<%@language=vbscript codepage=1254%> <% Response.Expires = -1000 Response.Buffer = TRUE Response.CacheControl ="private" %>
   
JEO-KRİTİK 
Sayı :3
Haftalık Analitik Bülten
(www.sesar.com.tr)
27 Ocak 2003
HAFTANIN İÇİNDEN
Başbakan Gül'ün girişimi ile İstanbul'da biraraya gelen Mısır, Suriye, Ürdün, İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları, Irak'a BM kararlarına aktif olarak uyma çağrısında bulunan bir metne imza attılar. Ortak deklarasyonda, ABD'ye açık de çağrı yapılması Ürdün ve Türkiye'nin çabaları ile engellenirken, Ortadoğu ve Filistin sorununun barışçıl yollarla çözülmesi yolunda niyet bildirgede yerini aldı. Uzun tartışmalar sonrasında çıkan metnin, ana sorumluluğu Irak'a yüklemesi, ABD'ye yönelik sadece "Irak sorununun çözüm platformu BM olduğu" mesajı verilmesi ve toplantının dışişleri bakanları düzeyinde kalması, zirvenin başarısız olduğu yorumlarına neden oldu. Bakanlar arasındaki gizli müzakere görüşmelerinin geçici bir süre, basın mensuplarının kulaklarına "yanlışlıkla" yansıtılması zirvenin dikkat çekici ayrıntısıydı. Kulaklara yansıyan bölümde, Bakan Yakış'ın Filistin sorununa bildirgede yerverilmesine karşı çıktığı duyuldu.
Gül önayak olduğu zirvenin öncesinde ABD Başkanı Bush, Gül'e bir mektup yollayarak, Türk ve ABD askeri makamları arasında tenik düzeyde yürütülen çalışmalardan ve Irak krizi ile ilgili bölge ülkeleri nezdinde yürüttüğü diplomatik girişimlerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bush mektubu, Gül'ün kendisine yolladığı ve "programın başarı ile tamamlanması konusunda kararlıyız", "ekonomik ilişkilerin de siyasi ve askeri stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesi gerekir" , "bölgede istikrar ve barışın devamı için bütün şansları değerlendiriyoruz. Hüseyin'e BM kararlarına eksiksiz uyması için çağrıda bulunduk" mesajları bulunan mektuba cevaben yolladı.
Anayasa Mahkemesi'nin Erdoğan'ın AKP Genel Başkanı olmadığı yolundaki kararının ardından, Genç Parti ve İşçi Partisi'nin Yüksek Seçim Kurulu'na seçimlerin itirazı yolunda yaptığı itiraz YSK tarafından reddedildi. Erdoğan'ın başkanlığı, Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile düşerken, Erdoğan, 11 saat sonra partisi tarafından yeniden Genel Başkanlığa seçildi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin, Erdoğan ile ilgili kararın geciktirilerek hukuk karmaşası yaratıldığı yolundaki eleştirileri, inceleme sürecine dikkat çekerek yanıtladı ve önlerindek iş yoğunluğu karşısında eleştirileri insafsızca bulduğunu söyledi.
BDDK, Danıştay'ın konu ile ilgili kararına gönderme yaparak, Pamukbank'ın ortaklık, yönetim ve denetim haklarını yeniden Mehmet Emin Karamehmet'e devretti. Fakat TMSF, Bankaya aktardığı kaynakların bankaya iade edilmesi şartı konuldu. Karamehmet, bankasını geri alan ilk patron oldu.
TUSİAD'da Özilhan'ın görev süresini bir yıl uzatan ve yeni yönetim kurulunun seçildiği Genel Kurula katılan Başbakan Gül, geçen hafta gerginlik yaşadıkları patronlar kulübüne, iş yasasının 31 Marttan önce çıkarılacağı müjdesini verdi. TUSİAD ise dost acı söyler söylemi geçen hafta gerilen ilişkileri yumuşatırken, "hükümetin politikaları altındaki kırılgan zemin"den sözetti ve zeminin ekonomik programın gerekleri ile sağlamlaşacağı vurgulandı. Özilhan, geçen hafta yaptıkları eleştiriler sonrasında Başbakan'da "bir derlenme, toparlanma" gördüğünü söyledi. TUSİAD Başkanı Özilhan, Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, "ABD yanlısı" oldukları yolundaki suçlamalara da cevap vererek, "dünya dengeleri içinde tek başımıza çözüm üretemeyeceğimiz bir noktaya geldiğimiz noktada müttefiklerin yanında yeralma gereğinden" sözettiklerini vurguladı.
Hükümet ile TUSİAD ile buzların eridiği şeklinde yorumların yapıldığı , Abdullah Gül'ün de konuşması olarak katıldığı TUSİAD'ın Genel Kurulu'nun hemen ertesinde yayınlanan TUSİAD Konjonktür raporunda, hükümetin %6.5'lük faiz dışu fazla hedefini tutturamayacağı, fazi dışı fazlanın %5.5'ta kalacağı savunuldu.
AKP Grubu'nda konuşan Erdoğan, Türkiye'nin hiç bir dönemde olmadığı kadar dinamik bir dış politika izlediğini belirtti ve ABD başta olmak üzere bütün ülkelerin dünyadan yükselen barış sesine kulak vermesi gerektiğini söyledi. Toplantıda ayrıca Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile diyaloga giren Erdoğan, Unakıtan'dan bütçe açıklarının kapatmak için zam yapılmamasını istedi.
Davos toplantılarına katılan Tayyip Erdoğan, ordu ile ilgili sorular sorular üzerine , Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Cumhuriyetin kuruluşundaki müstesna rolüne dikkat çekti ve Türkiye'de siyaset ile ordunun rolünün Anayasa ile belirlendiğini, siyasetteki boşluğu bazen ordunun doldurduğunu fakat Türkiye'de ordunun siyasete bağlı kurumlar arasında yeraldığını söyledi. Erdoğan, Davos'taki bir diğer toplantıda, "Barış için herkes kitle imha silahlarını bırakmalı. Buna ABD dahil. Birbirimizi aldatmayalım" derken, zirve sırasında Abdullah Gül ile birlikte ABD Dışişleri Bakanı Powell ile görüştü. Gül ise demeçlerinde ABD'ye karşı daha dengeli bir üslup izlerken, İstanbul'daki 6'lı zirve sonrasında Davos'ta yaptığı açıklamada, "Irak'a oyun oynamanın vakti olmadığını" vurguladıklarını söyledi ve Saddam'ın Halepçe'de Kürtlere gaz saldırısı yaptığı yolundaki iddiaları yeniledi. Gül, Irak saldırısı konusunda, BM nezdinden ikinci bir karar alınarak meşruiyetin sağlanması gerektiğini vurguladı.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, ABD Büyükelçisi Pearson'un davetini, "sizin gelmeniz daha uygun" diyerek reddeti. Arınç'ın bu tavrı üzerine Pearson'un brifing vermek istediği TBMM Komisyonları da, Pearson'u brifing vermek için Meclis'e davet etti ve ABD Büyükelçiliğine gitmeyeceklerini açıkladı.
Denktaş'a destek ziyaretinde bulunan MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kıbrıs konusunda referandumun Türkiye'yi de kapsaması gerektiğini söyledi. Bahçeli Denktaş'a, Kıbrıs'ın Türkiye için bekaa meselesi olduğunu belirtti.
Rum kesimi lideri Klerides ile görüşen KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Rum lider ile birlikte, BM'e "Kıbrıs ortak devleti"nin bayrağı ve milli marşının belirlenmesi amacıyla bir yarışma düzenleme yetkisi verdiği açıklandı. Denktaş, bu yetki vermenin, Annan Planı'nın onaylanacağı anlamına gelmediğini özellikle vurguladı.
DYP Genel Başkanı Ağar ile görüşen Gül'ün, Ağar'a Türkiye'nin Kuzey Irak'ta 40 bin asker yerleştirerek bir kolordu kurduğunu açıkladığı belirtildi. Ağar, Gül'den, Türkiye'nin olağanüstü durumlara karşı hazırlıksız yakalanmamasını istedi.
Jane's Defense Weekly'e demeç veren Genelkurmay Başkanı Özkök, Amerikan taleplerine hükümetin vereceği siyasi kararın içeriğine bağlı olarak cevap verileceğini belirtti. Özkök, Türk-Yunan ilişkilerindeki ilerlemelere rağmen, Yunan hükümeti ve askeri yetkililerin tehdidiğin Doğudan geldiğini itiraf ettiklerini vurgulayarak, Türkiye'nin Yunanistan'ı potansiyel tehdit olarak görmesinin sağduyulu bir düşünce olacağını söyledi.
Ankara Bakanlıklarda, Yargıtay mensuplarının bindiği servis araçlarının bulunduğu yere düdüklü tencere içinde konulan düşük tesirli bomba hasara yolaçtı. Bombanın bir ay önce Ankara Adliye Sarayına konulan bomba ile aynı olduğu anlaşıldı.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın görevden alınarak, yerine Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez'in getirilmesine ilişkin kararname Çankaya Köşküne gönderildi. Yılmaz'ın görev süresinin uzatılması için Demirel'le görüştüğü iddia edildi.
Abdullah Gül, Yüksek Yargı Organları'nın başkanlarına akşam yemeği verdi. Yemeğe, Askeri Yargıtay Başkanı bile davet edilirken, Sayıştay Başkanı'nın davet edilmemesi spekülasyon konusu oldu.
Hükümet, IMF'ye verilen taahhütler çerçevesinde kamudaki fazla personelin emekli edilmesi için Emekli Sandığı'na bağlı memurların azami çalışma yaşını 65'ten 61'e düşüren yasa tasarısını imzaya açtı. Tasarı ile 2116 memur emekli edilecek. Hükmetin ikinci adım olarak 30 hizmet yılını dolduran 61 bin kişiyi emekliye sevketmeye hazırlandığı belirtiliyor. Aynı Bakanlar Kurulu'nda, en az fillen üç yıl yurtdışında çalışan ancak çeşitli nedenlerle 38 yaşını doldurduğu halde askerlik hizmetini yerine getiremeyenler için dövizle askerlik hizmeti olanağı tanıyan tasarı da çıktı.
Kamuda 61 yaşın üzerindeki çalışanların resen emekli edilmesini öngören yeni yasa tasarısına, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, tecrübeli diplomatların devre dışı bırakılacağını belirterek karşı çıktı ve Dışişleri Bakanlığı'nın kapsam dışı bırakılmasını istedi. Gül bu itirazın dikkate alınacağını belirttiği halde henüz somut adım atmadı.
Davos zirvesi öncesinde, AKP merkezinde Tayyip Erdoğan'ı Rahmi Koç ve Demir Sabancı ziyaret etti.
Türkiye'deki tesislerde incelemelerini tamamlayan ABD heyeti incelemelerini tamamlayarak yurdu terketti. İnceleme sonucunda rapor yazımına başlanırken, ABD ile yapılan görüşmelerde, Kuzey Irak'a geçiş sırasında Türkiye'deki havaalanlarının aktarma üssü olarak kullanılması seçeneğinin gündeme geldiği belirtildi. Bu arada, İncirlik Üssü tarafından açılan 8000 yatak ihalesini Yataş kazandı. İncirlik üssünde halen 1700 personel bulunuyor.
AKP, 57. Hükümetin çıkaramadığı Yerel Yönetimler Yasası'nı silbaştan ele alarak, yerel yönetimlere merkezden ciddi özerklik tanıyan, yönetimlerin denetimini İçişleri Bakanlığı'ndan alarak Sayıştay'a devreden adalet, savunma, güvenlik ve büyük projeler dışında tüm yetkileri merkezden alan bir tasarı üzerinde çalışıyor. Tasarı ile İstanbul'a özel bir statü tanınması ve belediye hizmetlerinin Avrupa ve Anadolu olarak ayrılması sözkonusu.
Nüfus müdürlüklerini online olarak birbirine bağlayan ve vatandaşın nüfus işlemlerini kolaylaştıracak olan Mernis projesi Sezer, Gül, Erdoğan ve Arınç'ın katıldığı bir törenle resmen hayata geçirildi.
Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, TKP'nin kapatılması istemiyle açtığı davada görüş değiştirdi ve partinin sırf adındaki "komunist" ibaresi nedeniyle kapatılmaması gerektiğini belirtip davanın reddini istedi.
YÖK Başkanı Gürüz, Marmara Üniversitesi'nin 120. kuruluş yıldönümünde yine hükümete kafa tuttu ve Atatürk ilke ve inkilapları aleyhinde faaliyette bulunmuş insanların bugün devletin üst düzeylerine geldiklerini ve bunu tek tek bildiklerini söyledi.
Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat, hükümetin Adli Tıp'ı yeniden yapılandıracağı yolundaki haberlerin hemen ardından görevinden istifa etti.
AKP lideri Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı döneminde Büyük Anadolu Holding'e usulsuz arsa tahsis ettiği iddialarını içeren Star'daki Deşifre programı tarafından yayınlanacak olan haber yayınlanaman programın akışı kesildi. Star TV yetkilileri program kasetinde teknik bir sorunu gerekçe gösterdiler.
NATO Genel Sekreteri Robertson'un, Türkiye'ye bir saldırı olması durumunda NATO anlaşmasının 5. maddesinin işleyeceğini ve Türkiye'nin talep etmesi durumunda Türkiye'nin savunmasına tam destek verileceğini söyledi.
Abdullah Öcalan'ın iki İngiliz avukatının, adaya gitmek için devletten özel helikopter istediklerinin basına yansımasının ardından konuşan Adalet Bakanı Cemil Çicek, avukatlarının Öcalan'la görüşmelerinin engellendiği yolundaki iddiaları yalanlayarak, Öcalan'a yapılan muamele ile dünyanın en ayrıcalıklı mahkumu olduğunu söyledi. Çicek, iddiaların konuyu siyasi zemine taşımakla alakalı olduğunu söyledi.
NATO Daimi Temsilciler Konseyi'nin Çarşamba günü yaptığı toplantıda ABD'nin askeri harekatında nasıl tavır alınacağı konusunda karar alınamadı. ABD, NATO'nun askeri ihtiyat planları hazırlamaya başlamasını isterken, Almanya ve Fransanın başını çektiği ve Belçika'nın desteklediği ülkeler, sorunun barışçı çözümü için zaman tanınması gerektiği konusunda ısrarcı oldular.
PKK-KADEK'in katılımı nedeni ile spekülasyonlara neden olan Roma'daki Sosyalist Enternasyonel Konsey toplantısında Baykal, özellikle İtalyan solunu PKK-KADEK konusunda uyardı. Baykal, toplantıda yaptığı konuşmada, Avrupa'ya barış için elini taşın altına sokma çağrısında bulundu. Toplantıda, HADEP'liler "Türkiye Kürdistan'ının savaşa karşı tutumu ve savaş sonrası beklentileri" başlıklı bir rapor sundular.
Papa John 2. Paul, Avrupa Birliği'nin hazırlık aşamasındaki Anayasasına "Dini Hristiyandır" ifadesinin konulmasını istedi. İsteğin üye ülkeler tarafından tepki gördüğü belirtiliyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, Bakanlık Yöneticileri ile BOTAŞ, TEAŞ, TEDAŞ, DSİ ve Eti Holding'in yöneticilerini değiştirecek 50'ye yakın kararnameyi Köşke yolladı. Kararnameler, Enerji bürokrasisinde ANAP kadrolarının tasfiyesi olarak yorumlanıyor.
Avrupa Parlamentosu Dışilişkiler Komisyonu'nda konuşan AB Komiseri Verheugen, Türkiye'nin insan hakları konusunda yapması gereken daha çok şey olduğunu öne sürdü ve Leyla Zana konusunu gündeme getirdi. Verheugen, Alman vakıflarına casusluk suçlaması ile açılan davaları da endişe verici olarak nitelendirerek, Türkiye'nin bu konuda "hukuk devleti" olduğunu göstermesini istedi. Verheugen, Kuzey Kıbrıs'ta altyapı güçlendirmesi için uluslararası bir donör toplantısı düzenlenebileceğini belirtti.
TBMM'de kabul edilen 2. Uyum Paketi ile 9 Şubata kadar tasarrufları altındaki taşınmazları edinmek için başvuru hakkı bulunan gayrimüslüm cemaat vakıflarının başvuru süresi altı ay daha uzatılırken, daha önce Bakanlar Kurulu izni gerekirken, yeni uyum paketi ile vakıfların mal edinebilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün izni yeterli kılındı. Yeni Uyum Paketi ile ayrıca, Avruupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden ihlal kararı alanlara bir yıl içinde ilk kararı veren mahkemeye başvurarak, muhakemenin iadesi isteminde bulunma hakkı getirildi ki, bu Leyla Zana gibi DEP milletvekillerinin yeniden yargılanma yolunu açıyor.
Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Fransa ve Almanya yakınlaşmasının ve Çırağan'daki 6'lı Ortadoğ zirvesinin hİstanbul'a gelerek Başbakan Gül ve Dışişleri Bakanı Yakış ile görüştü. Toplantılarda, Alman vakıfları ile ilgili davaların görüşüldüğü belirtiliyor.
Bir hafta içinde üç üst düzey askeri yetkili Genelkurmayı ziyaret etti. Sırasıyla ABD Genelkurmay Başkanı Myers, İngiltere Genelkurmay Başkanı Micheal Boyce ve NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı Orgeneral Boyce Özkök'le görüşürken, İngiltere Genelkurmay Başkanı'nın "Britanya Genelkurmay Başkanı" olarak basında yeralması dikkat çekti. Basın askerin İngiliz Genelkurmay Başkanına "sizinle çalışamayız" mesajı verdiğini ileri sürdü. Boyce'un, Genelkurmay'dan İncirlik'e sınırlı sayıda özel birlik ve uçak yerleştirilmesi için iztediği belirtiliyor. ABD Genelkurmay Başkanı ile yapılan görüşmelerde, Türkiye ile ABD'niin NATO'dan karar çıkarılması için birlikte çalışma kararı aldığı belirtiliyor.
A.A'nın Moskova Temsilcisi Remzi Öner Özkan, iki araç tarafından kaçırıldı ve dövüldükten sonra serbest bırakıldı. Kaçıranlar, Özkan'a "bize nasıl terörist dersin" gibi cümleler sarfederek, Çeçen oldukları imajını yaratırken, Dışişleri Bakanı olayın "adi bir suç olduğunun" zannedildiğini söyledi.
Alman Der Spiegel dergisi, AB Komisyonunun büyük olasılıkla, 2004 yılında Türkiye ile görüşmelere yeşil ışık yakmayacağını öne sürdü. 1 Kasım 2004'te yeni komisyon üyelerinin göreve başlayacağına dikkat çeken dergi, Türkiye'nin eksikliklerini vurguladı.
İsrail ile yakınlığı olduğu öne sürülen Debka Files isimli Internet sitesinde, Saddam devrildikten sonra ABD'nin Talabani'yi devlet başkanı, Barzani'yi de savunma bakanı yapacağı ve bu yönde bölgedeki aşiretlerle temas kurduğu yolunda iddialar yayınlandı.
Kuveyt'in kuzeyinde düzenlenen saldırıda, ABD ordusuna çalışan iki sivil müteahhitten biri ölürken, diğeri ağır yaralandı. Geçen kasım ayında düzenlenen saldırıda da 2ABD askeri ağır yaralanmış, ekim ayında ise 1 ABD askeri öldürülmüştü.
 
Başbakan Gül, TOBB'un Ankara'da düzenlediği Ekonomi Zirvesi'ne bakanları ile birlikte tam kadro katıldı. TOBB, hükümete destekleri olmadan başarılı olamayacakları mesajını verirken, Gül işadamlarının sırtındaki yükü kaldıracaklarını söyledi. TOBB, Başbakan'dan bağımsız üst kurullarda özel sektörün daha etkin temsilini, sanayiicilere dünya standartlarında hammade ve enerji teminini, dampingli ithalatın önlenmesini, yatırımların önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. Ankara ve Gaziantep Ticaret Odası Başkanları'nın konuşmalarında TÜSİAD'ı ABD bayraktarlığı ile suçladıkları ve Başbakan'a, "onlar 450 kişi,biz 1.2 milyon. Onlar desteklemezse biz destekleriz" dediği belirtildi.
Enerji Bakanı Güler'in Bakü-Ceyhan boru hattı ihalelerini incelemey aldırması üzerine, uluslararası konsorsiyum ihaleleri kendilerinin yaptığı için konunun bakanı ilgilendirmediği ve "asrın projesini böyle populist yaklaşımlarla tamamlayamayız" gerekçesi ile Dışişleri Bakanlığına başvurdu ve haberi tekzip etmesi istendi. Bakan tekzip yayınlamadı.
Hükümetin, 2003 yılı bütçe çalışmaları çerçevesinde, kamu işçisine %10 zam planladığı belirtilirken, Türk-İş hükümete enflasyon artı %10 refah payı teklifi götürmeye hazırlanıyor.
Ankara Sanayi Odası'nın genişletilmiş Meclis toplantısına katılan Unakıtan, yatırım indiriminde stopajın sıfırlanacağı müjdesini verdi ve enflasyon muhasebesine geçiş ile ilgili çalışmaların bu yıl tamamlanacağını söyledi.
İzmir Ticaret Odası, AKP'yi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin kotasyonuna olanak verecek "Nasdaq" benzeri bir borsanın kuruluşuna ikna etti. Anadolu Menkul Kıymetler Borsası'nın kurulması için SPK'da çalışmalara başladı.
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Wesmacott, DYP lideri Mehmet Ağar'ı ziyaret etti. Büyükelçi, Ağar ile Kıbrıs ve Irak konularını görüştüklerini söyledi. Wesmacott, Türkiye'nin Musul-Kerkük konusundaki endişelerinin yersiz olduğunu belirterek, Türkiye ile operasyon öncesi ve sonrasında masada birlikte olmak istediklerini söyledi ve Türkiye'nin cevabını beklediklerini belirtti.
İngiltere'den Türkiye'ye BBC aracılığı ile sinyaller gelmeye başladı. Denktaş'ın BBC'ye verdiği röportajda, KKTC CUmhurbaşkanı'nın ekranda ilk kez "KKTC Cumhurbaşkanı" sıfatı ile tanıtılması olumlu bir sinyalken, BBC'nin Correspondent isimli programında "Ermeni Soykırımı" dosyasının ele alınması olumsuz bir işaretti.
Hazine, toplam 4 katrilyonu bulan kredi borçlarının tasfiyesi için çiftçilere "sepet hesabı" önerdi. Hesap, çiftçinin kredi kullandığı tarihteki kredi ile ne kadar ürün alınabiliyorsa, krediyi geri öderken de aynı miktarda ürünü alabilecek parayı ödemesini öngörüyor. Hazine'nin bu önerisine Ziraat Bankası'nın, "biz bankayız, ürüne endeksli kredilere sıcak bakmıyoruz" dediği ve TZOB'un da buna "O zaman ambleminizdeki buğday başağını kaldırın" tepkisini gösterdiği belirtiliyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna bilgi veren Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, Irak'ta çıkacak bir savaşın Türkiye'yi çok etkilemeyeceğini, dalgalı kur sistemi nedeni ile krize hazır olduklarını ve bu kez sıcak paranın olmadığını söyledi. Serdengeçti, ekonomik programın başarıya ulaşması için hükümetin desteğinin şart olduğunu söyledi. Bazı AKP'li milletvekilleri brifingde Serdengeçti'yi, ekonomik krizden sorumlu olmakla suçladılar.
Devlet Bakanı Ali Babacan ile birlikte ekonomi muhabirleri ile sohbet toplantısı düzenleyen Gül, Türkiye'nin ekonomik kriz nedeniyle Irak krizine yumuşak karınla yakalandığını ve bir kriz yönetimi gerçekleştirdiklerini belirterek, birincil önceliklerinin enflasyon, ikincil önceliklerinin kamu borç stoğunun aşağı çekilmesi olduğunu söyledi. Babacan'da Irak harekatının maliyetleri ile ilgili ABD Hazine Bakanı ile sık sık görüştüklerini ve zararın kredi ve hibe ile karşılanacağını söyledi.
Elektrik Piyasası Yasası gereği, EPDK, dört doğalgaz çevrim santralıyla bir hidroelektrik santralinin Enerji Bakanlığı ile anlaşıp, sözleşmeleri tadil etmesi istendi. Şirketleri, Hazine garantili avantajlı sözleşmelerden mahrum bırakacak ve enerji fiyatlarını düşürecek gelişmelerden firmaların rahatsız olduğu ve firmaların yargı yoluna gitmeye hazırlandığı belirtiliyor.
KESK'in raporlarına göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı aylık %2.8 artarak, 400 milyona, yoksulluk sınırı da 1 milyar 200 milyona ulaştı.
Merkez Bankası Reel Kesim Güven İndeksine göre, Kasım ayında 107.8 puan olan hükümete yönelik güven, Aralık ayında 102.5'e geriledi.
Gelirler Genel Müdür Vekili Osman Arıoğlu, kurumların toplam vergi yükünün %65'lerden %50'lere çekmek için yasal düzenlemeler yapılacağını söyledi.

 

 

TÜRKİYE'NİN "EHVEN-i ŞER" KISKACI
(8000 YATAŞ'IN TAHLİLİ)

 

Son bir hafta içinde yaşanan gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik şubatlarından birine girilirken, Anadolu coğrafyasının ne tür fırtınalara gebe olduğunun bütün emarelerini taşıyordu. Ana gündem damarları takip edildiğinde, ortaya karmaşık bir psikolojik savaş tablosunun arkasında başrollerini yine yabancıların oynadığı ve Türk odakların sadece "en az zarar" ilkesine göre kendilerini konuşlandırdıkları bir coğrafya ortaya çıkmakta.

AKP ile ilgili bir yandan, Erdoğan'ın çevresindeki çemberin bazı niteliklerini ön plana çıkaran haberler gündeme gelirken, diğer taraftan Başbakan Gül'ün koordinasyon-uzlaşma yeteneğini zorlayacak sondajlar bizzat büyük sermaye çevreleri tarafından uygulamaya konularak, hükümetin TUSİAD Başkanı Özilhan'ın deyimi ile "derlenip toparlanması" sağlanıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı meslektaşları ile yürüttükleri teknik görüşmelerde yapılan "siyasi karar gerekliliği" vurgusunun, acelecilik havasından çıkarılıp pazarlık kozuna dönüştürülmesi Gül'ün arka plan başarısı olarak göze çarparken, Türk kamuoyunun, "İngilizle işbirliği yok" gibi haberlerle gözünün boyanması arka planda ABD ile pazarlıkların gayet iyi yürüdüğünün bir göstergesi olarak algılanmalı. İncirlik Üssü'nün YATAŞ'a verdiği 8000 yatak siparişi, arka planda yapılan pazarlıkların ne aşamaya geldiğinin somut bir göstergesi.

Avrupa'nın istihbarat çevreleri ile temasları bulunan bir gazeteciye bir başka gazeteci aracılığı ile iletilen belgelerle (asıl kaynağın kendini saklama yöntemi seziliyor. Yoksa belgeyi bulan gazeteci kendisine bu kadar sükse yapacak bir haberi niye köşeyazarına versin), PKK-KADEK ile ABD arasında aktif işbirliğinin ortaya serilmesi, bir içerikten çok zamanlama sorunu olarak karşımızda duruyor. Bu haberi medyaya sızdıranlar dahil olmak üzere herkesin ABD'nin yaptıklarını yıllardır bildiği bir ortamda, bu haberin sızmasının PKK-KADEK - ABD ilişkisinden çok, Fransa-Almanya ve ABD ilişkisi ile alakası var.

ABD-PKK ilişkisinin ortaya dökülmesi ile paralel olarak Güneydoğu'da yaşanan sıcak temaslar, MED TV'de Osman Öcalan'ın "bizim bölgede nerede adamlarımız olduğu biliniyordu" sözleri dikkate alındığında, PKK - ABD ilişkisinin ortaya dökülmesine engel olamayan ABD'nin, Türkiye'nin derin devlet mekanizmaları üzerinde kontrol mekanizmalarının zayıfladığının bir işareti olabilir. Öcalan'ın İngiliz avukatlarının, İmralı'ya gitmek için özel helikopter istedikleri haberleri ise İngiltere - PKK bağlantısını toplumsal zihne not düşmüştür.

Kıbrıs'ta, uzun zamandır çeşitli isimler aracılığı ile gerçekleştirilen psikolojik savaşa karşı sessiz kalanların, 28 Şubat yaklaştıkça seslerini yükseltmeleri, önce Bahçeli'nin ziyareti ve daha sonra TSK'nın Denktaş'a üst düzey desteği ile sembolleşti. Bu çıkışlar, Erdoğan'ın Davos zirvesinde, Denktaş ve Klerides'i "bunlar" ve "uzlaşmaz" kategorisinde ele alan sözlerinin hemen ardından geldi. Kıbrıs'ta hala "İngiliz" varlığının gündeme gelmemesi, bu senaryonun arkasındaki gölgenin ana belirleyicisi. Erdoğan'ın sorunun "çözümsüzlük" olduğunu varsayan saf tahlili ise, bu sürecin manipülasyonundaki ana dinamiklerden.

Yabancı medya aynı çoşkuyla yansıtmasa da, "Türk" medyasına göre "Fransa ve Almanya birleşti". Bu çoşkunun ana gerekçesi bu birleşmenin bazıları tarafından Kıbrıs için psikolojik zemin hazırlamak olsa da, gözardı edilemeyecek gerçek Fransa-Almanya yakınlaşmasının Atlantik'in sularını yarmaya başladığıdır. NATO Daimi Temsilciler Konseyi'nin çarşamba günkü toplantısında Irak operasyonu konusunda karar alınanaması "FransAlmanya" kadar önemli bir haberken yeteri ilgiyi görmemiş, satır aralarında Türkiye ile ABD'nin NATO'dan karar çıkması için işbirliği kararı aldığı gözden kaçmıştır.

Abdullah Gül başkanlığında gerçekleştirilen Çırağan Zirvesi, "Müslüman'ın Müslüman'a propagandasın"'dan başka bir şey üretmese de, AKP hükümetinin, bir yönü kamuoyuna, bir yönü ABD'ye yönelik Irak politikasına hizmet etti. Zirvenin yapıldığı sırada Çırağan'ın önüne demirli NATO gemileri ve zirve öncesinde Bush'un Gül'e çabalarını desteklediklerini belirten mektubu, Çırağan Sarayı'ndaki toplantıyı Saddam'dan çok ülke kamuoylarına yönelik bir ikna operasyonuna dönüştürdü.

Bütün bu gelişmeler sırasında, coğrafyanın tam ortasında bulunmasına rağmen, İsrail'in adı hiç bir şekilde (satıraralarında da olsa) geçmemektedir. İsrail'in hafta içinde durup dururken 50 Türk işçisini kaçak oldukları gerekçesi ile sınırdışı etmesi bu genele bir istisna olmakla beraber, İsrail'in Türkiye'nin yürüttüğü Kuzey Irak pazarlıklarının neresinde yeraldığı kamuoyunun gündemine bir satır olsun bile düşmemesi fazlası ile dikkat çekicidir.

Yukarıda paragraflar halinde özetlemeye çalıştığımız ana damarlar, medyanın bir köşesinden diğer köşesine savrulan kurum ve kişilerin bu noktada insiyatifi kaybettiklerini ve kendi güç zeminleri açısından "en az zarar" ilkesine göre konumlanmaya çalıştıklarını göstermektedir. AKP cephesi kanatlarını bir yandan dışarıda ABD, Avrupa, İsrail; içeride de TSK, Medya-Büyük sermaye ve tabanı arasında mümkün olduğu kadar kapsayıcı bir şekilde yayarak ağırlık merkezini düşürmeye çalışırken; bir yandan da bürokratik kadrolardaki konumunu güçlendirici adımlar atmaya çalışmaktadır.

AKP'nin hassas koalisyon yapısı, son olarak Mir Dengir Fırat'ın Radikal'den Neşe Düzel'e verdiği röportajda açıkca ortaya çıkmıştır. Parti içi uyumsuzluğun Erdoğan'ın Başbakan olması ile giderileceğini vurgulayan; Tüzmen'i Irak lideri Saddam'ı övmesini "abesle iştigal" olarak niteleyen ve siyasetin Genelkurmay'a değil, Genelkurmay'ın siyasete uyması gerektiğini vurgulayan Kürt kökenli Mir Dengir Fırat olmuştur. Gül'ün bütün hassas dengelere eşit mesafede durmaya çalıştığı bir noktada, AKP kadrolarının kendi içlerindeki mesajlaşmasının dış çevrelerle mesajlaşmalarından daha yoğun hale gelmesi dikkatle not edilmelidir. Hele, Erbakan Hoca'nın, Gül üzerinden AKP'ye nifak sokma çabalarına start verdiği bir noktada.

Yaklaşan Şubat ayı bu ana gündem damarlarından en az birinin çatlamasına sahne olabilir. Böyle bir çatlama karşısında, her taraftan çevrelenmiş Abdullah Gül'ün bu krizi yönetme başarısı, en iyi ihtimalle sadece AKP'yi değil, AKP ile derin devlet kurumlarını yakınlaştıracak, en kötü ihtimalle ise AKP dahil bir çok kurumun kendi içinde daha da ayrışması ile sonuçlanacaktır.

Şubat başında ABD'nin Irak konusundaki tavrı iyice belirginleşirken, Türkiye'nin ABD ile AB arasındaki sıkışmışlığı artacak ve bu noktada ABD ile kader birliğini savunan derin devlet kadroları ile AB ile kader birliğini savunan kadrolar arasındaki denge savaşı bir kaç yerinden patlak verecektir. DYP lideri Ağar'ın Gül ile yaptığı görüşmeden sonra İngiltere Büyükelçisi ile başbaşa yaptığı görüşme ve Cem Uzan'ın kamuoyu önünde aldığı net tavır bu çerçevede doğru okunmalıdır.

Şubat ortalarına doğru gelindiğinde, PKK-KADEK'in cepheye sürülmesi ve bunun aynı anda hem içeride, hem de dışarıda bölgede yaşanacak askeri hareketlenme için bir perdeleme-mazeret olarak kullanılması hayli olasıdır. Türkiye, Kuzey Irak için Meclis kararını bypass etme şansına PKK-KADEK sayesinde kavuşabilir. ABD, bu konuda gerekli ortamı yaratmak için ülke içindeki müttefiklerine gerekli lojistik desteği seve seve verecektir.

Şubat sonu ise, hem ABD'nin Ortadoğu operasyonunun olası başlangıç tarihi, hem de Kıbrıs için yaratılan geri sayım sürecinin son noktası olarak takvimde yerini almaktadır. Aytaç Yalman Paşa'nın son tarihe bir ay kala, "Size hayranız" mesajı ile Denktaş'a verdiği destek, dıştan çok içe yönelik bir mesaj olup, Kıbrıs üzerinde yaşanacak hareketlenmeler de, dıştan çok içte etkileri hissedilecek hareketlenmeler olacaktır. ABD ve İngiltere'nin "KKTC'de Berlin Duvarı mizanseni" sopasından vazgeçmesi Kuzey Irak pazarlığına bağlıdır ki, göstergeler TSK'nın Kuzey Irak'ta Musul-Kerkük / Kürdistan ekseninde istenilen uzlaşmayı sağladığını göstermektedir. Bu noktadan sonra, derin devlet kadrolarının KKTC'de kontrolü, "Berlin Duvarı sendromu" yaşamadan daha rahat sağlamaları beklenebilir fakat bunun karşılığı, oluşturulacak bir senaryo çerçevesinde Güneydoğu'ya ABD askerlerinin getirilmesi olacaktır. ABD'nin, 8000 Yataş'ı boşuna sipariş etmediği görülmelidir.

Şubat ayı başı, ortası ve sonunda Türkiyenin önümüzdeki 5 yılının tohumları fidan verecektir. Türkiye sürekli başkalarının önüne koyduğu satranç tahtasında en iyi hamleyi yapmaya çalışmakta ve dolayısı ile en iyi ihtimalle, satranç tahtasına tümü ile hakim rakiplerinin karşısında "ehven-i şer" pozisyonuna razı olmaktadır. Türkiye'nin bu "ehven-i şer" kıskacından kurtulmasının tek yolu, bu kritik dönemde satranç tahtasını yıkıp, masaya kendi taşları ile oturmasından geçmektedir. Stratejik ortaklardan stratejik kopuş açısından zamanlama doğru olmasına rağmen bu kopuşun gerektirdiği kolektif zeka ve cesaretin oluşmasını beklemek iyimserlik olacaktır.

 

 
SÖZEL GÖSTERGELER
 
Gösterge
Gösterdiği
TOBB, Ekonomi Zirvesinde "bizsiz başarılı olamazsınız" derken, TUSİAD Başkanı Özilhan, "hükümeti uyarılarımızdan sonra derlenmiş, toplanmış bulduk" dedi. Gül, iki tarafa da mavi boncuk dağıttı. AK Parti hükümetinin iş çevrelerine karşı zaman kazanmaya çalışırken, komprador sermaye ile yerli sanayiicinin hükümet üzerinden birbirlerine mesaj gönderme ihtiyacı hissettiği

Enerji Bakanı Güler'in enerjinin tepe bürokrasisini komple yenileyecek kararnameleri Çankaya'ya yollaması;

Adli Tıp Kurumu Başkanı'nın görevden istifa etmesi;

AKP'nin kamu reformu çerçevesinde Sezer'in de yetkilerini kısıtlayacak değişiklikleri gündeme alması;

YÖK Başkanı'nın iktidarı hırçın üslubu ile eleştirmeye devam etmesi;

Diyanet İşleri Başkanı'nın, kendisini görevden alacak kararnamenin Çankaya'ya çıkması üzerine Demirel'i ziyaret etmesi

AKP'nin kadrolaşma konusunu, geçmiş iktidarların yumuşak karınlarına yönelterek, önümüzdeki çalkantılı süreçte kendisine nefes aldıracak dosya dalgakıranları oluşturmayı kafasına koyduğunu;

Önümüzdeki dönemde, AKP'ye belli kilit alanlarda geri adım attırmaya yönelik klişe psikolojik savaş motiflerinin görülmeye başlanacağı

Baykal'ın katıldığı Sosyalist Enternasyonel toplantısındaki PKK-KADEK faktörünün, CHP'yi yıpratacak şekilde yansıtılması CHP'nin "milli" çizgisinin yeteri kadar törpülenmemiş olduğunu düşünenlerle, CHP'yi milli bir çizgide tutmak isteyenlerin arasındaki çekişmenin sürdüğü
Sabih Kanadoğlu'nun AK Parti liderini siyaset dışı bırakmak için ısrarından vazgeçmezken, TKP ile ilgili iddiasını, yeni yasal düzenlemeler çerçevesinde geri çekmesi Bazı çevrelerin, sol ve radikal islam tabanları yaşanan yakınlaşmanın önünü almak için çözüm aradığını
A.A.'nın Moskova temsilcisinin, kendilerine Çeçen süsü vermeye çalışan kişilerce kaçırılarak dövülmesi Türk İstihbaratı ile Rus İstihbaratı arasında Kafkasya konusunda uzlaşmazlık noktalarının başgösterdiği
Tayyip Erdoğan'ın Çin gezisinde "terörün dini, milleti, dili olmadığını" vurgulaması AKP hükümetinin, Çin ile ilişkileri bozmamak adına, Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri'ni mücadelesinde yalnız bırakacağını
İngiliz Büyükelçisi'nin Meclis'te tek milletvekili ile temsil edilen DYP'nin lideri Ağar'ı, Ağar'ın Başbakan Gül ve İngiliz Genelkurmay Başkanının Özkök ile görüşmesi sonrasında ziyaret etmesi Türkiye'de milliyetçilik kavramını NATO ağırlıklı olarak şekillendirme yolunda İngiltere'nin derin Anadolu dinamiklerine ağırlık vereceğini
Yeni ihale yasası ile yerel medyaya verilen ihale ilanlarında kısıtlamalara gidilmesi AK Parti'nin, ilişkilerinde sorunlar yaşadığı yerel medyaya yol yakınken sopa gösterdiği ve ulusal medya üzerinde kuramadığı denetimi yerel medya üzerinde kurmayı hedeflediği
 

 

KOÇ - SABANCI

vs.

FRANSA-ALMANYA

Koç Grubu, hafta içinde gerçekleştirdiği bilgilendirme toplantısında 5 sene içinde cirolarını 6.6 milyar dolardan, 12.5 milyar dolara çıkaracaklarını açıkladı. Rahmi Koç ve Koç Grubu CEO'su Özaydınlı'nın katıldığı toplantıda, Koç'un geleceğe dair stratejilerine dair işaretler verilirken, Rahmi Koç, "NATO'nun misyonunu tamamladığı"nı, AB'nin tamamının ABD'ye yetişmesinin mümkün olmadığını ve ABD'nin her alanda liderliğini perçinlediğini vurguladı. Koç'un, Fransa-Almanya yakınlaşmasının ortaya çıktığı bir dönemde, dünyanın tek kutuplu hale geldiği yorumu ayrıca dikkat çekiciydi.

Rahmi Koç'un bu makro değerlendirmelerinin yanısıra, yılda ortalama %14 büyüme hedefleyen grubun strateji olarak cirosunun önemli bir kısmının yurtdışı operasyonlardan kazanılacağı, başarılı olunan tüketiciye yakın işlerde yoğunlaşılıp, geleceği olmayan işlerden çekileceği yolundaki açıklamalar, ilk bakışta bir şirketin geleceğe yönelik stratejisinin ana hatları olarak algılanabilirdi fakat sözkonusu Koç olunca bu açıklamaların bir SPK bülteninden farklı okunması şart.

SESAR olarak, Fransa-Almanya birleşmesinin nasıl bir güç gösterisinden çok, ciddi bir tehdit karşısında bir aciliyet emaresi olarak algılıyorsak, Koç Grubu'nun da beş yılda %100 büyüyeceğini açıklamasının umut kadar tedirginlik taşıdığını düşünmekteyiz.

Bu açıklama öncelikle, Türkiye'nin bir dev holdinginin cirosundaki ana beklentiyi yurtiçinden yurtdışına kaydırdığını ortaya koyması açısından fazlası ile dikkat çekicidir. Bu, Türkiye'de hem üretim, hem de tüketimin lokomotifi olması beklenen bir grubun Anadolu coğrafyasında iddiasını başkalarına terkettiğini gösterir. Bu başkalarının Koç'un uzağında olmayan, hatta Koç'u yönlendiren çevreler olması, Koç Grubu'nun uzun vadeli varlığını garanti edeceğini düşünmek hatalı olacaktır.

Koç'un, "potansiyeli olmayan sektörlerden çıkıp, müşteriye yakın hizmetlere geçiş yapacaklarını açıklaması ise, son yıllarda üretimden çıkıp, dış sermaye odaklarının taşeronu konumuna gelen koca bir grubun, Türkiye coğrafyasında faaliyet alanını hizmet sektörü ile sınırlayacağının açık bir beyanıdır.

Bu noktada, TÜSİAD Genel Kurulu'nda Özilhan'ın, gruplar arasında göze görünür bir anlaşmazlık olmamasına rağmen görev süresinin bir yıl daha uzatılması; Türkiye'nin büyük gruplarının, değişen coğrafyada varlıklarına dair ciddi kaygılar taşıdıkları bir dönemde, TÜSİAD başkanlığı gibi bir konu ile uğraşmaya vakit ayıramadıklarının bir göstergesi olsa gerek.

Sabancı ve Koç'ta farkındadır ki, Irak savaşı, bölgede sadece politik dengeleri değil ekonomik dengeleri de değiştirecek ve bu yeni coğrafyada hareket alanları, yıllardır geliştirdikleri taşeronluk reflekslerine rağmen bile onları rahatsız edecek şekilde daralacaktır.

Bu noktada ikinci ve üçüncü kuşak Sabancı ve Koç'ların, baba ve dedelerini Türkiye'nin en büyüğü yapan dış güçlerle ne ölçüde dansedip etmeyecekleri, Koç ve Sabancı Gruplarının geleceğini belirleyecektir. Hafta içinde ard arda Tayyip Erdoğan'ı ziyaret eden bu ikili, kendilerini sıradanlaştıracak dalganın Türkiye'nin kapısına dayandığının fazlası ile bilincindedir. Yıllarca koçbaşı olarak kullanılanlar, kale kapılarının kırılması ile kendilerine yeni misyon arayışına girerken, Türkiye'deki iç ve dış dinamikler taşeron çeşitlemesine gitmektedir.

Bu çerçevede, Türkiye'de "milli" sermaye duygusal değil, pragmatik bir gereklilik olmaya mahkumdur. Koç ve Sabancı'nın önümüzdeki 5 yılda ne kadar büyüyeceği bilinmez ama iki grubun, bir FransAlmanya birleşmesine doğru gitmesi kaçınılmaz görünmektedir.

TAKTİK TAKVİM
29 Ocak 27 Ocakta silah denetçilerinin BM Güvenlik Konseyine raporlarını sunmalarının ardından, Başbakan Bush, halka hitaben bir konuşma yapacak
31 Ocak AB Dönem Başkanı Yunanistan Dışişleri Bakanı, AB'nin bir sonraki dönem başkanı İtalya'nın Dışişleri Bakanı, AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen ve AB Ortak Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın da katılımı ile AB Troykası Ankara'da toplanacak.
31 Ocak Devlet Bakanı Kürşad Tüzman, bir işadamı heyeti ile Suriye'yi ziyaret ediyor.
3 Şubat YSK'nın Siirt seçimleri için belirlediği geçici aday listesinin kesinleşmesi için son gün
15 Şubat Enerji firmalarının, Enerji Piyasası Denetleme Kuruluna, anlaşma ve lisans başvuruları için son gün.
16 ŞUBAT Kıbrıs Rum kesiminde başkanlık seçimleri yapılıyor.
22 ŞUBAT Necmettin Erbakan'ın siyasi yasağı kalkıyor. Recai Kutan'ın bir gün sonra istifa ederek, SP'nin başına Erbakan'ın geçmesi bekleniyor.
28 ŞUBAT BM'nin Kıbrıs Planı uyarınca, tarafların Annan planı ismi verilen anlaşma taslağını müzakere edip sonuçlandırmaları için son tarih
9 MART Tayyip Erdoğan'ı Meclise sokması beklenen Siirt seçimleri
14 NİSAN AB ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında üyelik /katılım anlaşması imzalanarak, Kıbrıs Rum Kesimi resmen AB üyesi oluyor.