<%@language=vbscript codepage=1254%> <% Response.Expires = -1000 Response.Buffer = TRUE Response.CacheControl ="private" %>
   
JEO-KRİTİK 
Sayı : 5
Haftalık Analitik Bülten
(www.acikistihbarat.com)
24 Şubat 2003

STRATEJİK ve TAKTİK MİYOPLUKLA

GELECEĞİ GÖRMEYE ÇALIŞMAK

 

İskenderun - 7 Kasım 1918 ! Mondros Mütarekesi sonrasında Mustafa Kemal yapılan anlaşmaya rağmen İngiliz ve Fransız subaylarının İskenderun'a ayak basmasına direnme emri vermiş ve bunun üzerine Sadrazam Ahmet İzzet Paşa Mustafa Kemal'in başında olduğu Yıldırım Ordularını lağvedip, Mustafa Kemal'i İstanbul'a dönmeye mecbur etmişti.

İskenderun - 19 Şubat 2003 : Meclisten tezkere çıkmamasına rağmen, RO-RO gemileri ABD askeri teçhizatını limana yığarken, Türk Silahlı Kuvvetleri limanın çevre güvenliğini sağlıyor ve Başbakan, olayın ayrıntılarını bilmediğine dair demeçler veriyordu.

Yanyana koyulduğunda bu iki tablo sadece hazin bir tablo olmakla kalmayıp, önümüzdeki sürecin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün kurumları ile lime lime olacağının göstergesidir. Bütün duygusallıklardan sıyrılarak önümüzdeki tabloya baktığımızda, bu noktaya kendi içinde bir bütünsellik oluşturamayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin taktik kazanımlar için stratejik zeminlerden vazgeçmesi gibi tarihi bir hata yaparak geldiğini görebiliyoruz.

Hükümet ve bağlı kurumların önünde dünya tarihinde ve coğrafyasında çok az devlete nasip olan bir hareket çeşitliliği/olasılığı var iken, ABD'ye karşı tek bir vektör üzerinden hareket edilmiş ve sonuçta sadece "bugüne" yönelik "daha fazla" ile yetinilirken, "yarına" yönelik "daha az" hesaplanmamıştır. Tarihin en önemli virajına, masaya sürülen strateji ve taktiklere karşı kontra-taktik, kontra-strateji üretmek yerine, sunulan strateji ve taktik üzerinden ancak "pazarlık" edebilen kadrolarla girmek Türkiye'nin en büyük talihsizliğidir.

Türkiye'yi önüne konan yemin miktarını taktik kazanç sayan ve her virajda daha fazla yem talep ederek çıkarlarını koruduğunu zanneden bir tavuk misali stratejik bir mezbahaya doğru taşıyacak öngörüsüzlük budur. Halbuki, dünyadaki dinamiklere baktığımızda;

1) Görece bir sessizlik arkasında, İsrail'le gerekli arka plan pazarlıklarını yaptığı her halinden belli olan bir İran; (İran'ın Irak'lı Şiilerden oluşan Irak İslam Devrim Konseyi'ne bağlı Bedr Tugayının 5-7 bin kişilik gücü Talabani bölgesinden Kuzey Irak'a girdiği günlerde, İran dört senedir tutuklu bulunan ve İsrail için casusluk yapmakla suçlanan 5 kişiyi serbest bıraktı)

2) AB'ye girmeye hazırlanırken, karasularındaki petrol sahalarını birden keşfeden ve bu petrol sahalarının işletilmesi ile ilgili Mısır'la protokol imzalayan ve seçimlerle başına eski EOKACI, ABD'ye girişi yasak olan bir lideri getiren Kıbrıs Rum Kesimi;

3) Ermenistan'da iç karışıklıkların hayli maniple edilebilir bir safhaya ulaştığını gösteren ve uluslararası gözlemciler tarafından şaibeli olarak nitelenen bir seçim; (Koçaryan, seçilme şansını binde ikilik oy oranı açığı ile ikinci tura bıraktı)

4) Çekirdek Avrupa'nın (Frans-Almanya), Ortadoğu'ya karşılık ABD'ye karşı Afrika kartını ciddi şekilde oynamaya başladığı; (Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, düzenlenen Frans-Afrika zirvesine, ABD'nin insan hakları ihlali ile suçladığı - yani ABD'ye yeteri kadar pay vermediği anlaşılan - Zimbabwe lideri Mugabe'yi davet etmesi ve bunun Belçika'ya yönelik ABD'nin elmas ambargosu yapacağı haberlerinin hemen ardından gelmesi)

5) Derin Yahudi - Hristiyan odakların arasındaki çatışmanın içten içe yandığı; (İngiltere Başkanı Blair, barış gösterileri ile hayli bunaldığı bir dönemde, Papa ile Vataikan kütüphanesinde 30 dakika başbaşa görüştü. Vatikan kütüphanesi, Hristiyan kabalizminin en derin eserlerini barındıran bir mekan olmakla beraber aynı zamanda teolojik bir kaledir)

6) Suriye'nin 1976 yılından beri bulunduğu Kuzey Lübnan'dan çekilmeye başladığını;

7) Bütçesi ve dış ticaret dengeleri rekor açıklar verirken, dünya çapında meşruiyet krizi yaşayan ve sürekli askeri gücünü yayarak çıkış yolu arayan bir ABD;

görüyoruz.

Yukarıda sadece bir kaç örneğini verdiğimiz bu dinamikler tek başına Türkiye'nin değerlendirebileceği hamlelerin çeşitliliğine dair ipuçları içerse de, Türkiye'nin IQ'sunu bir aşiret devletinin IQ'suna çeken iç travmalar yaşamaktadır. Omurgasını kaybetmiş, kültürel ve sosyal ögeleri ile ayrıştırılmış, ekonomik olarak travma yaşamış bir toplum üzerine oturtulmuş, görünüşte iki partili ama alt katmanda çok ve dengesiz unsurlu bir siyasi yapı ve bu siyasi yapıyla sürekli güç/alan çekişmesi yaşayan bürokratik kurumları kontrolünde tutan iç ve dış odaklar; Türkiye'yi satranç tahtası önünde paralize etmektedir.

Yapılan bütün "pazarlık" hatalarından öte; hükümet ve bağlı kurumlar beş ana temel konuda elde edilen bütün pazarlık kazançlarını bir günde geçersiz kılacak temel anlayış hataları işlemektedirler :

1) Kendisinden yazılı taahhüt istenen taraf; hem bölgeye bütün gücü ile yerleşecek olan , hem de işine geldiğinde Kyoto Anlaşmasından, uluslararası nükleer anlaşmalara kadar en ciddi anlaşmalarıa uymayacağını açıkca beyan eden taraftır.

2) Yapılan pazarlığa uyulmadığı takdirde, her sağlıklı anlaşmada olduğu gibi sorumluluğunu yerine getirmeyen tarafa karşı bir cezai müeyyide uygulanması gerekir. Türkiye içine 62 bin askeri ve bütün tesisleri ile konuşlandıracağı bir ülkeye karşı hangi cezai müeyyideyi, nasıl uygulayacaktır?

3) En basit tüccarın bile bilmesi gereken altın kural, pazarlığa "tok tüccar" olarak oturmaktır. Türkiye, başından beri "pazarlık" masasına "aç ve sonuca muhtaç" olan taraf olarak oturmuş; ne ABD'ye , ne de dünyaya isterse pazarlık masasından kalkıp bütün görüşmeleri kesebileceği izlenimi verememiştir. (bkz. Erdoğan'ın "ABD ipi germek için koşarsa, biz de peşinden koşarız. İpin kopmasına izin vermeyiz" şeklindeki demeci)

4) Pazarlığı yapan kadrolar psikolojik olarak pazarlık yaptıkları tarafa muhtaç ve alttan bakan bir tablonun ortasında bu pazarlığı yapmışlardır. Limanlarına ABD asker ve araçları inerken, ABD ile pazarlık yapmak olsa olsa stratejik ve taktik bir miyopluğun göstergesidir.

5) Yıllardır , toprakları üzerinde konuşlanmasına izin verdiği dış güçlerin bir Kürdistan kurmasına izin veren bir ülkenin, şimdi durup dururken aslan kesilmesi ve bunu topraklarına aynı güçlerin daha da fazla yerleştirilmesine izin verirken yapması hiç bir inandırıcılık taşımaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; önünde bu kadar olası hamle alanı varken, satranç tahtası üzerinde sadece piyonlar ile oynayabilen ve piyon vererek şah-matı geciktiren bir ülke konumundan çıkması için kararlı ve milli kadrolar tarafından keskin tedbirler alınmalıdır. Bunlar;

1) Türkiye içindeki siyasi cepheleşmeleri acilen uzlaştıracak, toplumsal fay hatlarını ortadan kaldıracak ve en önemlisi Türkiye üzerinde yıllardır sürdürülen psikolojik cephelerini yokedecek süreçlerin başlatılması.

2) Başta askeri kadrolar olmak üzere, devlet kadrolarında stratejik ve taktik miyopluğu giderecek ve özellikle ekonomi bürokrasisindeki dış kaynaklı lobileri temizleyecek değişikliklerin gerçekleştirilmesi

3) İran, Rusya, Ermenistan,Suriye ve Azerbaycan ile ortak çıkarların genişletilmesi ve aktif ve pasif saldırmazlık paktı imzalanması.

4) NATO'dan ve Gümrük Birliği'nden çıkılması ile AB üyeliğ başvurusunun askıya alınmasını; belli şartlar yerine getirilmediği takdirde gerçekleştirilecek süreçler olarak kamuoyunun gündemine getirilmesi ve bu sürecin aktif olarak başlatılmasını sağlayacak sıcak takibin yapılması

5) Türkiye'deki bütün yabancı üslerin kapatılarak, bu bölgelerin serbest ticaret bölgesi ilan edilmesi

6) Önce komşuları ve daha sonra Avrupa ve Asya'nın belli başlı ülkeleri ile ikili ticaret anlaşmaları imzalanması

7) Asya'daki Çin-Rusya-Hindistan bloklaşması, Avrupa'daki Frans-Almanya bloklaşması ve AB Bloku arasında köprü oluşturacak sermaye yapıları ve siyasi ve ekonomik organizasyonları kurmak için uzun vadeli bir strateji çerçevesinde harekete geçilmesi

8) Kuzey Irak'ta, İranve Suriye birlikte ortak bir politika oluşturularak bölgedeki İsrail, ABD ve İngiliz etkisini minimuma indirecek tedbirler alınması

9) Dünya finans piyasalarının kıskacından kurtulmak için, kuzeyinde Rusya-Kıbrıs ekseni, doğusunda Orta Asya'nın ve batısında Bulgaristan-Romanya hattının bütün para transferi/akış potansiyelinin Türkiye üzerinden geçecek şekilde her türlü açık ve gizli mekanizmaların kurulması

10) KKTC'nin ilhak edilerek, adanın serbest ticaret bölgesi haline getirilmesi

11) Devletin, büyük sermayedarlarla masaya oturarak, Türkiye'nin önümüzdeki 15 yılına dair sermayeden beklediklerini (Türkiye'nin sanayileşme ve teknoloji politikaları doğrultusunda) ortaya koyan ve bunun karşılığında bu sermayeyi dış odakların taşeronluğundan kurtaracak paylaşımlar sunan, topluma açık, şeffaf bir mutabakat yapılması

Kulağa çok radikal olarak gelen bu tedbirlere benzer tedbirler alınmadığı takdirde, Türkiye fazla değil 3 sene içinde, bu maddelerden çok daha radikal sonuçlarla karşı karşıya kalacak ve dayatılan kaosu yönetemeyecek konuma gelecektir. Bu tedbirleri almak için maddi kaynak değil; önüne sunulan strateji ve taktiğe karşı kontra-strateji ve kontra-taktik üretme zekası ve iradesi gerekmektedir. Sorun kaynağı değil, zekayı ve iradeyi bulma sorunudur.

 

 

SÖZEL GÖSTERGELER
 
Gösterge
Gösterdiği
   
  • Devlet Bakanı Ali Babacan'ın, ABD'nin Irak operasyonu çerçevesinde vermek istediği krediyi IMF şartına bağlamak istemesine, "biz iki sene içinde IMF'den kurtulacağız, 15 sene daha adamlara bağlı mı kalacağız" şeklinde tepki vermesi
  • Hükümetin, IMF'nin KDV'yi yükseltin taleplerine sert karşı demeçlerle direnmesi
  • Kahkonen'in görüşme talebini, "şimdi yorgunum sonra" diye geri çeviren Babacan'a sinirlenen IMF Türkiye Masası şefinin, bavulunu toplayıp Türkiye'den ayrılmak istemesine, Hazine Müsteşarı Faik Öztırak'ın engel olduğu
  • Hükümetin IMF baskısından iyice bunaldığını ve tabanı ile IMF arasında iyice sıkıştığını
  • Hazine Müsteşarı'nın koltuğunu korumak için IMF ile görüşmelerinde değerini hem kamuoyuna, hem de hükümete göstermeye çalıştığının
  • IMF ile yakın bir gelecekte, ekonomi bürokrasinin başında kim olacağına dair pürüzler de yaşanacağını
  • YÖK Başkanı'nın gidici olduğunun açıkca ortaya çıkmasından sonra , Hazine Müsteşarlığı'na Erdoğan'ın Belediyeden çalışma arkadaşı Candan Karlıtekin'in geleceği söylentilerinin ortalıkta dolaşması
  • Tayyip Erdoğan'ın THY'nin yönetimini değiştirmesi
  • Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şahin'in , kamuda personel reformu çerçevesinde, üst düzey bürokratların hükümetlerle birlikte değişmesi fikrine sıcak baktığını söylemesi
  • AKP'nin 12 Eylül dönemi yargılanmalarının sonuçlarının ortadan kaldırılması için çalışmalar başlatması.
  • Şanlıurfa Valiliği döneminde irticai faaliyetleri nedeni ile merkeze alınan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun ve Emniyet Genel Müdürlüğü Sezer tarafından veto edilen Şahabbettin Harput'un İçişleri Bakanı tarafından müsteşar yardımcılığına atanması.
AKP'nin iktidarının sınırlanmasına razı olduğu, bu bağlamda devlet içindeki bazı egemen kadrolar ile AKP arasında gerekli pazarlıkların tamamlanarak, AKP'ye üst düzey bürokrat atanması konusunda gerekli yolun açıldığı ve MİT Başkanı'nın değişmesinin de yakında olduğu
  • İsrail'in Haaretz Gazetesi, Türkiye'nin İsrail'den savunma amaçlı kullanılan, kredi kartı büyüklüğündeki casus uçaklardan aldığını yazdı
Türkiye - İsrail stratejik işbirliğinin, bütün olanlara rağmen, tam gaz sürdüğünü
  • Hollanda'daki Yeşil Sol 'un , Türkiye'ye yollanan Patriotlarla ilgili, hem bu Patriotların bozuk olduğu, hem de bunların asıl amacının Türk halkını değil ABD üslerini korumak olduğu yolunda iddiaları gündeme getirmesi
  • Türk basınının, bu iddiaların sadece "Patriotlar bozuk" kısmını gündeme getirip, Patriotların ABD üslerini korumak için getirildiği iddialarını pas geçmesi
"Türk" medyasının enformasyon ve dezenformasyon kanallarının milli unsurlar değil, yabancı ve onun yerli işbirlikçilerinin kontrolü altında olduğunu ve Türkiye'ye birileri tarafından verilen NATO'yu karıştırma misyonunun sürdüğünü
  • İran'da Devrim Muhafızlarını taşıyan uçağın düşmesinin hemen ardından, Pakistan Hava Kuvvetleri komutanı Muşaf Ali Mir'i ve beraberindeki 16 yolcuyu taşıyan uçağın düşmesi
  • Almanya'nın, Kabil'de durumun kötüleşmesi durumunda askerlerini bölgeden çekeceğini açıklaması
Almanya-Fransa ekseninin, ABD-İngiltere ekseni ile Afganistan üzerinde verdiği savaşın iyice belden aşağı kaymaya başladığını
  • 10 büyük bankanın sermayedarı ile Abdüllatif Şener'in gerçekleştirdiği toplantıya bütün bankaların sahipleri katılırken, DIşbank adına Aydın Doğan yerine kızı Hanzade Doğan'ın katılması
  • Danıştay'ın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın İstanbul Belediyesi'nin eski ve yeni başkanları ile ilgili yaptığı başvuruyu reddettiği için ağır eleştirilerde bulunan Aydın Doğan'ın gazetecisi Fatih Altaylı'yı 350 milyar TL tazminat isteği ile mahkemeye vermesi

Aydın Doğan'ın yeni iktidar ile keyfinin iyice kaçtığı ve daha da önemlisi, yeni kadrolarla arasını düzeltme yolunda ciddi bir girişimde bulunmadığı görülüyor. Bu görünüm dengeler bozulursa, Aydın Doğan'ın ilerisi için yedekte tutulduğunun göstergesi olabilir.

  • Suudilerin ABD'ye, "Irak'ı Türkiye'nin önderliğinde bir İslam gücü işgal etsin" şeklinde, Washington'da kendi büyükelçiliklerinden bile sakladıkları "gizli" bir teklifi Hürriyet'in yayınlaması

Başbakan Gül'ün, savaşı önlemek için arka planda, ön planda göründüğünden çok daha alternatifli ve ayaklı bir dengeyi korumaya çalıştığını ve bu yönde bütün bağlantılarını aktif olarak kullandığını

  • TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın "savaş karşıtı" tavrını kararlı bir şekilde sürdürürken, eşi Münevver Arınç'ın da AKP'li milletvekillerinin eşlerine çay verip, savaşın önlenmesi gerektiğini söylemesi
  • Strateji /GFK araştırmasına göre, Gül'e kamuoyu desteğinin %59'dan %68'e yükselerek Erdoğan'ı geçmesi

AKP içi dinamiklerin Gül-Erdoğan ayrışmasının derinleştirilmesi için tahrik edilmeye çalışıldığını bundan da sonuç alınmaya başlandığını hükümeti izleyerek görebiliyoruz.

  • ABD'nin Ankara Büyükelçiliğindeki bir toplantıya, TUSİAD Başkanı Tuncay Özilhan ile birlikte, direk ABD'den gelerek toplantıya Çevik Bir'in katılması

  • TUSİAD Başkanı'nın bu toplantıdan hemen sonra, Maliye Bakanı Unakıtan'ın da katıldığı bir konferansa hükümetin Irak politikalarını desteklediğini açıklaması
  • Çevik Bir'in , savaş sonrasında Türkiye'nin iç gündemine dair bir role yavaş yavaş ısındığını
  • Eski komutanın yaptığı danışmanlıklardan vakit bulabildiğini
  • TUSİAD Başkanı'na, ABD'nin çıkarları için Türk hükümetinin kamuoyu önünde fazla yıpratılmaması gerektiğinin hatırlatılarak, dengelerdeki ince ayarların aktarıldığını
  • Wall Street Journal'in, ABD'nin Türkiye'ye yardım etmek yerine onu NAFTA'ya alması yolunda öneri getirmesi
  • Erdoğan'ın Bush'la görüşmesi sırasında, "şaka yollu" , "bizi AB'ye almazlarsa, NAFTA'ya alın" demiş olması
Türkiye'nin gündemine ciddi konuların önce şaka yollu sokulduğu ve daha sonra dış basın aracılığı ile gündemin pekiştirildiği
  • MÜSİAD, Hak-İş ve MazlumDer tarafından oluşturulan ve Eğitimciler Birliği Sendikası tarafından desteklenen "ABD Mallarını Boykot" kampanyasına, bir kaç küçük gazete dışında medya tek satır bile yer vermedi. (Vermeyenler arasında Cumhuriyet gazetesi de dahil)
Medyanın ABD karşıtlığının, yine ABD'ye yakın çevreler tarafından belirlenen kırmızı çizgileri olduğunu ve editöryel kontrolünün sapasağlam yerinde durduğunu
  • İzmir'de eski sağlık bakanı Osman Durmuş tarafından atanan ve AKP hükümetinin görevden almayı planladığı başhekimlerin bazı kongrelere katıldığının AKP'ye ulaştırılması ve kimin çektiği bilinmeyen kongre fotoğrafları ile kanıtlanması

AKP'nin MHP'yi tasfiye operasyonuna - kongrelerde tek tek kişileri fotoğraflayacak kadar - organize güçlerin destek verdiğini

  • Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Başkanı AKP'li Azmi Ateş'in "kimin elinde bilgi, belge varsa bunu bize aktarsın" demesi
AKP'nin yolsuzlukları araştırma yolunda Türkiye'deki siyasi dengeleri bozmayacağını ve bu çabanın hayli sulandırılmış bir formatta, "halka verilen söz" kapsamında yürütüleceğini
  • Önce TUSİAD'ın merkezine ve daha sonra Taksim Divan Kavşağı'ndaki British Airways bürosunun kapısının önüne ses bombası konulması ve bunun "Türk" medyasında atlanırken, bir kaç küçük gazetede küçük olarak görülmesi

Ülkenin işgal sürecinin, devlet içindeki belli kadrolar nezdinde rahatsızlıklar yaratmaya başladığının

  • İTO Başkanı Mehmet Yıldırım'ın, Başbakan Gül'ün de bulunduğu ortamda, Beylerbeyi sarayının casino, Yassıada'nın da serbest eğlence bölgesi olması yolunda öneri getirmesi
  • Erdoğan'ın NTV'de yayınlanan programda, işgal altındaki orman ve Hazine arazilerinin satışıyla 25 milyar dolar gelir sağlanarak bütçe açığının kapatabileceğini söylemesi
AKP hükümetinin kaynak bulma yolunda her türlü yönteme açık hale geldiğini
  • Erkan Mumcu'nun YÖK yasasında değişiklikler yapmak için aralarında "2. Cumhuriyetçi" , "İslamcı"larında bulunduğu bir ekibe atölye çalışması yaptırmaya başlaması
  • Abdullah Gül'ün bu ekibin ilk toplantısına katılarak destek vermesi
  • YÖK'ün Fatih Üniversitesi'nin eski yöneticileri hakkında türbanlı öğrencilerin okula girmesine izin verdikleri gerekçesi ile suç duyurusunda bulunması
  • YÖK Başkanı Gürüz ve ekibinin Denktaş'a destek ziyaretinde bulunması
  • İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu hakkında bilim hırsızlığı suçlamasının, iki aleyhte tek lehte rapor varken, lehte raporun dikkate alınarak Kocaeli Tabip Odası tarafından reddedilmesi

YÖK Başkanı ve ekibinin Irak savaşının ilk zayiatlarından olacağı ve kendisini orada tutan güçler tarafından, diğer alanlarda koparılan tavizler karşısında yeterli desteği görmediğini ve bu yüzden dövüşe dövüşe çekilmeye karar verdiğini

  • Tayyip Erdoğan'ın THY Yönetim Kurulu Başkanlığına, Belediye Başkanlığı döneminde Ulaşım AŞ'nin Genel Müdürlüğünü yapan adamı Gündoğdu'yu getirmesi
  • THY'nin geçen ay gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulunda, ana sözleşmesini yabancılara %40 ortaklık verilmesine imkan tanınacak şekilde değiştirmiş olması
Erdoğan'ın dış sermaye odakları ile temasları çok yakından takip edeceğini
  • Oyak Otomotiv ve Çimento Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar, AKP'nin 15 bin kilometre otoyol projesinde asfalt yerine beton kullanabileceği önerisini getirdi.
AKP'nin belli kurumlarla iletişim ve etkileşim kanallarını açmak için biraz yaratıcılığın yeterli olacağını
  • Tayyip Erdoğan'ın ATV'deki canlı yayına yanında Murat Mercan, Hüseyin Besli ve Ömer Çelik'ten oluşan yakın danışman kadroosu ile gelmesi
  • Cüneyd Zapsu'nun uzun süreden beri ortalıkta gözükmemesi
Tayyip Erdoğan'ın çevresindeki bir grubun, Cüneyd Zapsu üzerine yöneltilen spot ışıkları nedeni ile ağırlıklarını arttırdığı ve Cüneyd Zapsu'nun yıpranmamak için çalışmalarını arka planda yürütmeye devam ettiğini
  • BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto'nun Denktaş'ı bypass ederek, Annan Planı'nın 3. versiyonu ile ilgili doğrudan Türk Dışişleri ile görüşmeler yapması ve bu görüşmelerin tutanaklarının Denktaş'a ancak KKTC Cumhurbaşkanının ısrarları üzerine verilmesi

Dışişleri kadrolarının dış odakların taleplerine öncelik vererek, AKP liderinin öncelikleri imiş gibi lanse edip AKP'yi devletin temel kurumları ile dış politika bağlamında karşı karşıya getirerek, tasfiye etmeye çalışacağı

  • Çırağan Sarayında Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ın düğününe Ak Parti Lideri Erdoğan ve Başbakan Gül'ün davet edilememesi
Erdoğan'ın davet edilmemesi bir yana, Gül'ün davet edilmemesi, Erbakan ve çevresinde AKP'nin iç dinamiklerine müdahale ve yöntem konusunda kimseyi kayırmayan bir kararlılığa sahip olduğunu
  • Bakan Şahin'in , Kardemir'in Erdemir'e bağlanması için görüşmeler yapıldığının açıklamasının ardından , Erdemir yönetiminin böyle bir şey istemediklerini açıklamasını ve bu süreçte Kardemir hisselerinin önce tavan, sonra taban yapması

  • Aralıkta Tayyip Erdoğan'ın Kardemir'i ziyaret etmiş olduğu
Turgut Yılmaz'ın Global Menkul Kıymetler Aracılığı ile gerçekleştirdiği operasyonların, AKP'nin derin kadroları tarafından da örnek alınmaya başlandığını
  • İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Gürtuna'nın "İstanbul'a 550 eser" ismi altında daha önce lanse edilen projeleri yeniden, bir medya kampanyası ile gündeme getirmesi
  • Tayyip Erdoğan'ın Beyoğlu Belediye Başkanı ile 45 dakikalık bir görüşme yapması
  • Gürtuna'nın İstanbul Valisi Güler'i ziyaretinin Vakit gazetesi tarafından "Vali-Başkan uyumu" başlığı ile verilmesi
  • AKP liderinin, İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri için Gürtuna ile ipleri kopardığını
  • Gürtuna'nın AKP çevreleri ile arasının soğuk olduğunu
  • Serdar Turgut'un , ABD'nin dünyadaki niyetleri ve iç dünyasındaki çarpıklıklarına dair 5 bölümlük uzunca bir yazı yazdıktan sonra, son bölümde yazısını "Tamam savaşa karşı olalım da, dünya büyük bir çalkantıya doğru gidiyor bunu da görelim. Olayın üzerinde çok düşünüp okuduktan sonra ben bu savaşta Türkiye'nin ABD'nin yanında yeralmasının doğru olacağını umuyorum" diye bitiriyor.

İstediği kadar muhalif görünsün, ABD'de geçirilen yılların ve ABD oryantasyonunun son noktada her zaman devreye girdiğini.

  • 8 yıl önce Türkiye'yi terkeden Mövenpick'in İstanbul'da bir butik oteli açarak yeniden Türkiye'ye girmesi ve açılışına yeni İstanbul Valisi Muammer Güler'in de katılması
  • Türkiye'de ekonomik alanın yerli yatırımcılar için krizlerle daraltılırken, Türk ekonomisini Türksüzleştirme operasyonun son sürat devam ettiğini
  • Turizmin darbe yiyeceğimiz bir ortamda yapılan bu yatırım İstanbul ve Türkiye'nin hem ekonomik, hem diğer alanlarda farklı viteslerde yoluna devam edeceğinin
  • İstanbul Valisi'nin göreve başlar başlamaz bu açılışa katılmasının, İstanbul'a çabuk adapte olduğunu

 

 
 



 

SİİRT SEÇİMLERİNE DİKKAT

9 Marttaki Siirt seçimleri ilk bakışta, Türkiye'nin siyasi hayatında Erdoğan'ı Meclise sokacak bir formalite olarak gözüküyor fakat beliren emareler, bu sırada gerçekleştirilecek bir provokasyonun (örnek : başarısız bir suikast girişimi), bu seçimi Türkiye'nin yakın tarihindeki en önemli olaylar dizisinin başlangıcı haline gelebileceğini gösteriyor.

Emniyet'in artan ihbarlar üzerine bölgeye özel bomba uzmanı ekipleri göndermesi, DEHAP'ın seçimler sırasında ülke barajı uygulanacak olması nedeni ile seçimlere katılmama kararı alması, seçimlerin HADEP'in kapatılma davasının görüşmeye başlanmasının hemen ardından ve bölgede TSK ile Kuzey Irak'lı Kürt gruplar arasında iplerin kopmaya başladığı bir dönemde gerçekleşecek olması, Genelkurmay'ın hükümete Siirt'in de içinde olduğu altı ilde geçici sıkıyönetim uygulanması için başvurması ve Tayyip Erdoğan'ın hala şehri bir kere olsun bile ziyaret edip miting yapmamış olması; bölgede ciddi bir provokasyon ihtimalinin havada asılı durduğunu gösteriyor.

AKP liderine yönelik bir girişimin vuracağı kuşları saydığımızda, ortaya hayli ürkütücü bir tablo çıkıyor :

1) AKP içi dinamiklere köklü bir müdahale gerçekleştirerek, tezkere sorunu ile iyice bölünen AKP'yi tek vücud olarak kenetleme

2) Gül aleyhine değişmeye başlayan AKP içi dengeleri tekrar Tayyip Erdoğan lehine döndürme

3) Girişimin Kürt gruplar tarafından yapıldığı izlenimi verilerek, bölgeyi yoğun bir sıkıyönetim sisi altında, iç ve dış güçlerin her türlü operasyonun serbest bölgesi haline getirme

4) TSK'nın, ABD ile birlikte Kuzey Irak'a tam güç girmesi için gerekli dinamikleri yaratma

5) Ülke gündemindeki savaş karşıtlığının kalıcı bir şekilde bastırılarak, olağanüstü kontrol mekanizmalarının uygulanmasını kolaylaştırma ve operasyon sırasında gerekli olacak "sus" ortamının "gönüllü" olarak sağlanması

SESAR olarak, bu yorumumuzu somut bir istihbarattan çok; "biz egemen güçlerden biri olsaydık, Türkiye'deki dostlarımıza, kendi çıkarlarımıza da hizmet edecek şekilde nasıl yardımcı olurduk?" sorusu üzerine yaptığımız bir beyin jimnastiğine dayandığını özellikle belirtmek ister ve artık bu tarihten sonra, özellikle bu coğrafyada olabilecek hiç bir şeye şaşırmamanızı öneririz.


SAKIP AĞA ADANA'DAN ÇIKIYOR MU?

Güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgiler, Sakıp Sabancı'nın Adana'daki şahsi mülkiyetlerini elden çıkarmaya başladığı yönünde. Sakıp Ağa'nın fabrikalarına dokunmasa da, işhanı, apartman, arsa gibi şahsına ait mülkleri elden çıkarmaya başlaması üzerine Adanalı işadamlarının Sakıp Sabancı'dan randevu isteyerek, neler olduğunu sordukları gelen haberler arasında. Sabancı'nın bu sorulara, bölgenin gittikçe istikrarsızlaşacağı şeklinde cevap verdiği söyleniyor.

Bu iddiaların doğruluğu bir yana; bölgedeki gelişmeleri yakından takip edenler bölgedeki sermaye ve mülkiyet akışının hızla Türklerden yabancı ve gayrimüslimlere doğru olduğunu belirtiyorlar. (Mardin'de, yurtdışındaki süryanilerin geniş arazi parçaları aldıkları son günlerin önemli iddialarından. Bu arada Güneydoğu'da İsrail'e taşeronluk edenlerin arazi alım haberleri ile paralel değerlendirmek lazım.)

Bu resmin yanına, geçen haftalarda Koç'un önümüzdeki 5 sene içinde cirosunu %100 arttırırken, cirosunun %80'inini yurtdışından elde edeceğini beyan ettiği basın toplantısını koyduğunuzda, Türkiye'nin iki devinin Anadolu topraklarından ve özellikle güney ve doğusundan ümit kestikleri gibi bir izlenim ortaya çıkıyor.

ABD askerinin çıkartma yaptığı limandan, bu çıkartma sonucu ayda 3 milyon dolar kira geliri elde edeceğini hesaplamaya başlayan ve İskenderun Limanında yerinden edilen balıkçılarına ABD'nin ayda bir milyar TL ödediği bir ülkede, büyük sermayenin ülkedeki gelişmelerin etkeni değil edilgeni haline geldiğini görmek pek de şaşırtıcı değil aslında.

SESAR olarak, bir önceki bültenimizde, Koç ve Sabancı gibi grupların gelişen süreçte yıllardır taşeronluğunu yaptıkları dış güçlere karşı ancak birleşerek ayakta kalabileceklerini vurguladığımızı hatırlatmak isteriz.

TAKTİK TAKVİM
22 ŞUBAT Necmettin Erbakan'ın siyasi yasağı kalkıyor. Recai Kutan'ın 28 Şubatta istifa ederek, SP'nin başına Erbakan'ın geçmesi bekleniyor.
26 ŞUBAT Annan'ın Kıbrıs'a gelerek, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve Rum kesimi lideri Papadopulos ile görüşmesi bekleniyor.
26 ŞUBAT Anayasa Mahkemesi, Halkın Demokrasi Partisi hakkında açılan kapatma davasını görüşmeye başlıyor
27 Şubat NATO'nun gönderdiği ve Konya'da konuşlanacak AWACS uçakları operasyonel hale geliyor.
28 ŞUBAT MGK, Sezer'in başkanlığında toplanacak.
28 ŞUBAT BM'nin Kıbrıs Planı uyarınca, tarafların Annan planı ismi verilen anlaşma taslağını müzakere edip sonuçlandırmaları için son tarih
1 MART Erbakan'ın, olağanüstü toplantıya çağrılan SP Kurucular Kurulunun kararı ile SP Genel Başkanlığına seçilmesi bekleniyor.
3 MART Enerjide serbest piyasaya geçiliyor. Henüz, EPDK'nın bölgesel tarife sorununu elektrik üreticileri çözememesi ve bölgesel tarifenin askıya alınması geçişi sancılı kılıyor.
9 MART Tayyip Erdoğan'ı Meclise sokması beklenen Siirt seçimleri
15 MART İş Güvencesi ve İş Yasasının devreye girmesi bekleniyor
14 NİSAN AB ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında üyelik /katılım anlaşması imzalanarak, Kıbrıs Rum Kesimi resmen AB üyesi oluyor.
24 Nisan Sözde Ermeni tasarısı tekrar ABD Kongresine geliyor