| Başbakan Gül, ABD'nin operasyonu öncesinde bölgede başlattığı
diplomasi atağına Suriye ile başladı. "Irak'ta pandoranın
kutusunun açılmaması" konusunda benzer kaygıları
taşıyan ülkeleri koordine etmeyi amaçlayan gezinin sonraki
durağı Ürdün. Gazetelerde Suudi Arabistan'ın Gül'e randevuyu
istediği zamana vermeyerek mesafe koyduğu yönünde spekülasyonlar
yapıldı. |
| AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın "Kıbrıs Denktaş'ın
kişisel meselesi değildir" sözlerine, Denktaş, "Kıbrıs
Denktaş'ın değil milletin meselesidir" şeklinde yanıt
verdi. Denktaş bu arada KKTC'deki siyasi tarafları biraraya
getirip koordinasyon toplantıları düzenlemeye başladı. |
| AKP il teşkilatlarının bürokrasi üzerinde müfettiş gibi
davranmaya başladıkları suçlamalarının ardından; Muğla
İl Başkanı zimmetine para geçirdiği suçlaması, Antalya
İl Başkanı da "işlerinin yoğunluğu" gerekçesi
ile istifa etti. |
| Nazli Ilıcak oğlu ile birlikte gazete kurmaya soyundu.
Tansu Çiller'in de gazete bünyesinde yazacağı haberleri
ortalıkta dolaşıyor. |
| Akdeniz'de Türkiye-İsrail ve ABD arasında "kurtarma
amaçlı" "Güvenilir Denizkızı"(Mermaid-IV)
tatbikatının beşincisi gerçekleştirildi. |
| Ecevit zamanında bekletilen Yabancı Sermaye yasası Meclise
sevkedildi. Yeni yasa, yabancı sermaye ile yerli sermayeyi
eşit zemine yerleştiriyor ve yabancı sermayeli şirket
kurulumlarını kolaylaştırıyor. |
| AKP Mecliste, YÖK ile ilgili bir araştırma komisyonu
kurmak için kolları sıvadı. Bir önceki hükümet zamanında
kadük olan ve Kemal Gürüz hakkında ciddi iddialar bulunan
raporun yeniden ele alınması bekleniyor. |
| Çukurova Grubu, borçları konusunda Yapı Kredi Bankası
ile anlaştı. Anlaşma çerçevesinde Karamehmet, Atel'i,
Yapı Kredi'ye devretti. |
| 3 Kasım seçimleriyle kadük olan Aile Mahkemelerine dair
yasa tasarısı TBMM'ye sunuldu. |
| AB Komisyonu Başkanı Prodi, AB'nin çevresinde, "AB
temel ilkelerini yerine getiren üye olmayan devletlerden
kurulu bir dostlar kuşağı"na ihtiyaç olduğunu söyledi. |
| Hükümet, SSK ve BağKur emeklilerine, Hazine'nin ve IMF
programının öngördüğünün üzerinde 75-100 milyon arasında
seyyanen zam yaptı. |
| Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in Irak ziyareti ile birlikte,
11 Eylül ardından Ankara'dan ayrılan Irak büyükelçisinin
yerine uzun süreden sonra ilk kez yeniden büyükelçi düzeyinde
Talip El Dileymi atandı. |
| Hükümet, Sezer'in veto ettiği Mali Milat'ı kaldıran
yasa tasarısını aynen Cumhurbaşkanına iade kararı aldı.
|
| Erdoğan'ın önünde seçilebilmesi için engel kalmamasının
ardından, YSK'nın da tavsiyeleri doğrultusunda Siirt seçimlerinin
tarihi 9 Mart olarak belirlendi. |
| Hükümet 1 Ocakta yürürlüğe giren yeni ihale yasasını
değiştirmek için çalışmalara başladı. Yeni taslakta, belediyelere
ihale yasağı kaldırılırken, emanet usulü getiriliyor. |
| Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası çerçevesinde "Avrupa
Ordusu" ilk sınavına Bosna-Hersek'teki polislik görevini
BM'den devralarak başladı. Polis gücünde Türkiye gibi
AB üyesi olmayan ülkelerden 90 kişi görev yapıyor. |
| Daha önce dönemin bakanı ile anlaşamadığı için, Aycell'in
başından ayrılan Mehmet Ekinalan, Telekom Genel Müdürü
olarak atandı. |
| Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, bazı siyasi partilerin
seçim öncesi ve sonrası faaliyetlerinin takibe alındığını
belirtti. Bu sözler, AKP ve SP ile ilgili yeni inceleme
başlatıldığı yorumlarına neden oldu. |
|
BÜROKRASİDEN
CUMHURBAŞKANLIĞINA YERELDEN ULUSALA
AKP İLE TANGO |
|
AKP iktidarı bir dip dalgalanmasını da beraberinde
getirmiş durumda. Dış politikada ki yoğunluk nedeniyle,
dipteki bu dalgalanmanın yüzeye yansıması o kadar dramatik
olmasa da, yaratılmaya çalışılan "Arınç fenomeni"nden,
YÖK krizine kadar bir çok gelişme, AKP'nin derin devlet
bürokrasisine hakim olan bazı yapılanmaları çözme alanında
ciddi bir direnç ile karşılaşacağını gösteriyor.
Son bir haftalık medyanın analitik değerlendirmesi
çerçevesinde, bir yandan hükümeti ve dolayısı ile rant
mekanizmalarını elinde tutan AKP kadroları ile ipleri
koparmak istemeyen çevrelerin aynı zamanda mevcut yapılanmalarına
dokunulmasına da diş gösterdiği görülmektedir. Sözkonusu
çevreler, mevcut kadrolanmaların ötesinde Cumhurbaşkanlığı
seçimlerine yönelik de şimdiden pozisyon almaya başlamışlardır.
Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en güçlü adaylardan
biri olması muhtemel Bülent Arınç'a yönelik başlatılan
kampanya "Komutanlar sadece 3 dk ziyaret etti",
"Genelkurmay Başkanı fotoğraf çektirmedi"
gibi yalan haberlerle beslenirken, Arınç'ın kişiliğinde
Meclis TSK ile karşı karşıya getirilmek istenmekte ve
bu şekilde Arınç şimdiden yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Genelkurmay'ın bu kampanyayı yalanlayacak tavrı ise
sadece Internet sitesi ile sınırlı tutması, Cumhurbaşkanlığı
makamını kaptırmak istemeyen çevrelerin etki alanı açısından
belli ipuçları taşımaktadır. Arınç'ın, AKP bünyesindeki
konumu da aynı zamanda AKP içindeki dinamiklere müdahale
açısından da "bir taşla iki kuş vurma" özelliği
taşımaktadır.
Keza Türk Telekom'un tepesinde yeni kadroların göreve
başladığı bir dönemde, Aycell'in iyi yönetilmediğini
manşete çeken "Doğan Grubu", Karamehmet'in
Yapı Kredi ile vardığı borç anlaşmasını ise bilindik
tavrı ile masaya yatırmıştır. Bu noktada Sabah Grubu'nun
Karamehmet'e verdiği destek, Türk iç siyasi haritasına
bir dipnot olarak düşülmelidir.
Bu dalgalanmanın en şiddetli yaşanacağı noktalardan
biri ise YÖK olacaktır. YÖK'ün başındaki şahsın, klişe
göndermelerle hükümete karşı başlattığı saldırı bir
savunmadan çok önalma eylemidir. Kemal Gürüz ve ekibi,
geçen hükümet döneminde kadük bırakılan ve özellikle
Gürüz hakkında 64 suç duyurusunu besleyecek malzeme
içeren araştırma raporunun yeniden gündeme alınmasının
kaygılarını taşırken, bir üst algılama seviyedeki oligarşik
yapılar Türkiye'deki eğitim sisteminin mevcut konumunun
korunmasının, Türkiye'ye yönelik uzun vadeli senaryolar
açısından ehemmiyetinin fazlası ile farkındadır. "Başörtüsü
sorunu" başlığı altında, Türkiye'de "dinci-laik"
fay hattının kontrolünü elinde tutmak bir eğitim/prensip/Cumhuriyet
sorunsalından çok bazıları için stratejik bir kontrol
sorunudur.
Keza AKP'nin il teşkilatlarının bürokrasi üzerinde
kontrol mekanizmaları kurmaya çalıştığı yolundaki haberler,
ihale yasasını dube yol projesini bir kaç şirketin insiyatifinden
çıkarıp belediyeleri de kapsayacak şekilde genişletme
çabaları, bütün gazetelerin aynı anda Konya'daki Endüstri
Holding'i önsayfalarına taşıyarak, Anadolu sermayesini
"yeşil saadet zinciri" terimi ile eşleştirme;
bütün bunlar AKP'nin yapmaya çalıştıklarına dair ciddi
direnç göstergeleridir. Erdoğan'ın Rize ve Karabük'te
yerel basına yönelik çıkışları, AKP liderinin kafasında
yerel basın ve teşkilatları arasındaki köprüler konusunda
belli şüpheler olduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi;
AKP teşkilatları ile ilgili gelişmeler, AKP içindeki
grupların yerel çekişmelerinin, AKP dışındaki grupların
manipülasyonuna fazlası ile açık olduğunu göstermektedir.
SESAR olarak Türk siyasi hayatının kısa dönemdeki en
belirleyici dinamiğinin bu olduğunu düşünmekteyiz.
Sorun, AKP kadrolarının ne yapmak istediği değil, bunları
hangi öncelikle yapmaları gerektiğidir. AKP'nin lider
kadrosundaki fikir ayrışması yapılacaklar değil; öncelikler
konusundadır ki, bunu bilen çevreler şimdiden AKP içi
dinamiklere ciddi müdahalelerde bulunmaktadır. Erbakan'ın
22 Şubatta siyasi yasağının kalkması ile birlikte sahneye
çıkması, AKP üzerindeki taban baskısını fazlası ile
arttırırken, lider kadronun tavan ile taban arasında
sıkışma ve hareket alanının daralma riski iyice artacaktır.
|
|
|
|
TÜRKİYE'Yİ KONFEDERASYONA
ZORLAMA SENARYOSU
|
|
Basında yeralan haberler, Türkiye ile ABD arasında
yapılan pazarlıkların, üsleri incelemeye gelen
heyetlerin hangi hukuka tabi olacağı konusunda
tıkandığı yolunda. Türk kamuoyu, tartışma konusu
sanki "inceleme heyetinin hukuki statüsü"
imiş gibi yanıltılmaya çalışıyor.
ABD ile Türkiye arasında, bir çok paralel konu
ile bağlantılı olarak pazarlık yapılan konu, üsleri
inceleme heyetinin değil, bizzat üslere konuşlandırılacak
ABD'li güçlerin hukuksal çerçevesidir. Sözkonusu
üslerin incelenmesi aylar öncesinden tamamlanmış
olup, Iğdır'dan, Malatya'ya kadar bir çok noktada
ne tür altyapı/lojistik çalışmaları yapılacağı
belirlenmiştir. Geriye tek sorun; Türk topraklarına
onbinlerce yabancı askerin yerleşmesinin kamuoyu
zeminini yaratmak olacaktır. Bu noktada, kamuoyu
önünde "Türkiye'nin çıkarlarını koruyoruz"
imajını vermek çoktan kararlaştırılmış bir operasyonu
kamufle etmekten başka bir işe yaramamaktadır.
İsrail Hava Kuvvetleri'nin %10'a yakınının Türkiye'de
konuşlandığından, Silopi ve İncirlik gibi yerlere
çoktan ABD'li deniz komandolarının gelmeye başladığı
şeklinde haberler ortalıkta dolaşırken, geçenlerde
Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun
ağzından kaçırdığı bir cümle önümüzdeki 10 yıllık
sürecin ana noktasını teşkil etmektedir. Başkanlık
sistemini yeniden tartışmaya açmayı düşündüğünü
belirten Kuzu aynen şöyle demiştir
"TÜRKİYE PARÇALI BİR YÖNETİME GEÇTİĞİ
ZAMAN başkanlık sistemi parlamentoyu güçlendirecektir."
SESAR, olarak uyarmak isteriz ki;
uzun vadede Türkiye'nin önüne getirilecek senaryo
Kuzey Irak'ta oluşacak bir yapı ile Türkiye'nin
bir konfederasyona zorlanmasıdır. Bu noktada,
Özal'ın 90'ların başında söylediği "Kürtlerle
konfederasyon" tezi hatırlanmalıdır. Irak,
ABD-İsrail-İngiltere triosunun bölgesel planları
açısından sadece bir ara durak olup, Türkiye özellikle
İran'a yönelik siyasi ve askeri bir operasyonun
üssü olarak hazırlanmaktadır. İran'ın kuzeyindeki
Azeri bölgesi İran'ın etnik zayıf karnı olup,
bu bölgenin İran'dan koparılarak büyük Azerbaycan
yaratılması ve bu yapının da Türkiye'ye eklemlenmesi
bu senaryonun olası uzantıları arasında yeralmaktadır.
Türkiye, Kuzey Irak ve KKTC'de askeri/lojistik
sınırına dayandığı noktada, Bakü-Ceyhan boru hattının
inşası ile de paralel olarak, "enerji nakil
hatlarının güvenliği perspektifinde, Doğu ve Güneydoğı
Anadolu'nun NATO kılıfı altında ABD güçlerinin
"işgaline" uğraması içten bile olmayacaktır.
SENARYONUN ADI, TÜRKİYE'Yİ
BÜYÜTEREK PARÇALAMA SENARYOSUDUR .
Önümüzdeki süreci, bu olasılığı gözönüne bulundurarak
değerlendirmek uyanık kalmamamızı sağlayacaktır.
|
|
|
TAKTİK
TAKVİM
|
| 10-12 OCAK |
Devlet Bakanı
Kürşat Tüzmen, beraberindeki işadamları ile birlikte Bağdat'a
gidecek. Tüzmen, beraberinde Abdullah Gül'ün Irak Devlet
Başkanı Saddam'a mesajını da götürecek. |
| 11-12 OCAK |
ANAP Olağanüstü
Kongresi'nde ANAP'ın yeni genel başkanı belirleniyor. |
| 16 ŞUBAT |
Kıbrıs Rum
kesiminde başkanlık seçimleri yapılıyor. |
| 22 ŞUBAT |
Necmettin
Erbakan'ın siyasi yasağı kalkıyor. Recai Kutan'ın bir
gün sonra istifa ederek, SP'nin başına Erbakan'ın geçmesi
bekleniyor. |
| 28
ŞUBAT |
BM'nin
Kıbrıs Planı uyarınca, tarafların Annan planı ismi verilen
anlaşma taslağını müzakere edip sonuçlandırmaları için
son tarih |
| 9 MART |
Tayyip Erdoğan'ı
Meclise sokması beklenen Siirt seçimleri |
| 14 NİSAN |
AB ile Kıbrıs
Rum Kesimi arasında üyelik /katılım anlaşması imzalanarak,
Kıbrıs Rum Kesimi resmen AB üyesi oluyor. |
| |
|