<%@language=vbscript codepage=1254%> <% Response.Expires = -1000 Response.Buffer = TRUE Response.CacheControl ="private" %>
   
JEO-KRİTİK 
Sayı : 1
Haftalık Analitik Bülten
(www.acikistihbarat.com)
06 Ocak 2003
HAFTANIN İÇİNDEN
Başbakan Gül, ABD'nin operasyonu öncesinde bölgede başlattığı diplomasi atağına Suriye ile başladı. "Irak'ta pandoranın kutusunun açılmaması" konusunda benzer kaygıları taşıyan ülkeleri koordine etmeyi amaçlayan gezinin sonraki durağı Ürdün. Gazetelerde Suudi Arabistan'ın Gül'e randevuyu istediği zamana vermeyerek mesafe koyduğu yönünde spekülasyonlar yapıldı.
AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın "Kıbrıs Denktaş'ın kişisel meselesi değildir" sözlerine, Denktaş, "Kıbrıs Denktaş'ın değil milletin meselesidir" şeklinde yanıt verdi. Denktaş bu arada KKTC'deki siyasi tarafları biraraya getirip koordinasyon toplantıları düzenlemeye başladı.
AKP il teşkilatlarının bürokrasi üzerinde müfettiş gibi davranmaya başladıkları suçlamalarının ardından; Muğla İl Başkanı zimmetine para geçirdiği suçlaması, Antalya İl Başkanı da "işlerinin yoğunluğu" gerekçesi ile istifa etti.
Nazli Ilıcak oğlu ile birlikte gazete kurmaya soyundu. Tansu Çiller'in de gazete bünyesinde yazacağı haberleri ortalıkta dolaşıyor.
Akdeniz'de Türkiye-İsrail ve ABD arasında "kurtarma amaçlı" "Güvenilir Denizkızı"(Mermaid-IV) tatbikatının beşincisi gerçekleştirildi.
Ecevit zamanında bekletilen Yabancı Sermaye yasası Meclise sevkedildi. Yeni yasa, yabancı sermaye ile yerli sermayeyi eşit zemine yerleştiriyor ve yabancı sermayeli şirket kurulumlarını kolaylaştırıyor.
AKP Mecliste, YÖK ile ilgili bir araştırma komisyonu kurmak için kolları sıvadı. Bir önceki hükümet zamanında kadük olan ve Kemal Gürüz hakkında ciddi iddialar bulunan raporun yeniden ele alınması bekleniyor.
Çukurova Grubu, borçları konusunda Yapı Kredi Bankası ile anlaştı. Anlaşma çerçevesinde Karamehmet, Atel'i, Yapı Kredi'ye devretti.
3 Kasım seçimleriyle kadük olan Aile Mahkemelerine dair yasa tasarısı TBMM'ye sunuldu.
AB Komisyonu Başkanı Prodi, AB'nin çevresinde, "AB temel ilkelerini yerine getiren üye olmayan devletlerden kurulu bir dostlar kuşağı"na ihtiyaç olduğunu söyledi.
Hükümet, SSK ve BağKur emeklilerine, Hazine'nin ve IMF programının öngördüğünün üzerinde 75-100 milyon arasında seyyanen zam yaptı.
Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in Irak ziyareti ile birlikte, 11 Eylül ardından Ankara'dan ayrılan Irak büyükelçisinin yerine uzun süreden sonra ilk kez yeniden büyükelçi düzeyinde Talip El Dileymi atandı.
Hükümet, Sezer'in veto ettiği Mali Milat'ı kaldıran yasa tasarısını aynen Cumhurbaşkanına iade kararı aldı.
Erdoğan'ın önünde seçilebilmesi için engel kalmamasının ardından, YSK'nın da tavsiyeleri doğrultusunda Siirt seçimlerinin tarihi 9 Mart olarak belirlendi.
Hükümet 1 Ocakta yürürlüğe giren yeni ihale yasasını değiştirmek için çalışmalara başladı. Yeni taslakta, belediyelere ihale yasağı kaldırılırken, emanet usulü getiriliyor.
Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası çerçevesinde "Avrupa Ordusu" ilk sınavına Bosna-Hersek'teki polislik görevini BM'den devralarak başladı. Polis gücünde Türkiye gibi AB üyesi olmayan ülkelerden 90 kişi görev yapıyor.
Daha önce dönemin bakanı ile anlaşamadığı için, Aycell'in başından ayrılan Mehmet Ekinalan, Telekom Genel Müdürü olarak atandı.
Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, bazı siyasi partilerin seçim öncesi ve sonrası faaliyetlerinin takibe alındığını belirtti. Bu sözler, AKP ve SP ile ilgili yeni inceleme başlatıldığı yorumlarına neden oldu.
 

 

 

 

BÜROKRASİDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA YERELDEN ULUSALA
AKP İLE TANGO

AKP iktidarı bir dip dalgalanmasını da beraberinde getirmiş durumda. Dış politikada ki yoğunluk nedeniyle, dipteki bu dalgalanmanın yüzeye yansıması o kadar dramatik olmasa da, yaratılmaya çalışılan "Arınç fenomeni"nden, YÖK krizine kadar bir çok gelişme, AKP'nin derin devlet bürokrasisine hakim olan bazı yapılanmaları çözme alanında ciddi bir direnç ile karşılaşacağını gösteriyor.

Son bir haftalık medyanın analitik değerlendirmesi çerçevesinde, bir yandan hükümeti ve dolayısı ile rant mekanizmalarını elinde tutan AKP kadroları ile ipleri koparmak istemeyen çevrelerin aynı zamanda mevcut yapılanmalarına dokunulmasına da diş gösterdiği görülmektedir. Sözkonusu çevreler, mevcut kadrolanmaların ötesinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik de şimdiden pozisyon almaya başlamışlardır.

Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en güçlü adaylardan biri olması muhtemel Bülent Arınç'a yönelik başlatılan kampanya "Komutanlar sadece 3 dk ziyaret etti", "Genelkurmay Başkanı fotoğraf çektirmedi" gibi yalan haberlerle beslenirken, Arınç'ın kişiliğinde Meclis TSK ile karşı karşıya getirilmek istenmekte ve bu şekilde Arınç şimdiden yıpratılmaya çalışılmaktadır. Genelkurmay'ın bu kampanyayı yalanlayacak tavrı ise sadece Internet sitesi ile sınırlı tutması, Cumhurbaşkanlığı makamını kaptırmak istemeyen çevrelerin etki alanı açısından belli ipuçları taşımaktadır. Arınç'ın, AKP bünyesindeki konumu da aynı zamanda AKP içindeki dinamiklere müdahale açısından da "bir taşla iki kuş vurma" özelliği taşımaktadır.

Keza Türk Telekom'un tepesinde yeni kadroların göreve başladığı bir dönemde, Aycell'in iyi yönetilmediğini manşete çeken "Doğan Grubu", Karamehmet'in Yapı Kredi ile vardığı borç anlaşmasını ise bilindik tavrı ile masaya yatırmıştır. Bu noktada Sabah Grubu'nun Karamehmet'e verdiği destek, Türk iç siyasi haritasına bir dipnot olarak düşülmelidir.

Bu dalgalanmanın en şiddetli yaşanacağı noktalardan biri ise YÖK olacaktır. YÖK'ün başındaki şahsın, klişe göndermelerle hükümete karşı başlattığı saldırı bir savunmadan çok önalma eylemidir. Kemal Gürüz ve ekibi, geçen hükümet döneminde kadük bırakılan ve özellikle Gürüz hakkında 64 suç duyurusunu besleyecek malzeme içeren araştırma raporunun yeniden gündeme alınmasının kaygılarını taşırken, bir üst algılama seviyedeki oligarşik yapılar Türkiye'deki eğitim sisteminin mevcut konumunun korunmasının, Türkiye'ye yönelik uzun vadeli senaryolar açısından ehemmiyetinin fazlası ile farkındadır. "Başörtüsü sorunu" başlığı altında, Türkiye'de "dinci-laik" fay hattının kontrolünü elinde tutmak bir eğitim/prensip/Cumhuriyet sorunsalından çok bazıları için stratejik bir kontrol sorunudur.

Keza AKP'nin il teşkilatlarının bürokrasi üzerinde kontrol mekanizmaları kurmaya çalıştığı yolundaki haberler, ihale yasasını dube yol projesini bir kaç şirketin insiyatifinden çıkarıp belediyeleri de kapsayacak şekilde genişletme çabaları, bütün gazetelerin aynı anda Konya'daki Endüstri Holding'i önsayfalarına taşıyarak, Anadolu sermayesini "yeşil saadet zinciri" terimi ile eşleştirme; bütün bunlar AKP'nin yapmaya çalıştıklarına dair ciddi direnç göstergeleridir. Erdoğan'ın Rize ve Karabük'te yerel basına yönelik çıkışları, AKP liderinin kafasında yerel basın ve teşkilatları arasındaki köprüler konusunda belli şüpheler olduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi; AKP teşkilatları ile ilgili gelişmeler, AKP içindeki grupların yerel çekişmelerinin, AKP dışındaki grupların manipülasyonuna fazlası ile açık olduğunu göstermektedir. SESAR olarak Türk siyasi hayatının kısa dönemdeki en belirleyici dinamiğinin bu olduğunu düşünmekteyiz.

Sorun, AKP kadrolarının ne yapmak istediği değil, bunları hangi öncelikle yapmaları gerektiğidir. AKP'nin lider kadrosundaki fikir ayrışması yapılacaklar değil; öncelikler konusundadır ki, bunu bilen çevreler şimdiden AKP içi dinamiklere ciddi müdahalelerde bulunmaktadır. Erbakan'ın 22 Şubatta siyasi yasağının kalkması ile birlikte sahneye çıkması, AKP üzerindeki taban baskısını fazlası ile arttırırken, lider kadronun tavan ile taban arasında sıkışma ve hareket alanının daralma riski iyice artacaktır.

 


 

 

TÜRKİYE'Yİ KONFEDERASYONA ZORLAMA SENARYOSU

Basında yeralan haberler, Türkiye ile ABD arasında yapılan pazarlıkların, üsleri incelemeye gelen heyetlerin hangi hukuka tabi olacağı konusunda tıkandığı yolunda. Türk kamuoyu, tartışma konusu sanki "inceleme heyetinin hukuki statüsü" imiş gibi yanıltılmaya çalışıyor.

ABD ile Türkiye arasında, bir çok paralel konu ile bağlantılı olarak pazarlık yapılan konu, üsleri inceleme heyetinin değil, bizzat üslere konuşlandırılacak ABD'li güçlerin hukuksal çerçevesidir. Sözkonusu üslerin incelenmesi aylar öncesinden tamamlanmış olup, Iğdır'dan, Malatya'ya kadar bir çok noktada ne tür altyapı/lojistik çalışmaları yapılacağı belirlenmiştir. Geriye tek sorun; Türk topraklarına onbinlerce yabancı askerin yerleşmesinin kamuoyu zeminini yaratmak olacaktır. Bu noktada, kamuoyu önünde "Türkiye'nin çıkarlarını koruyoruz" imajını vermek çoktan kararlaştırılmış bir operasyonu kamufle etmekten başka bir işe yaramamaktadır.

İsrail Hava Kuvvetleri'nin %10'a yakınının Türkiye'de konuşlandığından, Silopi ve İncirlik gibi yerlere çoktan ABD'li deniz komandolarının gelmeye başladığı şeklinde haberler ortalıkta dolaşırken, geçenlerde Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun ağzından kaçırdığı bir cümle önümüzdeki 10 yıllık sürecin ana noktasını teşkil etmektedir. Başkanlık sistemini yeniden tartışmaya açmayı düşündüğünü belirten Kuzu aynen şöyle demiştir

"TÜRKİYE PARÇALI BİR YÖNETİME GEÇTİĞİ ZAMAN başkanlık sistemi parlamentoyu güçlendirecektir."

SESAR, olarak uyarmak isteriz ki; uzun vadede Türkiye'nin önüne getirilecek senaryo Kuzey Irak'ta oluşacak bir yapı ile Türkiye'nin bir konfederasyona zorlanmasıdır. Bu noktada, Özal'ın 90'ların başında söylediği "Kürtlerle konfederasyon" tezi hatırlanmalıdır. Irak, ABD-İsrail-İngiltere triosunun bölgesel planları açısından sadece bir ara durak olup, Türkiye özellikle İran'a yönelik siyasi ve askeri bir operasyonun üssü olarak hazırlanmaktadır. İran'ın kuzeyindeki Azeri bölgesi İran'ın etnik zayıf karnı olup, bu bölgenin İran'dan koparılarak büyük Azerbaycan yaratılması ve bu yapının da Türkiye'ye eklemlenmesi bu senaryonun olası uzantıları arasında yeralmaktadır.

Türkiye, Kuzey Irak ve KKTC'de askeri/lojistik sınırına dayandığı noktada, Bakü-Ceyhan boru hattının inşası ile de paralel olarak, "enerji nakil hatlarının güvenliği perspektifinde, Doğu ve Güneydoğı Anadolu'nun NATO kılıfı altında ABD güçlerinin "işgaline" uğraması içten bile olmayacaktır.

SENARYONUN ADI, TÜRKİYE'Yİ BÜYÜTEREK PARÇALAMA SENARYOSUDUR .

Önümüzdeki süreci, bu olasılığı gözönüne bulundurarak değerlendirmek uyanık kalmamamızı sağlayacaktır.

TAKTİK TAKVİM
10-12 OCAK Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, beraberindeki işadamları ile birlikte Bağdat'a gidecek. Tüzmen, beraberinde Abdullah Gül'ün Irak Devlet Başkanı Saddam'a mesajını da götürecek.
11-12 OCAK ANAP Olağanüstü Kongresi'nde ANAP'ın yeni genel başkanı belirleniyor.
16 ŞUBAT Kıbrıs Rum kesiminde başkanlık seçimleri yapılıyor.
22 ŞUBAT Necmettin Erbakan'ın siyasi yasağı kalkıyor. Recai Kutan'ın bir gün sonra istifa ederek, SP'nin başına Erbakan'ın geçmesi bekleniyor.
28 ŞUBAT BM'nin Kıbrıs Planı uyarınca, tarafların Annan planı ismi verilen anlaşma taslağını müzakere edip sonuçlandırmaları için son tarih
9 MART Tayyip Erdoğan'ı Meclise sokması beklenen Siirt seçimleri
14 NİSAN AB ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında üyelik /katılım anlaşması imzalanarak, Kıbrıs Rum Kesimi resmen AB üyesi oluyor.