<%@language=vbscript codepage=1254%> <% Server.Execute("mt/track.asp") %> <% Response.Expires = -1000 Response.Buffer = TRUE Response.CacheControl ="private" %> Jeo-Kritik - 1 Eylül 2004
Düşünenler için
JEO - KRİTİK

 

Yazılmayanları yazmaya devam ediyoruz...
30 Ağustos Pazartesi

 


Erdoğan'ı kim tehdit etti?

Place Your Graphic Here
"Demiryollarınızı Kontrol Edemezsiniz"



"Marmaray projesini bize vermezseniz, demiryollarınızı kontrol edemezsiniz"

Bu sözlerin Başbakan Erdoğan'a kimin tarafından, ne zaman telafuz edildiğini biliyoruz.

Bu sözün telafuz edilmesinin üzerinden fazla zaman geçmeden demiryollarında sadece "kötü idare" ve "basiretsiz bakan" açıklaması ile geçiştirilemeyecek büyüklü, küçüklü kazaların da meydana gelmeye başladığını da hep beraber izliyoruz.

Daha da ilginci; bu irili-ufaklı kazalar serisi; 3. köprü projesinin yeniden gündeme gelmesi ile durmuş durumda.

İstanbul'un ulaşım ekseni üzerinde yaşanan uluslararası çatışma AKP iktidarının temellerini sarsarken; olan onlarca masum vatandaşımıza oluyor.


Yazının tam metni

ABD Devleti ile Türk Devleti'nin

Ayrışmasındaki Paralellik ve

Yerel Ekollerin Narko-İktidar Savaşları

Van'daki "uyuşturucu" skandalı patlamadan aylar önce 17 Mayısta yayınladığımız Jeo-Kritik'te Türkiye'nin altındaki tektonik tabakalarda ciddi kaymalar meydana geldiği ve bu hareketlenmenin ciddi depremlere gebe olduğu konusunda uyarmıştık.

Bu tabakaları

a) Uyuşturucu trafiği
b) İhale trafiği
c) Kara/Gri para trafiği
d) Kayıtdışı ekonomi trafiği

olarak kategorilendiren analizimiz; Türkiye üzerinden geçen ve bir kısmı Pentagon/CIA kontrolündeki uyuşturucu yolları ve aktörleri arasında bir güç savaşının başladığını ortaya koyuyordu.

Bu sayıdaki analizimiz; ABD devleti içindeki ayrışmanın beraberinde Türk devletinin de çözülmesine neden olduğunu ve küresel kuklacıların birbirlerine karşı cephe aldığı bir dönemde; yerel kuklaların birbirleri ile iktidar kavgalarının çok doğru analiz edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Son yaşanan skandallar serisinin; iç politikadaki Erdoğan, Yılmaz ve 28 Şubat ekolü arasında ilerde daha da kızışacak iktidar kavgasının ilk raundu olduğu da bu analizin bir alt başlığı.

Yazının tam metni

Biz Duyduk - Siz de Duydunuz mu?
Bazen elimize öyle bilgiler ulaşıyor ki; sizlerle paylaşıp paylaşmama konusunda ciddi tereddütler yaşıyoruz.

Yaptığımız tetkikler elimizdeki bilginin %90 doğru olduğunu gösterse de; bilginin hassasiyeti dolayısı ile %10'luk yanlış olma riski bizi düşündürüyor.

Tam bir dezenformasyon sirkine dönen ülkemizde; eleştirdiğimiz noktaya düşmek istemeyeceğimiz de açık.

Bu nedenle artık bu bilgileri "Biz Duyduk, Siz de Duydunuz mu?" köşesinde dikkatinize sunup; en azından kendi kaynaklarından bunları kontrol etme şansını okuyucularımıza sunmanın doğru olacağını düşündük. Bir de siz bakın bakalım; doğru muymuş?

  • İsrail Genelkurmay Başkanı'nın Diyarbakır doğumlu olduğunu ve Türkiye'de asker kaçağı konumunda bulunduğunu biz duyduk, siz de duydunuz mu?

Bağlantıya Geçmek İçin

Bu e-bülteni başkalarına da yollayabilirsiniz

Sorularınız, yorumlarınız ve eleştirileriniz için

Behiç Gürcihan ile 0 532 5959046 nolu telefondan bağlantıya geçebilirsiniz.

 

2006'da MESCİD-İ AKSA'YI YIKMAYI PLANLAYAN

İSRAİL

1000 F-16 İLE NEYİ HEDEFLİYOR?

İsrail'in Kuzey Irak'taki faaliyetleri nedense yeni keşfedilmiş gibi basının her türlüsünün sayfalarını süslemeye başladı.

Açık İstihbarat olarak aylardır Irak Günceli sayfamızda, MOSSAD'ın Bağdat'daki ofislerinin yerleri dahil onlarca kritik bilgiyi deşifre ederken kimsenin görmediği gerçekler bir anda ortaya dökülüverdi.

Hele bir de haberlerde; TSK'nın İsrail'i Kuzey Irak'ta dinleme istasyonu kurduğu için uyardığı yolundaki haberleri okuyunca neşemiz yerine geldi.

İsrail'le imzaladığı "stratejik işbirliği" anlaşmaları ile en hassas ve en stratejik/taktik alanlarını ortak kullanıma açan bir ülkenin; Kuzey Irak'ta dinleme istasyonu açtığı için İsrail'i kınadığı haberi; Yahudilerle işbirliği iyice deşifre edilince tabanına karşı bir "İsrail'e dayılanma senaryosu" ortaya koyan AKP hükümetinin çabası ile çok fazla benzerlik içeriyor. MERNİS gibi demografik altyapısının bütün inceliklerini içeren bir veritabanının güvenliğini bile İsrail'e devreden bir devletin; İsrail'in Kuzey Irak'taki dinleme istasyonundan duyduğu kaygının samimi olması sözkonusu olamaz.

İsrail'e karşı duyulması gereken kaygı; zaten yurtiçinde içine sızdıkları kurumların teknik altyapısı üzerinden rahatça yapabildikleri dinleme değildir.

Esas soru ve sorun şudur : İsrail ABD'den ilk partide 400 ve ikinci partide 400 tane ve 200 tane de opsiyonlu olmak üzere 1000 tane F-16 I serisi uçağı niye alıyor?

Yazının Tam Metni.

Aklımıza Takıldı - Gazetecilik ve Etik


Genelkurmay'ın gazetecilere ve gazetelere yönelik farklı akreditasyon uygulamaları haklı tepkiler çekiyor. Bu uygulamalara yönelik eleştiriler önceleri Vakit gibi "İslamcı" gazetelerin tekelindeyken; eleştiri yelpazesinin Ertuğrul Özkök gibi yazarları da kapsayacak şekilde genişlemesi Özkök'ün "demokrasi sevdası" ile açıklanamaz.

Yalnız bu tepkiler arasında en ilgi çekici olanı Fehmi Koru'ya ait.

Kendisi "İlişkinin doğrusu" başlıklı yazısında, gazetecilerin kurumlarla kurduğu "özel" ilişkilerin sakıncalarına değinip; gazetecilik etiği ve aşırı samimi ilişkilerin "haber alma hakkını" nasıl zedeleyeceğine dair ahkam kesiyor.

Abdullah Gül ile olan "dostluk" ilişkisini bu eleştirinin kapsama alanı dışında tutup; kendisine üç soru soracağız :

  • Son zamanlarda kendi belirlediğiniz gazetecilik etiği kapsamı dışında kalması gereken bir kurumun koridorlarında çok sık görülmeye başladınız. Bu görülmelerin bu kurumda "gazeteciler" ile ilgili verdiğiniz "derslerle" ilgisi olabilir mi?

  • Bu "derslerde", gazetecilerle ilgili "kurs katılımcılara" ne tür bilgiler aktarıyorsunuz?

  • Taha Kıvanç; Fehmi Koru'nun buralarda takıldığını görse o meşhur müphem dolu sorularından birini sormaz mıydı?

    Merak ettik.


Açık İstihbarat


www.acikistihbarat.com

© 2003 Açık İstihbarat