| Başbakan Gül'ün girişimi ile İstanbul'da biraraya gelen
Mısır, Suriye, Ürdün, İran ve Suudi Arabistan dışişleri
bakanları, Irak'a BM kararlarına aktif olarak uyma çağrısında
bulunan bir metne imza attılar. Ortak deklarasyonda, ABD'ye
açık de çağrı yapılması Ürdün ve Türkiye'nin çabaları
ile engellenirken, Ortadoğu ve Filistin sorununun barışçıl
yollarla çözülmesi yolunda niyet bildirgede yerini aldı.
Uzun tartışmalar sonrasında çıkan metnin, ana sorumluluğu
Irak'a yüklemesi, ABD'ye yönelik sadece "Irak sorununun
çözüm platformu BM olduğu" mesajı verilmesi ve toplantının
dışişleri bakanları düzeyinde kalması, zirvenin başarısız
olduğu yorumlarına neden oldu. Bakanlar arasındaki gizli
müzakere görüşmelerinin geçici bir süre, basın mensuplarının
kulaklarına "yanlışlıkla" yansıtılması zirvenin
dikkat çekici ayrıntısıydı. Kulaklara yansıyan bölümde,
Bakan Yakış'ın Filistin sorununa bildirgede yerverilmesine
karşı çıktığı duyuldu. |
| Gül önayak olduğu zirvenin öncesinde ABD Başkanı Bush,
Gül'e bir mektup yollayarak, Türk ve ABD askeri makamları
arasında tenik düzeyde yürütülen çalışmalardan ve Irak
krizi ile ilgili bölge ülkeleri nezdinde yürüttüğü diplomatik
girişimlerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bush mektubu,
Gül'ün kendisine yolladığı ve "programın başarı ile
tamamlanması konusunda kararlıyız", "ekonomik
ilişkilerin de siyasi ve askeri stratejik ortaklık seviyesine
yükseltilmesi gerekir" , "bölgede istikrar ve
barışın devamı için bütün şansları değerlendiriyoruz.
Hüseyin'e BM kararlarına eksiksiz uyması için çağrıda
bulunduk" mesajları bulunan mektuba cevaben yolladı. |
| Anayasa Mahkemesi'nin Erdoğan'ın AKP Genel Başkanı olmadığı
yolundaki kararının ardından, Genç Parti ve İşçi Partisi'nin
Yüksek Seçim Kurulu'na seçimlerin itirazı yolunda yaptığı
itiraz YSK tarafından reddedildi. Erdoğan'ın başkanlığı,
Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile düşerken, Erdoğan, 11
saat sonra partisi tarafından yeniden Genel Başkanlığa
seçildi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin, Erdoğan ile
ilgili kararın geciktirilerek hukuk karmaşası yaratıldığı
yolundaki eleştirileri, inceleme sürecine dikkat çekerek
yanıtladı ve önlerindek iş yoğunluğu karşısında eleştirileri
insafsızca bulduğunu söyledi. |
| BDDK, Danıştay'ın konu ile ilgili kararına gönderme
yaparak, Pamukbank'ın ortaklık, yönetim ve denetim haklarını
yeniden Mehmet Emin Karamehmet'e devretti. Fakat TMSF,
Bankaya aktardığı kaynakların bankaya iade edilmesi şartı
konuldu. Karamehmet, bankasını geri alan ilk patron oldu. |
| TUSİAD'da Özilhan'ın görev süresini bir yıl uzatan ve
yeni yönetim kurulunun seçildiği Genel Kurula katılan
Başbakan Gül, geçen hafta gerginlik yaşadıkları patronlar
kulübüne, iş yasasının 31 Marttan önce çıkarılacağı müjdesini
verdi. TUSİAD ise dost acı söyler söylemi geçen hafta
gerilen ilişkileri yumuşatırken, "hükümetin politikaları
altındaki kırılgan zemin"den sözetti ve zeminin ekonomik
programın gerekleri ile sağlamlaşacağı vurgulandı. Özilhan,
geçen hafta yaptıkları eleştiriler sonrasında Başbakan'da
"bir derlenme, toparlanma" gördüğünü söyledi.
TUSİAD Başkanı Özilhan, Genel Kurul'da yaptığı konuşmada,
"ABD yanlısı" oldukları yolundaki suçlamalara
da cevap vererek, "dünya dengeleri içinde tek başımıza
çözüm üretemeyeceğimiz bir noktaya geldiğimiz noktada
müttefiklerin yanında yeralma gereğinden" sözettiklerini
vurguladı. |
| Hükümet ile TUSİAD ile buzların eridiği şeklinde yorumların
yapıldığı , Abdullah Gül'ün de konuşması olarak katıldığı
TUSİAD'ın Genel Kurulu'nun hemen ertesinde yayınlanan
TUSİAD Konjonktür raporunda, hükümetin %6.5'lük faiz dışu
fazla hedefini tutturamayacağı, fazi dışı fazlanın %5.5'ta
kalacağı savunuldu. |
| AKP Grubu'nda konuşan Erdoğan, Türkiye'nin hiç bir dönemde
olmadığı kadar dinamik bir dış politika izlediğini belirtti
ve ABD başta olmak üzere bütün ülkelerin dünyadan yükselen
barış sesine kulak vermesi gerektiğini söyledi. Toplantıda
ayrıca Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile diyaloga giren
Erdoğan, Unakıtan'dan bütçe açıklarının kapatmak için
zam yapılmamasını istedi. |
| Davos toplantılarına katılan Tayyip Erdoğan, ordu ile
ilgili sorular sorular üzerine , Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
Cumhuriyetin kuruluşundaki müstesna rolüne dikkat çekti
ve Türkiye'de siyaset ile ordunun rolünün Anayasa ile
belirlendiğini, siyasetteki boşluğu bazen ordunun doldurduğunu
fakat Türkiye'de ordunun siyasete bağlı kurumlar arasında
yeraldığını söyledi. Erdoğan, Davos'taki bir diğer toplantıda,
"Barış için herkes kitle imha silahlarını bırakmalı.
Buna ABD dahil. Birbirimizi aldatmayalım" derken,
zirve sırasında Abdullah Gül ile birlikte ABD Dışişleri
Bakanı Powell ile görüştü. Gül ise demeçlerinde ABD'ye
karşı daha dengeli bir üslup izlerken, İstanbul'daki 6'lı
zirve sonrasında Davos'ta yaptığı açıklamada, "Irak'a
oyun oynamanın vakti olmadığını" vurguladıklarını
söyledi ve Saddam'ın Halepçe'de Kürtlere gaz saldırısı
yaptığı yolundaki iddiaları yeniledi. Gül, Irak saldırısı
konusunda, BM nezdinden ikinci bir karar alınarak meşruiyetin
sağlanması gerektiğini vurguladı. |
| TBMM Başkanı Bülent Arınç, ABD Büyükelçisi Pearson'un
davetini, "sizin gelmeniz daha uygun" diyerek
reddeti. Arınç'ın bu tavrı üzerine Pearson'un brifing
vermek istediği TBMM Komisyonları da, Pearson'u brifing
vermek için Meclis'e davet etti ve ABD Büyükelçiliğine
gitmeyeceklerini açıkladı. |
| Denktaş'a destek ziyaretinde bulunan MHP Genel Başkanı
Bahçeli, Kıbrıs konusunda referandumun Türkiye'yi de kapsaması
gerektiğini söyledi. Bahçeli Denktaş'a, Kıbrıs'ın Türkiye
için bekaa meselesi olduğunu belirtti. |
| Rum kesimi lideri Klerides ile görüşen KKTC Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın Rum lider ile birlikte, BM'e "Kıbrıs ortak
devleti"nin bayrağı ve milli marşının belirlenmesi
amacıyla bir yarışma düzenleme yetkisi verdiği açıklandı.
Denktaş, bu yetki vermenin, Annan Planı'nın onaylanacağı
anlamına gelmediğini özellikle vurguladı. |
| DYP Genel Başkanı Ağar ile görüşen Gül'ün, Ağar'a Türkiye'nin
Kuzey Irak'ta 40 bin asker yerleştirerek bir kolordu kurduğunu
açıkladığı belirtildi. Ağar, Gül'den, Türkiye'nin olağanüstü
durumlara karşı hazırlıksız yakalanmamasını istedi. |
| Jane's Defense Weekly'e demeç veren Genelkurmay Başkanı
Özkök, Amerikan taleplerine hükümetin vereceği siyasi
kararın içeriğine bağlı olarak cevap verileceğini belirtti.
Özkök, Türk-Yunan ilişkilerindeki ilerlemelere rağmen,
Yunan hükümeti ve askeri yetkililerin tehdidiğin Doğudan
geldiğini itiraf ettiklerini vurgulayarak, Türkiye'nin
Yunanistan'ı potansiyel tehdit olarak görmesinin sağduyulu
bir düşünce olacağını söyledi. |
| Ankara Bakanlıklarda, Yargıtay mensuplarının bindiği
servis araçlarının bulunduğu yere düdüklü tencere içinde
konulan düşük tesirli bomba hasara yolaçtı. Bombanın bir
ay önce Ankara Adliye Sarayına konulan bomba ile aynı
olduğu anlaşıldı. |
| Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın görevden
alınarak, yerine Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez'in getirilmesine
ilişkin kararname Çankaya Köşküne gönderildi. Yılmaz'ın
görev süresinin uzatılması için Demirel'le görüştüğü iddia
edildi. |
| Abdullah Gül, Yüksek Yargı Organları'nın başkanlarına
akşam yemeği verdi. Yemeğe, Askeri Yargıtay Başkanı bile
davet edilirken, Sayıştay Başkanı'nın davet edilmemesi
spekülasyon konusu oldu. |
| Hükümet, IMF'ye verilen taahhütler çerçevesinde kamudaki
fazla personelin emekli edilmesi için Emekli Sandığı'na
bağlı memurların azami çalışma yaşını 65'ten 61'e düşüren
yasa tasarısını imzaya açtı. Tasarı ile 2116 memur emekli
edilecek. Hükmetin ikinci adım olarak 30 hizmet yılını
dolduran 61 bin kişiyi emekliye sevketmeye hazırlandığı
belirtiliyor. Aynı Bakanlar Kurulu'nda, en az fillen üç
yıl yurtdışında çalışan ancak çeşitli nedenlerle 38 yaşını
doldurduğu halde askerlik hizmetini yerine getiremeyenler
için dövizle askerlik hizmeti olanağı tanıyan tasarı da
çıktı. |
| Kamuda 61 yaşın üzerindeki çalışanların resen emekli
edilmesini öngören yeni yasa tasarısına, Dışişleri Bakanı
Yaşar Yakış, tecrübeli diplomatların devre dışı bırakılacağını
belirterek karşı çıktı ve Dışişleri Bakanlığı'nın kapsam
dışı bırakılmasını istedi. Gül bu itirazın dikkate alınacağını
belirttiği halde henüz somut adım atmadı. |
| Davos zirvesi öncesinde, AKP merkezinde Tayyip Erdoğan'ı
Rahmi Koç ve Demir Sabancı ziyaret etti. |
| Türkiye'deki tesislerde incelemelerini tamamlayan ABD
heyeti incelemelerini tamamlayarak yurdu terketti. İnceleme
sonucunda rapor yazımına başlanırken, ABD ile yapılan
görüşmelerde, Kuzey Irak'a geçiş sırasında Türkiye'deki
havaalanlarının aktarma üssü olarak kullanılması seçeneğinin
gündeme geldiği belirtildi. Bu arada, İncirlik Üssü tarafından
açılan 8000 yatak ihalesini Yataş kazandı. İncirlik üssünde
halen 1700 personel bulunuyor. |
| AKP, 57. Hükümetin çıkaramadığı Yerel Yönetimler Yasası'nı
silbaştan ele alarak, yerel yönetimlere merkezden ciddi
özerklik tanıyan, yönetimlerin denetimini İçişleri Bakanlığı'ndan
alarak Sayıştay'a devreden adalet, savunma, güvenlik ve
büyük projeler dışında tüm yetkileri merkezden alan bir
tasarı üzerinde çalışıyor. Tasarı ile İstanbul'a özel
bir statü tanınması ve belediye hizmetlerinin Avrupa ve
Anadolu olarak ayrılması sözkonusu. |
| Nüfus müdürlüklerini online olarak birbirine bağlayan
ve vatandaşın nüfus işlemlerini kolaylaştıracak olan Mernis
projesi Sezer, Gül, Erdoğan ve Arınç'ın katıldığı bir
törenle resmen hayata geçirildi. |
| Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, TKP'nin kapatılması
istemiyle açtığı davada görüş değiştirdi ve partinin sırf
adındaki "komunist" ibaresi nedeniyle kapatılmaması
gerektiğini belirtip davanın reddini istedi. |
| YÖK Başkanı Gürüz, Marmara Üniversitesi'nin 120. kuruluş
yıldönümünde yine hükümete kafa tuttu ve Atatürk ilke
ve inkilapları aleyhinde faaliyette bulunmuş insanların
bugün devletin üst düzeylerine geldiklerini ve bunu tek
tek bildiklerini söyledi. |
| Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat, hükümetin
Adli Tıp'ı yeniden yapılandıracağı yolundaki haberlerin
hemen ardından görevinden istifa etti. |
| AKP lideri Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı döneminde
Büyük Anadolu Holding'e usulsuz arsa tahsis ettiği iddialarını
içeren Star'daki Deşifre programı tarafından yayınlanacak
olan haber yayınlanaman programın akışı kesildi. Star
TV yetkilileri program kasetinde teknik bir sorunu gerekçe
gösterdiler. |
| NATO Genel Sekreteri Robertson'un, Türkiye'ye bir saldırı
olması durumunda NATO anlaşmasının 5. maddesinin işleyeceğini
ve Türkiye'nin talep etmesi durumunda Türkiye'nin savunmasına
tam destek verileceğini söyledi. |
| Abdullah Öcalan'ın iki İngiliz avukatının, adaya gitmek
için devletten özel helikopter istediklerinin basına yansımasının
ardından konuşan Adalet Bakanı Cemil Çicek, avukatlarının
Öcalan'la görüşmelerinin engellendiği yolundaki iddiaları
yalanlayarak, Öcalan'a yapılan muamele ile dünyanın en
ayrıcalıklı mahkumu olduğunu söyledi. Çicek, iddiaların
konuyu siyasi zemine taşımakla alakalı olduğunu söyledi. |
| NATO Daimi Temsilciler Konseyi'nin Çarşamba günü yaptığı
toplantıda ABD'nin askeri harekatında nasıl tavır alınacağı
konusunda karar alınamadı. ABD, NATO'nun askeri ihtiyat
planları hazırlamaya başlamasını isterken, Almanya ve
Fransanın başını çektiği ve Belçika'nın desteklediği ülkeler,
sorunun barışçı çözümü için zaman tanınması gerektiği
konusunda ısrarcı oldular. |
| PKK-KADEK'in katılımı nedeni ile spekülasyonlara neden
olan Roma'daki Sosyalist Enternasyonel Konsey toplantısında
Baykal, özellikle İtalyan solunu PKK-KADEK konusunda uyardı.
Baykal, toplantıda yaptığı konuşmada, Avrupa'ya barış
için elini taşın altına sokma çağrısında bulundu. Toplantıda,
HADEP'liler "Türkiye Kürdistan'ının savaşa karşı
tutumu ve savaş sonrası beklentileri" başlıklı bir
rapor sundular. |
| Papa John 2. Paul, Avrupa Birliği'nin hazırlık aşamasındaki
Anayasasına "Dini Hristiyandır" ifadesinin konulmasını
istedi. İsteğin üye ülkeler tarafından tepki gördüğü belirtiliyor. |
| Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, Bakanlık Yöneticileri
ile BOTAŞ, TEAŞ, TEDAŞ, DSİ ve Eti Holding'in yöneticilerini
değiştirecek 50'ye yakın kararnameyi Köşke yolladı. Kararnameler,
Enerji bürokrasisinde ANAP kadrolarının tasfiyesi olarak
yorumlanıyor. |
| Avrupa Parlamentosu Dışilişkiler Komisyonu'nda konuşan
AB Komiseri Verheugen, Türkiye'nin insan hakları konusunda
yapması gereken daha çok şey olduğunu öne sürdü ve Leyla
Zana konusunu gündeme getirdi. Verheugen, Alman vakıflarına
casusluk suçlaması ile açılan davaları da endişe verici
olarak nitelendirerek, Türkiye'nin bu konuda "hukuk
devleti" olduğunu göstermesini istedi. Verheugen,
Kuzey Kıbrıs'ta altyapı güçlendirmesi için uluslararası
bir donör toplantısı düzenlenebileceğini belirtti. |
| TBMM'de kabul edilen 2. Uyum Paketi ile 9 Şubata kadar
tasarrufları altındaki taşınmazları edinmek için başvuru
hakkı bulunan gayrimüslüm cemaat vakıflarının başvuru
süresi altı ay daha uzatılırken, daha önce Bakanlar Kurulu
izni gerekirken, yeni uyum paketi ile vakıfların mal edinebilmesi
için Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün izni yeterli kılındı.
Yeni Uyum Paketi ile ayrıca, Avruupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden
ihlal kararı alanlara bir yıl içinde ilk kararı veren
mahkemeye başvurarak, muhakemenin iadesi isteminde bulunma
hakkı getirildi ki, bu Leyla Zana gibi DEP milletvekillerinin
yeniden yargılanma yolunu açıyor. |
| Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Fransa ve Almanya
yakınlaşmasının ve Çırağan'daki 6'lı Ortadoğ zirvesinin
hİstanbul'a gelerek Başbakan Gül ve Dışişleri Bakanı Yakış
ile görüştü. Toplantılarda, Alman vakıfları ile ilgili
davaların görüşüldüğü belirtiliyor. |
| Bir hafta içinde üç üst düzey askeri yetkili Genelkurmayı
ziyaret etti. Sırasıyla ABD Genelkurmay Başkanı Myers,
İngiltere Genelkurmay Başkanı Micheal Boyce ve NATO Avrupa
Müttefik Kuvvetler Başkomutanı Orgeneral Boyce Özkök'le
görüşürken, İngiltere Genelkurmay Başkanı'nın "Britanya
Genelkurmay Başkanı" olarak basında yeralması dikkat
çekti. Basın askerin İngiliz Genelkurmay Başkanına "sizinle
çalışamayız" mesajı verdiğini ileri sürdü. Boyce'un,
Genelkurmay'dan İncirlik'e sınırlı sayıda özel birlik
ve uçak yerleştirilmesi için iztediği belirtiliyor. ABD
Genelkurmay Başkanı ile yapılan görüşmelerde, Türkiye
ile ABD'niin NATO'dan karar çıkarılması için birlikte
çalışma kararı aldığı belirtiliyor. |
| A.A'nın Moskova Temsilcisi Remzi Öner Özkan, iki araç
tarafından kaçırıldı ve dövüldükten sonra serbest bırakıldı.
Kaçıranlar, Özkan'a "bize nasıl terörist dersin"
gibi cümleler sarfederek, Çeçen oldukları imajını yaratırken,
Dışişleri Bakanı olayın "adi bir suç olduğunun"
zannedildiğini söyledi. |
| Alman Der Spiegel dergisi, AB Komisyonunun büyük olasılıkla,
2004 yılında Türkiye ile görüşmelere yeşil ışık yakmayacağını
öne sürdü. 1 Kasım 2004'te yeni komisyon üyelerinin göreve
başlayacağına dikkat çeken dergi, Türkiye'nin eksikliklerini
vurguladı. |
| İsrail ile yakınlığı olduğu öne sürülen Debka Files
isimli Internet sitesinde, Saddam devrildikten sonra ABD'nin
Talabani'yi devlet başkanı, Barzani'yi de savunma bakanı
yapacağı ve bu yönde bölgedeki aşiretlerle temas kurduğu
yolunda iddialar yayınlandı. |
| Kuveyt'in kuzeyinde düzenlenen saldırıda, ABD ordusuna
çalışan iki sivil müteahhitten biri ölürken, diğeri ağır
yaralandı. Geçen kasım ayında düzenlenen saldırıda da
2ABD askeri ağır yaralanmış, ekim ayında ise 1 ABD askeri
öldürülmüştü. |
| |
| Başbakan Gül, TOBB'un Ankara'da düzenlediği Ekonomi
Zirvesi'ne bakanları ile birlikte tam kadro katıldı. TOBB,
hükümete destekleri olmadan başarılı olamayacakları mesajını
verirken, Gül işadamlarının sırtındaki yükü kaldıracaklarını
söyledi. TOBB, Başbakan'dan bağımsız üst kurullarda özel
sektörün daha etkin temsilini, sanayiicilere dünya standartlarında
hammade ve enerji teminini, dampingli ithalatın önlenmesini,
yatırımların önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
Ankara ve Gaziantep Ticaret Odası Başkanları'nın konuşmalarında
TÜSİAD'ı ABD bayraktarlığı ile suçladıkları ve Başbakan'a,
"onlar 450 kişi,biz 1.2 milyon. Onlar desteklemezse
biz destekleriz" dediği belirtildi. |
| Enerji Bakanı Güler'in Bakü-Ceyhan boru hattı ihalelerini
incelemey aldırması üzerine, uluslararası konsorsiyum
ihaleleri kendilerinin yaptığı için konunun bakanı ilgilendirmediği
ve "asrın projesini böyle populist yaklaşımlarla
tamamlayamayız" gerekçesi ile Dışişleri Bakanlığına
başvurdu ve haberi tekzip etmesi istendi. Bakan tekzip
yayınlamadı. |
| Hükümetin, 2003 yılı bütçe çalışmaları çerçevesinde,
kamu işçisine %10 zam planladığı belirtilirken, Türk-İş
hükümete enflasyon artı %10 refah payı teklifi götürmeye
hazırlanıyor. |
| Ankara Sanayi Odası'nın genişletilmiş Meclis toplantısına
katılan Unakıtan, yatırım indiriminde stopajın sıfırlanacağı
müjdesini verdi ve enflasyon muhasebesine geçiş ile ilgili
çalışmaların bu yıl tamamlanacağını söyledi. |
| İzmir Ticaret Odası, AKP'yi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin
kotasyonuna olanak verecek "Nasdaq" benzeri
bir borsanın kuruluşuna ikna etti. Anadolu Menkul Kıymetler
Borsası'nın kurulması için SPK'da çalışmalara başladı. |
| İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Wesmacott, DYP
lideri Mehmet Ağar'ı ziyaret etti. Büyükelçi, Ağar ile
Kıbrıs ve Irak konularını görüştüklerini söyledi. Wesmacott,
Türkiye'nin Musul-Kerkük konusundaki endişelerinin yersiz
olduğunu belirterek, Türkiye ile operasyon öncesi ve sonrasında
masada birlikte olmak istediklerini söyledi ve Türkiye'nin
cevabını beklediklerini belirtti. |
| İngiltere'den Türkiye'ye BBC aracılığı ile sinyaller
gelmeye başladı. Denktaş'ın BBC'ye verdiği röportajda,
KKTC CUmhurbaşkanı'nın ekranda ilk kez "KKTC Cumhurbaşkanı"
sıfatı ile tanıtılması olumlu bir sinyalken, BBC'nin Correspondent
isimli programında "Ermeni Soykırımı" dosyasının
ele alınması olumsuz bir işaretti. |
| Hazine, toplam 4 katrilyonu bulan kredi borçlarının
tasfiyesi için çiftçilere "sepet hesabı" önerdi.
Hesap, çiftçinin kredi kullandığı tarihteki kredi ile
ne kadar ürün alınabiliyorsa, krediyi geri öderken de
aynı miktarda ürünü alabilecek parayı ödemesini öngörüyor.
Hazine'nin bu önerisine Ziraat Bankası'nın, "biz
bankayız, ürüne endeksli kredilere sıcak bakmıyoruz"
dediği ve TZOB'un da buna "O zaman ambleminizdeki
buğday başağını kaldırın" tepkisini gösterdiği belirtiliyor. |
| TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna bilgi veren Merkez Bankası
Başkanı Serdengeçti, Irak'ta çıkacak bir savaşın Türkiye'yi
çok etkilemeyeceğini, dalgalı kur sistemi nedeni ile krize
hazır olduklarını ve bu kez sıcak paranın olmadığını söyledi.
Serdengeçti, ekonomik programın başarıya ulaşması için
hükümetin desteğinin şart olduğunu söyledi. Bazı AKP'li
milletvekilleri brifingde Serdengeçti'yi, ekonomik krizden
sorumlu olmakla suçladılar. |
| Devlet Bakanı Ali Babacan ile birlikte ekonomi muhabirleri
ile sohbet toplantısı düzenleyen Gül, Türkiye'nin ekonomik
kriz nedeniyle Irak krizine yumuşak karınla yakalandığını
ve bir kriz yönetimi gerçekleştirdiklerini belirterek,
birincil önceliklerinin enflasyon, ikincil önceliklerinin
kamu borç stoğunun aşağı çekilmesi olduğunu söyledi. Babacan'da
Irak harekatının maliyetleri ile ilgili ABD Hazine Bakanı
ile sık sık görüştüklerini ve zararın kredi ve hibe ile
karşılanacağını söyledi. |
| Elektrik Piyasası Yasası gereği, EPDK, dört doğalgaz
çevrim santralıyla bir hidroelektrik santralinin Enerji
Bakanlığı ile anlaşıp, sözleşmeleri tadil etmesi istendi.
Şirketleri, Hazine garantili avantajlı sözleşmelerden
mahrum bırakacak ve enerji fiyatlarını düşürecek gelişmelerden
firmaların rahatsız olduğu ve firmaların yargı yoluna
gitmeye hazırlandığı belirtiliyor. |
| KESK'in raporlarına göre, dört kişilik bir ailenin açlık
sınırı aylık %2.8 artarak, 400 milyona, yoksulluk sınırı
da 1 milyar 200 milyona ulaştı. |
| Merkez Bankası Reel Kesim Güven İndeksine göre, Kasım
ayında 107.8 puan olan hükümete yönelik güven, Aralık
ayında 102.5'e geriledi. |
| Gelirler Genel Müdür Vekili Osman Arıoğlu, kurumların
toplam vergi yükünün %65'lerden %50'lere çekmek için yasal
düzenlemeler yapılacağını söyledi. |
|
TÜRKİYE'NİN
"EHVEN-i ŞER" KISKACI
(8000 YATAŞ'IN TAHLİLİ) |
|
Son bir hafta içinde yaşanan gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti
tarihinin en kritik şubatlarından birine girilirken,
Anadolu coğrafyasının ne tür fırtınalara gebe olduğunun
bütün emarelerini taşıyordu. Ana gündem damarları takip
edildiğinde, ortaya karmaşık bir psikolojik savaş tablosunun
arkasında başrollerini yine yabancıların oynadığı ve
Türk odakların sadece "en az zarar" ilkesine
göre kendilerini konuşlandırdıkları bir coğrafya ortaya
çıkmakta.
AKP ile ilgili bir yandan, Erdoğan'ın çevresindeki
çemberin bazı niteliklerini ön plana çıkaran haberler
gündeme gelirken, diğer taraftan Başbakan Gül'ün koordinasyon-uzlaşma
yeteneğini zorlayacak sondajlar bizzat büyük sermaye
çevreleri tarafından uygulamaya konularak, hükümetin
TUSİAD Başkanı Özilhan'ın deyimi ile "derlenip
toparlanması" sağlanıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı meslektaşları
ile yürüttükleri teknik görüşmelerde yapılan "siyasi
karar gerekliliği" vurgusunun, acelecilik havasından
çıkarılıp pazarlık kozuna dönüştürülmesi Gül'ün arka
plan başarısı olarak göze çarparken, Türk kamuoyunun,
"İngilizle işbirliği yok" gibi haberlerle
gözünün boyanması arka planda ABD ile pazarlıkların
gayet iyi yürüdüğünün bir göstergesi olarak algılanmalı.
İncirlik Üssü'nün YATAŞ'a verdiği 8000 yatak siparişi,
arka planda yapılan pazarlıkların ne aşamaya geldiğinin
somut bir göstergesi.
Avrupa'nın istihbarat çevreleri ile temasları
bulunan bir gazeteciye bir başka gazeteci aracılığı
ile iletilen belgelerle (asıl kaynağın kendini saklama
yöntemi seziliyor. Yoksa belgeyi bulan gazeteci kendisine
bu kadar sükse yapacak bir haberi niye köşeyazarına
versin), PKK-KADEK ile ABD arasında aktif işbirliğinin
ortaya serilmesi, bir içerikten çok zamanlama sorunu
olarak karşımızda duruyor. Bu haberi medyaya sızdıranlar
dahil olmak üzere herkesin ABD'nin yaptıklarını yıllardır
bildiği bir ortamda, bu haberin sızmasının PKK-KADEK
- ABD ilişkisinden çok, Fransa-Almanya ve ABD ilişkisi
ile alakası var.
ABD-PKK ilişkisinin ortaya dökülmesi ile paralel
olarak Güneydoğu'da yaşanan sıcak temaslar, MED TV'de
Osman Öcalan'ın "bizim bölgede nerede adamlarımız
olduğu biliniyordu" sözleri dikkate alındığında,
PKK - ABD ilişkisinin ortaya dökülmesine engel olamayan
ABD'nin, Türkiye'nin derin devlet mekanizmaları üzerinde
kontrol mekanizmalarının zayıfladığının bir işareti
olabilir. Öcalan'ın İngiliz avukatlarının, İmralı'ya
gitmek için özel helikopter istedikleri haberleri
ise İngiltere - PKK bağlantısını toplumsal zihne not
düşmüştür.
Kıbrıs'ta, uzun zamandır çeşitli isimler aracılığı
ile gerçekleştirilen psikolojik savaşa karşı sessiz
kalanların, 28 Şubat yaklaştıkça seslerini yükseltmeleri,
önce Bahçeli'nin ziyareti ve daha sonra TSK'nın Denktaş'a
üst düzey desteği ile sembolleşti. Bu çıkışlar, Erdoğan'ın
Davos zirvesinde, Denktaş ve Klerides'i "bunlar"
ve "uzlaşmaz" kategorisinde ele alan sözlerinin
hemen ardından geldi. Kıbrıs'ta hala "İngiliz"
varlığının gündeme gelmemesi, bu senaryonun arkasındaki
gölgenin ana belirleyicisi. Erdoğan'ın sorunun "çözümsüzlük"
olduğunu varsayan saf tahlili ise, bu sürecin manipülasyonundaki
ana dinamiklerden.
Yabancı medya aynı çoşkuyla yansıtmasa da, "Türk"
medyasına göre "Fransa ve Almanya birleşti".
Bu çoşkunun ana gerekçesi bu birleşmenin bazıları
tarafından Kıbrıs için psikolojik zemin hazırlamak
olsa da, gözardı edilemeyecek gerçek Fransa-Almanya
yakınlaşmasının Atlantik'in sularını yarmaya başladığıdır.
NATO Daimi Temsilciler Konseyi'nin çarşamba günkü
toplantısında Irak operasyonu konusunda karar alınanaması
"FransAlmanya" kadar önemli bir haberken
yeteri ilgiyi görmemiş, satır aralarında Türkiye ile
ABD'nin NATO'dan karar çıkması için işbirliği kararı
aldığı gözden kaçmıştır.
Abdullah Gül başkanlığında gerçekleştirilen Çırağan
Zirvesi, "Müslüman'ın Müslüman'a propagandasın"'dan
başka bir şey üretmese de, AKP hükümetinin, bir yönü
kamuoyuna, bir yönü ABD'ye yönelik Irak politikasına
hizmet etti. Zirvenin yapıldığı sırada Çırağan'ın
önüne demirli NATO gemileri ve zirve öncesinde Bush'un
Gül'e çabalarını desteklediklerini belirten mektubu,
Çırağan Sarayı'ndaki toplantıyı Saddam'dan çok ülke
kamuoylarına yönelik bir ikna operasyonuna dönüştürdü.
Bütün bu gelişmeler sırasında, coğrafyanın tam
ortasında bulunmasına rağmen, İsrail'in adı hiç bir
şekilde (satıraralarında da olsa) geçmemektedir. İsrail'in
hafta içinde durup dururken 50 Türk işçisini kaçak
oldukları gerekçesi ile sınırdışı etmesi bu genele
bir istisna olmakla beraber, İsrail'in Türkiye'nin
yürüttüğü Kuzey Irak pazarlıklarının neresinde yeraldığı
kamuoyunun gündemine bir satır olsun bile düşmemesi
fazlası ile dikkat çekicidir.
Yukarıda paragraflar halinde özetlemeye çalıştığımız
ana damarlar, medyanın bir köşesinden diğer köşesine
savrulan kurum ve kişilerin bu noktada insiyatifi kaybettiklerini
ve kendi güç zeminleri açısından "en az zarar"
ilkesine göre konumlanmaya çalıştıklarını göstermektedir.
AKP cephesi kanatlarını bir yandan dışarıda ABD, Avrupa,
İsrail; içeride de TSK, Medya-Büyük sermaye ve tabanı
arasında mümkün olduğu kadar kapsayıcı bir şekilde yayarak
ağırlık merkezini düşürmeye çalışırken; bir yandan da
bürokratik kadrolardaki konumunu güçlendirici adımlar
atmaya çalışmaktadır.
AKP'nin hassas koalisyon yapısı, son olarak Mir Dengir
Fırat'ın Radikal'den Neşe Düzel'e verdiği röportajda
açıkca ortaya çıkmıştır. Parti içi uyumsuzluğun Erdoğan'ın
Başbakan olması ile giderileceğini vurgulayan; Tüzmen'i
Irak lideri Saddam'ı övmesini "abesle iştigal"
olarak niteleyen ve siyasetin Genelkurmay'a değil, Genelkurmay'ın
siyasete uyması gerektiğini vurgulayan Kürt kökenli
Mir Dengir Fırat olmuştur. Gül'ün bütün hassas dengelere
eşit mesafede durmaya çalıştığı bir noktada, AKP kadrolarının
kendi içlerindeki mesajlaşmasının dış çevrelerle mesajlaşmalarından
daha yoğun hale gelmesi dikkatle not edilmelidir. Hele,
Erbakan Hoca'nın, Gül üzerinden AKP'ye nifak sokma çabalarına
start verdiği bir noktada.
Yaklaşan Şubat ayı bu ana gündem damarlarından en
az birinin çatlamasına sahne olabilir. Böyle bir
çatlama karşısında, her taraftan çevrelenmiş Abdullah
Gül'ün bu krizi yönetme başarısı, en iyi ihtimalle sadece
AKP'yi değil, AKP ile derin devlet kurumlarını yakınlaştıracak,
en kötü ihtimalle ise AKP dahil bir çok kurumun kendi
içinde daha da ayrışması ile sonuçlanacaktır.
Şubat başında ABD'nin Irak konusundaki tavrı
iyice belirginleşirken, Türkiye'nin ABD ile AB arasındaki
sıkışmışlığı artacak ve bu noktada ABD ile kader birliğini
savunan derin devlet kadroları ile AB ile kader birliğini
savunan kadrolar arasındaki denge savaşı bir kaç yerinden
patlak verecektir. DYP lideri Ağar'ın Gül ile yaptığı
görüşmeden sonra İngiltere Büyükelçisi ile başbaşa yaptığı
görüşme ve Cem Uzan'ın kamuoyu önünde aldığı net tavır
bu çerçevede doğru okunmalıdır.
Şubat ortalarına doğru gelindiğinde, PKK-KADEK'in
cepheye sürülmesi ve bunun aynı anda hem içeride, hem
de dışarıda bölgede yaşanacak askeri hareketlenme için
bir perdeleme-mazeret olarak kullanılması hayli olasıdır.
Türkiye, Kuzey Irak için Meclis kararını bypass etme
şansına PKK-KADEK sayesinde kavuşabilir. ABD, bu konuda
gerekli ortamı yaratmak için ülke içindeki müttefiklerine
gerekli lojistik desteği seve seve verecektir.
Şubat sonu ise, hem ABD'nin Ortadoğu operasyonunun
olası başlangıç tarihi, hem de Kıbrıs için yaratılan
geri sayım sürecinin son noktası olarak takvimde yerini
almaktadır. Aytaç Yalman Paşa'nın son tarihe bir ay
kala, "Size hayranız" mesajı ile Denktaş'a
verdiği destek, dıştan çok içe yönelik bir mesaj olup,
Kıbrıs üzerinde yaşanacak hareketlenmeler de, dıştan
çok içte etkileri hissedilecek hareketlenmeler olacaktır.
ABD ve İngiltere'nin "KKTC'de Berlin Duvarı mizanseni"
sopasından vazgeçmesi Kuzey Irak pazarlığına bağlıdır
ki, göstergeler TSK'nın Kuzey Irak'ta Musul-Kerkük /
Kürdistan ekseninde istenilen uzlaşmayı sağladığını
göstermektedir. Bu noktadan sonra, derin devlet kadrolarının
KKTC'de kontrolü, "Berlin Duvarı sendromu"
yaşamadan daha rahat sağlamaları beklenebilir fakat
bunun karşılığı, oluşturulacak bir senaryo çerçevesinde
Güneydoğu'ya ABD askerlerinin getirilmesi olacaktır.
ABD'nin, 8000 Yataş'ı boşuna sipariş etmediği görülmelidir.
Şubat ayı başı, ortası ve sonunda Türkiyenin önümüzdeki
5 yılının tohumları fidan verecektir. Türkiye sürekli
başkalarının önüne koyduğu satranç tahtasında en iyi
hamleyi yapmaya çalışmakta ve dolayısı ile en iyi ihtimalle,
satranç tahtasına tümü ile hakim rakiplerinin karşısında
"ehven-i şer" pozisyonuna razı olmaktadır.
Türkiye'nin bu "ehven-i şer" kıskacından kurtulmasının
tek yolu, bu kritik dönemde satranç tahtasını yıkıp,
masaya kendi taşları ile oturmasından geçmektedir.
Stratejik ortaklardan stratejik kopuş açısından zamanlama
doğru olmasına rağmen bu kopuşun gerektirdiği kolektif
zeka ve cesaretin oluşmasını beklemek iyimserlik olacaktır.
|
| |
| SÖZEL
GÖSTERGELER |
| |
|
Gösterge
|
Gösterdiği
|
| TOBB, Ekonomi Zirvesinde "bizsiz başarılı
olamazsınız" derken, TUSİAD Başkanı Özilhan, "hükümeti
uyarılarımızdan sonra derlenmiş, toplanmış bulduk"
dedi. Gül, iki tarafa da mavi boncuk dağıttı. |
AK Parti hükümetinin iş çevrelerine karşı
zaman kazanmaya çalışırken, komprador sermaye ile yerli
sanayiicinin hükümet üzerinden birbirlerine mesaj gönderme
ihtiyacı hissettiği |
|
Enerji Bakanı Güler'in enerjinin tepe bürokrasisini
komple yenileyecek kararnameleri Çankaya'ya yollaması;
Adli Tıp Kurumu Başkanı'nın görevden istifa etmesi;
AKP'nin kamu reformu çerçevesinde Sezer'in de yetkilerini
kısıtlayacak değişiklikleri gündeme alması;
YÖK Başkanı'nın iktidarı hırçın üslubu ile eleştirmeye
devam etmesi;
Diyanet İşleri Başkanı'nın, kendisini görevden alacak
kararnamenin Çankaya'ya çıkması üzerine Demirel'i ziyaret
etmesi
|
AKP'nin kadrolaşma konusunu, geçmiş iktidarların yumuşak
karınlarına yönelterek, önümüzdeki çalkantılı süreçte
kendisine nefes aldıracak dosya dalgakıranları oluşturmayı
kafasına koyduğunu;
Önümüzdeki dönemde, AKP'ye belli kilit alanlarda geri
adım attırmaya yönelik klişe psikolojik savaş motiflerinin
görülmeye başlanacağı
|
| Baykal'ın katıldığı Sosyalist Enternasyonel
toplantısındaki PKK-KADEK faktörünün, CHP'yi yıpratacak
şekilde yansıtılması |
CHP'nin "milli" çizgisinin yeteri
kadar törpülenmemiş olduğunu düşünenlerle, CHP'yi milli
bir çizgide tutmak isteyenlerin arasındaki çekişmenin
sürdüğü |
| Sabih Kanadoğlu'nun AK Parti liderini siyaset
dışı bırakmak için ısrarından vazgeçmezken, TKP ile ilgili
iddiasını, yeni yasal düzenlemeler çerçevesinde geri çekmesi |
Bazı çevrelerin, sol ve radikal islam tabanları
yaşanan yakınlaşmanın önünü almak için çözüm aradığını |
| A.A.'nın Moskova temsilcisinin, kendilerine
Çeçen süsü vermeye çalışan kişilerce kaçırılarak dövülmesi |
Türk İstihbaratı ile Rus İstihbaratı arasında
Kafkasya konusunda uzlaşmazlık noktalarının başgösterdiği |
| Tayyip Erdoğan'ın Çin gezisinde "terörün
dini, milleti, dili olmadığını" vurgulaması |
AKP hükümetinin, Çin ile ilişkileri bozmamak
adına, Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri'ni mücadelesinde
yalnız bırakacağını |
| İngiliz Büyükelçisi'nin Meclis'te tek milletvekili
ile temsil edilen DYP'nin lideri Ağar'ı, Ağar'ın Başbakan
Gül ve İngiliz Genelkurmay Başkanının Özkök ile görüşmesi
sonrasında ziyaret etmesi |
Türkiye'de milliyetçilik kavramını NATO ağırlıklı
olarak şekillendirme yolunda İngiltere'nin derin Anadolu
dinamiklerine ağırlık vereceğini |
| Yeni ihale yasası ile yerel medyaya verilen
ihale ilanlarında kısıtlamalara gidilmesi |
AK Parti'nin, ilişkilerinde sorunlar yaşadığı
yerel medyaya yol yakınken sopa gösterdiği ve ulusal medya
üzerinde kuramadığı denetimi yerel medya üzerinde kurmayı
hedeflediği |
|
|
KOÇ - SABANCI
vs.
FRANSA-ALMANYA
|
|
Koç Grubu, hafta içinde gerçekleştirdiği bilgilendirme
toplantısında 5 sene içinde cirolarını 6.6 milyar
dolardan, 12.5 milyar dolara çıkaracaklarını açıkladı.
Rahmi Koç ve Koç Grubu CEO'su Özaydınlı'nın katıldığı
toplantıda, Koç'un geleceğe dair stratejilerine
dair işaretler verilirken, Rahmi Koç, "NATO'nun
misyonunu tamamladığı"nı, AB'nin tamamının
ABD'ye yetişmesinin mümkün olmadığını ve ABD'nin
her alanda liderliğini perçinlediğini vurguladı.
Koç'un, Fransa-Almanya yakınlaşmasının ortaya
çıktığı bir dönemde, dünyanın tek kutuplu hale
geldiği yorumu ayrıca dikkat çekiciydi.
Rahmi Koç'un bu makro değerlendirmelerinin yanısıra,
yılda ortalama %14 büyüme hedefleyen grubun strateji
olarak cirosunun önemli bir kısmının yurtdışı
operasyonlardan kazanılacağı, başarılı olunan
tüketiciye yakın işlerde yoğunlaşılıp, geleceği
olmayan işlerden çekileceği yolundaki açıklamalar,
ilk bakışta bir şirketin geleceğe yönelik stratejisinin
ana hatları olarak algılanabilirdi fakat sözkonusu
Koç olunca bu açıklamaların bir SPK bülteninden
farklı okunması şart.
SESAR olarak, Fransa-Almanya birleşmesinin
nasıl bir güç gösterisinden çok, ciddi bir tehdit
karşısında bir aciliyet emaresi olarak algılıyorsak,
Koç Grubu'nun da beş yılda %100 büyüyeceğini açıklamasının
umut kadar tedirginlik taşıdığını düşünmekteyiz.
Bu açıklama öncelikle, Türkiye'nin bir dev holdinginin
cirosundaki ana beklentiyi yurtiçinden yurtdışına
kaydırdığını ortaya koyması açısından fazlası
ile dikkat çekicidir. Bu, Türkiye'de hem üretim,
hem de tüketimin lokomotifi olması beklenen bir
grubun Anadolu coğrafyasında iddiasını başkalarına
terkettiğini gösterir. Bu başkalarının
Koç'un uzağında olmayan, hatta Koç'u yönlendiren
çevreler olması, Koç Grubu'nun uzun vadeli varlığını
garanti edeceğini düşünmek hatalı olacaktır.
Koç'un, "potansiyeli olmayan sektörlerden
çıkıp, müşteriye yakın hizmetlere geçiş yapacaklarını
açıklaması ise, son yıllarda üretimden çıkıp,
dış sermaye odaklarının taşeronu konumuna gelen
koca bir grubun, Türkiye coğrafyasında faaliyet
alanını hizmet sektörü ile sınırlayacağının açık
bir beyanıdır.
Bu noktada, TÜSİAD Genel Kurulu'nda Özilhan'ın,
gruplar arasında göze görünür bir anlaşmazlık
olmamasına rağmen görev süresinin bir yıl daha
uzatılması; Türkiye'nin büyük gruplarının, değişen
coğrafyada varlıklarına dair ciddi kaygılar taşıdıkları
bir dönemde, TÜSİAD başkanlığı gibi bir konu ile
uğraşmaya vakit ayıramadıklarının bir göstergesi
olsa gerek.
Sabancı ve Koç'ta farkındadır ki, Irak savaşı,
bölgede sadece politik dengeleri değil ekonomik
dengeleri de değiştirecek ve bu yeni coğrafyada
hareket alanları, yıllardır geliştirdikleri taşeronluk
reflekslerine rağmen bile onları rahatsız edecek
şekilde daralacaktır.
Bu noktada ikinci ve üçüncü kuşak Sabancı ve
Koç'ların, baba ve dedelerini Türkiye'nin en büyüğü
yapan dış güçlerle ne ölçüde dansedip etmeyecekleri,
Koç ve Sabancı Gruplarının geleceğini belirleyecektir.
Hafta içinde ard arda Tayyip Erdoğan'ı ziyaret
eden bu ikili, kendilerini sıradanlaştıracak dalganın
Türkiye'nin kapısına dayandığının fazlası ile
bilincindedir. Yıllarca koçbaşı olarak kullanılanlar,
kale kapılarının kırılması ile kendilerine yeni
misyon arayışına girerken, Türkiye'deki iç ve
dış dinamikler taşeron çeşitlemesine gitmektedir.
Bu çerçevede, Türkiye'de "milli" sermaye
duygusal değil, pragmatik bir gereklilik olmaya
mahkumdur. Koç ve Sabancı'nın önümüzdeki 5 yılda
ne kadar büyüyeceği bilinmez ama iki grubun, bir
FransAlmanya birleşmesine doğru gitmesi kaçınılmaz
görünmektedir.
|
|
|
TAKTİK
TAKVİM
|
| 29 Ocak |
27 Ocakta silah
denetçilerinin BM Güvenlik Konseyine raporlarını sunmalarının
ardından, Başbakan Bush, halka hitaben bir konuşma yapacak |
| 31 Ocak |
AB Dönem Başkanı
Yunanistan Dışişleri Bakanı, AB'nin bir sonraki dönem
başkanı İtalya'nın Dışişleri Bakanı, AB Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Verheugen ve AB Ortak Güvenlik ve Dış Politika
Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın da katılımı ile AB
Troykası Ankara'da toplanacak. |
| 31 Ocak |
Devlet Bakanı
Kürşad Tüzman, bir işadamı heyeti ile Suriye'yi ziyaret
ediyor. |
| 3 Şubat |
YSK'nın Siirt
seçimleri için belirlediği geçici aday listesinin kesinleşmesi
için son gün |
| 15 Şubat |
Enerji firmalarının,
Enerji Piyasası Denetleme Kuruluna, anlaşma ve lisans
başvuruları için son gün. |
| 16 ŞUBAT |
Kıbrıs Rum
kesiminde başkanlık seçimleri yapılıyor. |
| 22 ŞUBAT |
Necmettin
Erbakan'ın siyasi yasağı kalkıyor. Recai Kutan'ın bir
gün sonra istifa ederek, SP'nin başına Erbakan'ın geçmesi
bekleniyor. |
| 28
ŞUBAT |
BM'nin
Kıbrıs Planı uyarınca, tarafların Annan planı ismi verilen
anlaşma taslağını müzakere edip sonuçlandırmaları için
son tarih |
| 9 MART |
Tayyip Erdoğan'ı
Meclise sokması beklenen Siirt seçimleri |
| 14 NİSAN |
AB ile Kıbrıs
Rum Kesimi arasında üyelik /katılım anlaşması imzalanarak,
Kıbrıs Rum Kesimi resmen AB üyesi oluyor. |
| |
|