Kara Kuvvetleri Komutanlığı brövesinden Atatürk'ün Sakarya'daki ünlü siluetini kaldırmakla, "Şu Çılgın Türkler"in Harbiyelilere okutulması ile ilgili emir yayınlamak arasında yüzseksen derece zıt bir "Türkiye görüşü" vardır.
Yeni bröve sadece Atatürk'ün değil, Sakarya'nın da öneminin kavranmadığını, dolayısı ile kitapla ilgili emrin iş olsun diye verilmiş olduğunu göstermektedir.
Okuyucu hatırlayacaktır; Ağustos'un 29'unda ortada bugünkü gibi "tahrik mahrik ve Susurluk musurluk" yokken Batman'da gösteri yapılarak "Burası Türkiye değil, Kürdistan" sloganları atılması üzerine; "Batman bu 30 Ağustos, bir günlüğüne merkezi hükümet olmalıdır" diye yazmış, 29'u gecesi Hilmi Özkök'ün kimseye sormadan uçağına atlamasını, Batman'a giderek Ankara Hipodromunda yapılması gereken resmi geçitin o gün Batman'da gerçekleştirilmesi için kendiliğinden düzen almasını, ertesi sabah ta bölgeye gelecek Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu dahil resmî zevatı alanda karşılaması gerektiğini yazmıştık. Tabii yapılmadı.
İki buçuk ay sonra Şemdinli'de Türk bayrağı yakıldı.
a) 3 Mart 2003'te Erbil'de Türk bayrağının peşmergelerce dişlenmesi,
b) 4 Temmuz 2003'de Süleymaniye'de Türk askerinin başına çuval geçirilmesi (konu ile ilgili Amerikan kaynaklı fotoğraflara http://webpages.charter.net/andymonk/daniel6.html adresinden ulaşabilirsiniz),
c) aynı yaz Lefkoşa Sarayönü'nde Türk askerinin işgalci olduğunu belirten gösterilerin yapılması ve Rum bayraklarının taşınması,
d) Mersin'de Türk bayrağının yakılması,
e)Atina'da Türk bayrağının yırtılması,
f)Kıbrıs'ta hem de sınır boyundaki nöbetçi kulübesinden yine Türk bayrağının çalınması ve
d) En son olarak da "bröve" olayının;
Atanmış ve seçilmişlerin şiir gibi uyum içinde bulunduğu "üç yıllık" bir zaman diliminde yer almış olması sizce sadece ufak bir rastlantı mıdır?
4000 yıllık Türk tarihinde eşi benzeri görülmeyen bu "elim olaylar"ın hepsini üç yıla sığdırabilmek için hayli yetenekli olmak gerekir.
Milletimiz buna rağmen rahat olmalıdır; bayrağa el uzatan sair haşarat ile çuvalı gerçekleştiren Albay Maywill ve Amerikan 173'üncü Hava İndirme Tugayı görev timindeki faillerin isimleri vatanseverlerin veresiye defterlerine, "hesabı görülene kadar açık tutulmak kaydıyla" ve özenle not edilmiştir..
Devlet eliyle tahrik'i onaylamak elbette mümkün değildir fakat Batman-Şemdinli hattına doğru teşhis koyabilmek için basit bir detektif mantığını izlemekte yarar olduğunu düşünüyorum.
Şemdinli'deki "provokasyon"dan en fazla kim çıkar sağlar?
Meraklısı bilir, katili bulmak için olaydaki "kadını" izlemek gerekir.
Ortadoğu'da ise "fail"i, ancak o olaydan çıkarı olanların kim olduğunu çözersek buluruz. Yüzyılın başındaki Sykes-Picot anlaşmalarından beri bütün izler aynı adrese çıkmaktadır.
Lawrence ile başlayan süreç BOP ile devam etmektedir.
Bush ve Blair şimdi Irak'ta büyük sıkıntıdadır. Ve bu işten en az zararla kurtulmak düşüncesindedirler.
Amaçlarına, belki Türkiye'yi işin içine çekerek ulaşabileceklerini değerlendirmiş olabilirler.
Demek ki Şemdinli'de de Amerikan-İngiliz-İsrail parmağı aramak gerek.
Yoksa; planlanan bir "operasyonun" en ayrıntılı kroki ve isim listeleri ile silah, teçhizat ve malzemesini toplu olarak "olayın" 3 metre yakınındaki bir araçta kameraların servisine sunmak en acemi istihbaratçının bile yapacağı iş değildir.
Üstelik "fotoğraflı" kimlik kartı bile "kaza mahallindedir"..
85'den itibaren "sahada eğitilen ve pratik yapan" Türk ilgili birimlerinin bu kadar tecrübesiz olduğunu düşünmek büyük safdilliktir.
Provokasyon olduğu "provokasyonu" şu gerçeğin üstünü örtmemelidir..
"Şemdinli"nin ertesi günü eş zamanlı olarak ve bir merkezden yönetiliyormuşçasına Van, Ağrı Doğubayazıt, Erzincan ve İzmir'de "protesto gösterileri" yapıldı. Van'da, polis aracına molotofkokteyli atan gruptan 24 kişi gözaltına alındı
"Konu" ile yakından ilgili olarak, Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan benzer bir olayı ve "devletin" yaklaşım biçimini aktaralım isterseniz..
Erbâbı bilir..Devrim kanunları ve "Cumhuriyet"in fazla benimsenmediği bir sahil ilimizde halk; şimdi Batman ve Şemdinli'dekilerle mukayese bile edilmeyecek masumluktaki, "şapka da giymeyeceğuk, vergi de vermeyeceğuk" sloganları ile gösteri yapar.
Hamidiye Zırhlısı ertesi gün olay mahallindedir.
Vilayetin, çok eski ismi "Potamya" olan havalisi açığında şöyle bir görünür ve havaya kuru sıkı atış yapar..
Halk yine toplanır.. Fakat bu seferki sloganlar değişiktir.
"Atma Hamidiye atma.. Şapka da giyeceğuk, vergi de vereceğik"..
Cumhuriyet'in 82'inci yılını kutladığımız şu günlerde, "günün anlam ve önemine" ufak bir katkımız olsun istedik..
"Meselâ" dedik.. 13 Kasım 2005
"57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA
57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA
57'İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57'İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ"
Bu yazı 1307 kez okunmuştur. YORUMLAR: |