. Uyarlamak gerekirse:

MİT; bu ülkenin gözü kulağı mı olacak, yoksa beyni ve kalbi mi?

MİT bu ülkede siyaseti yönlendiren bir kurum mu olacak yoksa siyaset kurumunun sağlıklı kararlar vermesi için doğru analizleri ve verileri üreten bir kurum mu?

Doğası gereği şeffaf duvarları değil, labirentten koridorları olması gereken bir kurumun kontrolden çıkması kısa süreler için doğal karşılaşanabilir ama bu kısa süreli sapmaların uzun vadeli sistematiğe dönüşmesi devlet ve millet adına ciddi bir kan zehirlenmesine işaret eder.

Bu nedenle istihbarat teşkilatlarının bir ülkede siyaseti yönlendiren ve hatta yöneten bir konuma gelmeleri çok sinsi , görünmez bir cuntalaşmanın ülkeye hakim olması anlamına gelir.

Bu cuntalaşma; askeri cuntalaşmalardan daha tehlikelidir. Çünkü demokrasi perdesi arkasında görünmezdirler ve her türlü meşruiyet zeminini üretme yeteneğine sahiptirler.

Aksine çağdaş ülkelerde siyaset istihbaratı denetleyen ve hesap soran noktadadır. Bu denetim mekanizması; istihbarat platformlarının oksijensiz ve zararlı organizmaların üremesine müsait kapalı havuzlarını kontrollü bir şekilde devir daime açar.

Sağlıklı demokrasilerde istihbarat teşkilatları o ülkelerin gözü ve kulağıdır; beyni ve kalbi değil.

Hakan Fidan'ın o göreve "getirilen" bir isim olarak bağımsız bir iradesinin olmadığı ortadadır. Fakat bu Hakan Fidan'ın kendisini oraya getiren iradeyi belli oranlarda ikna edemeyeceği anlamına gelmez.

Türkiye'de siyaset, "müttefiklerin" rahatça nüfuz edebildiği istihbarat platformları tarafından kurgulanan yapay  bir oyun olmaktan çıkarılıp; "müttefiklerin" aynı rahatlıkla nüfuz edemeyeceği kamuoyu dinamiklerinin siyaset üzerinden tecelli ettiği gerçekçi bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Hakan Fidan'ın MİT'i Devlet adına yeniden nasıl şekillendireceği, yukarıda tanımladığımız temel soruya net bir cevap vermeden anlamsız kalacaktır.

Ekonomi literatüründe ; devletin aşırı borçlanma ihtiyacının faizleri yapay bir şekilde yukarı çekip , ekonomiyi boğmasına "crowd out" etkisi denir.

Devletin değişmeye karar verdiği konjonktürel virajlarda toplumu ve bürokrasiyi yeniden şekillendirme adına duyduğu aşırı siyaset ihtiyacı benzer bir şekilde toplumu boğan bir "crowd out" etkisi yaratmaktadır.

Hakan Fidan ; devletin siyaset ihtiyacını makul düzeylere çekip, MİT'i  ülkenin gözü ve kulağı konumuna çekmediği sürece , gerçekleştirilecek her türlü yeniden organizasyon uzun vadede atıl kalacak; Türkiye siyaseti içine girdiği girdaptan kurtulamayacaktır.

Hakan Fidan astsubay olabilir. 
AKP döneminde atanmış olabilir ve bunla bağlantılı olarak haklı yakıştırmaların hedefi olabilir.
En önemlisi; Anglo-Sakson ekolle çok içli dışlı olması çok daha farklı endişeleri beraberinde getirebilir.

Bunlar bu aşamada spekülatif ve ezbere yorumlardır.

Hakan Fidan MİT'i siyasetten esas görev alanına çekmeyi başardığı sürece bu ezbere yorumlar güneş altındaki buz kadar hızlı eriyecektir.

Aksi takdirde; bürokratik ömrü MİT dışındaki dengeler kadar içindeki dengelere bağlı olan Fidan MİT'i özgün bir modele dönüştürmek yerine; tarihi başarısızlıklar , fiyaskolar,  katliamlar ve kargaşalarla dolu ABD İstihbarat teşkilatlarının kötü bir kopyasına dönüştürecektir.

"Asker siyasetten elini çeksin" klişeleri ; kendi alanı ile ilgili güvenlik siyaseti bile üretemeyen bir kurumun geldiği nokta gözönüne alındığında bugün için artık geçerliliği olmayan boş bir tespittir.

Fakat Türkiye'nin sağlıklı duyan ve sağlıklı işiten , fakat ülkenin beyni ve kalbi olma işlevini siyaset kurumuna bırakan, siyaset tarafından denetlenen bir MİT'e ihtiyacı somuttur.

Neredeyse bütün temel siyasi liderleri ile ilgili MİT bağlantısı iddiası bulunan bir ülkede bu adımı atmayı Hakan Fidan ne ölçüde başarabilecek; bekleyip göreceğiz.

Her halükarda; Türk ordusunun her şerefli ve vatansever astsubayının layık olduğu bir makanın Hakan Fidan'a ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.

B. G.




k.

Bu yazı 761 kez okunmuştur.
YORUMLAR:
Yazı yoruma kapalı.
YAZARIN SON 20 YAZISI
15.07.2010 19:11 Uğur'un Anlatmadıkları, "A. Abla" ve Öcalan'a "Sayın" Diyen General - Behiç Gürcihan
18.06.2010 04:35 Erken Doğum Yaptırılan "Yeni Devlet" ve Hayalperest Ebeleri - Behiç Gürcihan / Açık İstihbarat
03.06.2010 17:34 MİT Siyasetten Elini Çekmeli - Behiç Gürcihan / Açık İstihbarat
25.04.2010 19:02 Gülen Politbürosundan Son Hz. İsa Propagandası : "O" - Behiç Gürcihan
11.02.2010 18:25 "Laik Osmanlı"'nın Yeni Bekçisi : Yeni Genelkurmay - Behiç Gürcihan
24.01.2010 16:47 Altan Kardeşlerin ABD Militarizmi ile Ensest İlişkisi - Behiç Gürcihan
17.01.2010 17:09 İsrail'le Restleşmenin Özü "John Doe" Davasında Gizli - Behiç Gürcihan
22.12.2009 17:28 Ve TANRI DEMOKRAT Buyurdu: Özgürleşilecek, Özgürleş! - Behiç Gürcihan
08.12.2009 18:36 Erdoğan'a İkinci İkonik Terör Uyarısı - Behiç Gürcihan
06.11.2009 19:23 Türk Askerinin Son "Nefes"ini mi Alkışladınız? (Açılımın Kapanış Sahnesi) - Behiç Gürcihan
16.09.2009 18:37 Cengiz Çandar Anayasadaki Hangi Tuzağa Güveniyor? - Behiç Gürcihan
20.08.2009 17:27 "Ergenekon"'a Saklanmış Öcalan Affını Hürriyet'ten İzleyin - Behiç Gürcihan
28.05.2009 14:18 Askerin Sahneyi Terk Edişi - Behiç Gürcihan
04.11.2008 14:53 “Ergenekon”un Masumiyet Müzesi’nden Notlara Devam-Behiç Gürcihan
31.10.2008 15:51 Sanıklar Cephesinden Duruşmaların Perde Arkası-Behiç Gürcihan
25.10.2008 14:01 Sanıklar Cephesinden Duruşmaların Perde Arkası-Behiç Gürcihan
25.10.2008 02:21 Lale Sarıibrahimoğlu: “Hayalet “ Gemiye Hayalet Savunma Muhabirleri-Behiç Gürcihan
22.10.2008 17:19 Terör Örgütü Üyesi Olmak? (İddia ile İftira Arasındaki Fark)-Behiç Gürciha
22.10.2008 17:17 BEHİÇ GÜRCİHAN'IN SAVUNMASINDAN:“HUKUKİ(!) VE EDEBİ(!) BİR METİN OLARAK ERGENEKON İDDİANAMESİ…”
15.10.2008 19:15 Biz Sahiden Kaç Kişiyiz?-Behiç Gürcihan
TÜM YAZILARI
2004-2010
Açık İstihbarat