|
Havada sürekli bir çözümsüzlük ve belirsizlik havası
mevcut. Uluslararası arena, soğuk savaş döneminde bile
rastlanmayan, ancak 1. Dünya Savaşı öncesinin hayli
tanıdık manzaraları ile dolu. Paylaşım savaşlarının
tipik göstergelerini , Orta Asya'dan Güney Amerika'ya
kadar her noktada görmek, gözlemlemek mümkün. 1. Dünya
Savaşı öncesi ile mevcut çalkalanmaların arasındaki
en önemli farklardan bir tanesi olayların planlayıcılarının
(ve bazen planlayalım derken sürüklenenleri) teorik
altyapısı.
Gündemdeki gelişmelerle ilgili yapılan her türlü yorum
iki temel varsayıma dayanıyor. Bunlar :
1) Olaylar bir "çözüm" doğrultusunda yönlendiriliyor
- olayların aktörlerinin hedefi bir türlü "çözüm"
2) Bu olayların ana aktörü "ulus devletler"'dir.
Açık İstihbarat olarak, tarihi bir dönemeçte olan dünya tarihinin
mevcut dinamiklerini bu iki varsayımdan yola çıkarak
yorumlamanın temel hataları beraberinde getirdiğini
düşünüyoruz. Bu varsayımlardan yola çıkılarak yapılan
yorumlar; Ortadoğu'nun yeniden şekillenmesinden tutun
da, enerji politikalarına kadar bir çok alanda egemen
devletlerin hedefleri doğrultusunda bir gidişatı açıklamaya
çalışıyor.
Açık İstihbarat olarak , egemen devletler açısından, küresel
çapta gerçekleştirilmeye çalışılanın, yıllardır ulus
devletler ve coğrafyalar üzerinde test edilen "kontrollü
kaos" projesinin küreselleşerek, dünya genelinde
uygulanmaya sokulması olduğunu düşünüyoruz. Ve bu
sürecin ana aktörlerinin görünüşte ulus devletler olmasına
rağmen, arka planda uluslararası sermayeyi de kontrol
eden (uluslararası sermaye arkasındaki güç odaklarının
sadece bir tezahürüdür, tek başına bir güç değildir)
baron kartelleri olduğu değerlendirmesini yapmaktayız.
Önümüzdeki tabloya baktığımızda :
1) 11 Eylülün üzerinden yaklaşık 17 ay geçmesine rağmen,
"terör" kavramının herkesin heryerde işine
yarayacağı şekilde genişletildiği ve bundan yola çıkılarak,
ABD başta olmak üzere egemen devletlerin bu kavram üzerinden
harekat alanının dünya çapında bir yandan yayılırken,
bir yandan derinleştiğini; alt-egemenlerin de bu kavram
üzerinden kendi bölgesel çıkarları peşinden daha agresif
bir şekilde hareket ettiklerini;
2) Dünya kamuoyunun dikkati sürekli bir bölge üzerinde
tutulurken, diğer bölgelerdeki gelişmelerin maskelendiğini;
( ABD yönetimini ele geçiren kadroların yakın olduğu
sermaye çevreleri - "derin enerji" - dünya
kamuoyu Ortadoğu ile uğraşırken, Afrika Sahara'sında
çok ciddi petrol alanlarını ele geçirmekle meşgul)
3) Temel uluslararası kurumların, (BM, AB ve NATO)
Atlantik ekseni üzerinden ayrışmalarını ve dünya kamuoyuna
1. ve 2. Dünya Savaşını anımsatan bloklaşmaların yaşandığını;
4) Rusya ve Çin'in, daha önceki paylaşım savaşlarının
aksine keskin bir taraf almak yerine, iki tarafa da
oynayan görünüşte ikircikli ama arka planda mikro pazarlıklarla
makro dengeler kurdukları anlayış içinde olmaları; (bu
iki ülkenin büyük sermaye yapıları incelendiğinde, ABD,
Almanya ve İsrail ile eklemlenmiş bir çok unsur, bu
dinamiğin ana açıklayıcısı durumundadır. En son BP'nin
Rusya'da gerçekleştireceğini açıkladığı devasa yatırım
bu dinamiğe güzel bir örnektir.)
5) Dünya kamuoyunda hızlı bir "anti-Amerikan"cılık
yükselirken, Ortadoğu'daki bütün gelişmelerin hem etken,
hem edilgen olarak bizzat ortasında bulunan İsrail'e
yönelik kamuoyu yönlendirmelerinin minimumda tutulduğu;
İsrail'in bizzat Ortadoğu'nun gündemde olduğu bir anda
Filistin'e yönelik her türlü vahşet ve terör ötesi operasyonu
büyük bir perdeleme altında gerçekleştirdiği;
6) "Nükleer silah kullanımının", "Saddam"
olarak kişiselleştirilen ve şeytanlaştırılan tehdit
üzerinden bir tabu olmaktan çıkarılıp, savaşın "taktik"
seçenekleri arasına sokulduğunu; (Geçenlerde Hindistan'ın
Pakistan'ı gerekirse dünya haritasından sileceklerini
açıklaması, dünya tarihinde uzun zamandır rastlanmayan
bir tarz olarak kayıtlara geçti)
7) ABD'nin önümüzdeki seneler içinde savunma bütçesini
mevcut 367 milyar dolarlık rakamdan 500 milyar dolara
taşımayı hedeflerken, rekor açıklar vermeye başladığı
ve bu gelişmelerin ABD'nin derin devletinin tarihinin
en ciddi ayrışmalarından birini (FBI, CIA ve Pentagon'un
bu ülkenin istihbarat kanallarını ellerinde tutma savaşı
en son İç Güvenlik Yasası ve Departmanının kurulması
ile iyice depreşti) yaşadığı dönemde süregeldiğini;
görmekteyiz.
Bu tablo içinde ABD'nin silah gücü, petrol fiyatları,
NATO'daki "patriot" tartışmaları, Türkiye'nin
bir piyon, diğerlerinin şah ve vezir oldukları satranç
tahtası üzerindeki ayrıntı hamlelerdir.
Açık İstihbarat olarak, egemen devletlerin şahsında tezahür
eden küresel güçlerin ana hedefinin çözüm değil çözümsüzlük
olduğunu, bu güçlerin ister çatışma, ister uzlaşma anında
olsun "uzun vadeli kontrol mekanizmalarını garanti
altına almak" hedefini güttüğünü ve bunu en iyi
sürekli kaos ortamı içinde yürütebileceklerini; projenin
adının "kaosu süreklileştirmek" olduğunu düşünüyoruz.
ABD'nin
IRAK STRATEJİSİ : ÜRDÜN ÜZERİNDEN ORTADOĞU'NUN YENİ
HARİTASI
Bu açıdan bakıldığında, aşağıdaki senaryonun önümüzdeki
dönemde ciddi olasılıklar arasında değerlendirilmesi
gerektiğini düşünmekteyiz. Bu senaryonun kilidi,
geçen hafta içinde, "Filistin'i yönetmeye hazır
olduklarını açıklayan Hamas" 'tır.
1) ABD'nin Irak operasyonuna başlaması ve İsrail'in
bulmakta fazla zorlanmayacağı bir bahane ile hem Filistin,
hem Irak üzerindeki operasyonlarını derinleştirmesi
ile birlikte, nüfusunun %70'i Filistinlilerden oluşan
Ürdün karışır.
2) Ürdün'ün karışması ile paralel olarak, ABD
operasyonunu, "Ürdün kralını korumak" bahanesi
ile Ürdün yönünde de genişletir ve Ürdün, bir kısmında
Filistin'lilerin yaşayacağı, bir kısmı ise Orta Irak'la
entegre olacak şekilde ayrışır.
3) Hamas ve İslami Cihad gibi örgütlerin kontrolünde,
Ürdün'den koparılan topraklarda yeni bir "Filistin"
yaratılır ve gerçek Filistin'deki Filistinliler, İsrail'in
yardımı ile bu topraklara sürülerek, Ortadoğu'nun göbeğinde
yeni bir "kaos pivotu" ülkecik yaratılır.
İran'ın göreceli sessizliğinin arkasında bu ülkenin
yatıyor olma olasılığı yüksektir.
4) ABD kuvvetleri, Irak'taki operasyonunu Bağdat
dışında her yerde egemenlik sağlayacak şekilde derinleştirir
ve Bağdat dört bir yandan ablukaya alınır. Afganistan'da
uygulanan Kabil'i kontrol et, çevresine dokunma modelinin
tam tersi Irak'ta uygulanarak, Irak Bağdat dışında işgal
edilir ve ABD, bir şehir savaşı riskine girmeden hem
Saddam'ı etkisiz kılmış, hem Irak'a istediği gibi derinlemesine
üstlenmiş, hem de Saddam'la olası bir arka plan pazarlığının
hakkını vermiş olur. (Zamanla Saddam'ın devrilip devrilmemesi,
Bağdat'ın düşüp düşmemesi, Saddam'ın Arafatlaştırılıp,
Arafatlaştırılmayacağı bundan sonraki konjoktürde sadece
bir ayrıntıdır)
5) Irak'ın işgalinin derinleşmesi ile birlikte,
Irak, kuzeyinde petrol cepleri dikkate alınarak federatif
bir yapıya sürüklenirken, Orta Irak, Ürdün'den kopan
parça ile birleştirilerek, Haşimi Krallığı'ndan bir
ismin sembolik olarak başta durduğu ve bölgedeki aşiret
liderlerinin güç dengeleri içinde sahnedeki yerlerini
aldığı bir şekle büründürülür. (bakınız Afganistan Karzai
modeli)
6) Ortadoğu'da yaşanan bu gelişmelere paralel
olarak, Kıbrıs'ta, Makedonya'da ve Pakistan'da iç karışıklıklar
çıkar. Türkiye, Sabiha Gökçen Havaalanının gerçek amacını
bu dönemde görmeye başlar ve ABD'nin taşeronu konumundan
çıkıp çıkmayacağı Türkiye için hayati önem taşıyan Türk
Silahlı Kuvvetleri bir yandan Kuzey Irak ve bir yandan
Kıbrıs'taki gelişmelerle lojistik sınırlarını zorlarken,
Güneydoğu'ya yapılan sevkiyat ile lojistik boşluk doğan
Trakya, Balkanlar'daki yeni bir ABD operasyonunun üssü
haline gelir. Bu operasyon, FransAlmanya "birleşmesi"
ile dengesizleşen Avrupa Coğrafyası'nı çevreleme yönünde
yıllar önce atılan adımların son ayağını teşkil edecektir.
7) Dünya, Hiroşima'dan bu yana ilk atom bulutunu
Pakistan-Hindistan sınırında yeniden görür. Bu Ortadoğu'da
ki atom bulutunun teorik altyapısını hazırlar. Batı
şehirlerinde gerçekleşen ve kitle imha silahlarının
(biyolojik, kimyasal, v.s.) bir türevi kullanılarak
gerçekleştirilen bir terör saldırısı, ABD, İsrail ve
İngiltere'ye, "Ortadoğu bizimdir" mesajını
tartışılmaz şekilde beyinlere kazımak için bulunmaz
bir fırsat verir ve nasıl Hiroşima'ya çakılan atom bulutu,
Rusya-Çin ve Hindistan'dan oluşan ana karayı güneyden
çevrelemenin işaret fişeği olarak kullanıldıysa, Ortadoğu
üzerinde kullanılan bir atom bombası, Avrupa'yı da güneyden
çevrelemenin (daha doğrusu Avrupa ile Asya'nın bağını
koparmanın) işaret fişeği olarak kullanılır.
Türkiye mi?
|