AÇIK İSTİHBARAT

Düşünen Beyinlere Bilginin Adresi...
Sol Ne Yapmalı? - Ergin Yıldızoğlu
Tür: İç Politika
Admin tarafından gönderildi: 11.10.2011 günü, 07:49:16

 Yazı dizisinin başladıktan biraz sonra, ilk dikkat çeken özelliği, "sol ne yapmalı?" sorusunun "sol ile Kürt siyasi hareketinin ilişkileri ne olacak?" biçiminde daralması, bunun da aslında, Çatı Partisi, Kongre Hareketi bağlamında daha da daraltılabilmiş olmasıdır.

Bu hiç şüphesiz meşru bir daraltmadır. Ama "sol ne yapmalı?" sorusu çok daha geniş bir sorunlar kümesine, tarihsel yüke işaret eder. Sorunun sol gibi sınırları belirsiz, duruma göre içine, ulusalcı- halkçı hareketlerden, sosyal demokratlara, oradan liberallere, ABD Demokratik Partisinden İngiltere İşçi Partisine, Avrupadaki sosyalist partileri hatta CHPye kadar uzanan çok geniş bir yelpazeyi oluşturan akımların sokulabildiği bir kavram etrafında betimlenmesi de bence verimi azaltıcı bir unsur olmuştur.


Açık İstihbarat Haber

 Sol Ne Yapmalı?

Ergin Yıldızoğlu - Sendika.org

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

11.10.2011


Birgün Gazetesinin bu başlık altında düzenlediği dizide sol grupların temsilcileri görüşlerini özlü bir biçimde aktardılar. Böylece Birgünün inisiyatifi sayesinde solun mevcut durumu, bu durumu algılayış biçimleri üzerine ilginç, aydınlatıcı bilgilere ulaşma olanağı elde ettik. Bu görüşlerin hepsini birden okumak, bütünlüklü bir görüntü oluşturmayı denemek açısından ayrıca yararlı oldu.

Bu yazıda, söz konusu diziyi ve etrafında yapılan kimi katkıları okuduktan ve gündeme getirdiği sorunlar üzerinde düşünmeye başladıktan sonra bende oluşan ilk izlenimleri paylaşmaya çalışacağım.

Yazı dizisinin başladıktan biraz sonra, ilk dikkat çeken özelliği, "sol ne yapmalı?" sorusunun "sol ile Kürt siyasi hareketinin ilişkileri ne olacak?" biçiminde daralması, bunun da aslında, Çatı Partisi, Kongre Hareketi bağlamında daha da daraltılabilmiş olmasıdır.

Bu hiç şüphesiz meşru bir daraltmadır. Ama "sol ne yapmalı?" sorusu çok daha geniş bir sorunlar kümesine, tarihsel yüke işaret eder. Sorunun sol gibi sınırları belirsiz, duruma göre içine, ulusalcı- halkçı hareketlerden, sosyal demokratlara, oradan liberallere, ABD Demokratik Partisinden İngiltere İşçi Partisine, Avrupadaki sosyalist partileri hatta CHPye kadar uzanan çok geniş bir yelpazeyi oluşturan akımların sokulabildiği bir kavram etrafında betimlenmesi de bence verimi azaltıcı bir unsur olmuştur.

"Sol ile Kürt siyasi hareketinin ilişkileri ne olacak?" sorusuna dönersem, yapılan katkılardan burada iki tutumun egemen olduğunu görüyoruz.

Kürt siyasi hareketiyle birlikte örgütlenmek gerektiğini düşünenler ile Kürt siyasi hareketine mutlaka destek olmak gerektiğini hatta kimi durumlarda birlikte mücadele edilebileceğini ancak sosyalistlerin kendi projelerine işçilerin emekçilerin mücadelelerine, haklar mücadelesine odaklanarak, bağımsız sınıf hareketlerini inşa etmek gerektiğini savunanlar.

Diğer bir deyişle, bu iki tarafın karşısındakinin konumunu betimlemek için kullandığı en keskin ifadeleri kullanırsak: Kürt hareketine iltihak etmek isteyenlerle, önce güçlenelim diyenler.

Foti Benlisoyun bu ikilemi aşarak daha kapsamlı bir bakış açısı sunmayı amaçlayan, gündeme getirdiği sorularla özel bir ilgiyi, tartışılmayı hak eden kapsamlı yazısının çok yararlı bir istisna oluşturduğunu da vurgulamak isterim.

Yine de, bu diziyi okurken, yıllar önce, 1980lerde Birkbeck College'de, o zamanlar düzenli olarak toplanan, benim de bir iki kez uğrama fırsatı bulduğum The Middle East Group'un bir toplantısında, köylü ekonomisi uzmanı Marksist Theodor Shaninin, 1960larda Kuzey Afrikada ve genelde III. Dünya ülkelerinde solun geçirdiği evrimi şaka yollu ifade eden, o zamandan bu yana da hiç aklımdan çıkmayan, şu sözlerini aklıma getirdi:

"On va maintenant se noyer dans la paysannerie (şimdi gidip kendimizi köylülüğün içine atacağız)"

çünkü proletaryadan aradığımızı bulamadık, ya çok reformist, ya da çok fazla muhafazakar ideolojilerin, anti-komünizmin etkisi altında...

Çünkü, "Sol ne yapmalı?" sorusuna "Kürt siyasi hareketiyle birlikte örgütlenmek gerekir" cevabını verenler, bana adeta ülkenin metropollerindeki sanayi işçilerinden umutlarını kesmiş, "burada bir şey olmuyor, ama orada hareket var, kendimizi, Kürt halkının ve alt sınıflarının mücadele deneyimi, dinamizmi içine atalım" duygusunu paylaşıyorlarmış gibi geldi.

1960larda olduğu gibi, bugün de bu duygu maddi bir zeminden yoksun değil. Ama bizi halkçılıkla komünizm arasındaki boş alana fırlatma riskini taşıyor.

Bir kez aklım, bu düşünce koridoruna girince, bu dizinin metinleri üzerinde basit ve çok kaba bir deney yapmaktan kendimi alamadım.

Eğer gözümden kaçanlar yoksa (ki olmadığını düşünüyorum) dizi toplam 8,800 sözcüklük bir metin oluşturmuş.

Bu metin içinde sol sözcüğü 100 kez geçiyor. Bunu 97 kez ile Kürt sözcüğü, 95 ile Kongre sözcüğü izliyor.

Kürt Sorunu ise 23 kez kullanılmış. Demokratikleşme, Demokrasi ve Demokrat sözcükleri yazıda toplam 69 kez, halk sözcüğü 52 kez geçerken, dizinin metinlerinde, emekçi kavramı 17, işçi kavramı 16, ezilenler kavramı 6 kez kullanılmış. Sosyalizmden 13 kez söz edilirken, Komünizmden yalnızca bir kez söz edilmiş, Burjuvaziden de iki kez...

Sonuçta, sözcük bilim ve anlam bilim açısından dizinin haritasının ağırlıklı olarak halkçı paradigmanın coğrafyasına işaret ettiği söylenebilir. Ama dediğim gibi, bu basit ve kaba bir deney, çok fazla bir anlam yüklemeye gerek yok.

-II-


Tarih boyunca alt sınıflar, köleler, serfler, yoksullar, ezilenler sık sık ayaklandılar, her ayaklandıklarında esas olarak demokratik davranışlar ve örgütlenme biçimleri geliştirerek hareket ettiler. Bu hareketler başarılı oldukları anlarda varsılların, egemenlerin dünyasını yakıp yıktılar, ama hemen hiçbir zaman kendi yaşam koşullarını temel alan yeni bir toplum inşa etmeye girişemediler. Burjuva devrimlerinde, halk, proletarya ayaklandı ama sonunda iktidar yine varsıllar tarafından alındı ve yeniden kuruldu. Arap Baharı devrimlerinde de, şimdilik kaydıyla, benzer bir sürecin işlemekte olduğunu söyleyebiliriz.

Paris Komünü bu bağlamda bir ilk ve istisna oluşturur.

Çünkü Paris Proletaryası ayaklanmış, kendi programını burjuvaziden ayırmış, uygulamaya başladığında da daha önce görülmemiş, kendine has, kendi yaşam pratiklerinden kaynaklanan siyasi, idari ekonomik örgütlenme biçimlerini, şeylerin andaki durumunu yıkan gerçek hareketi komünizmi, bunu yönetmeye başlayan Proletarya Diktatörlüğünü ortaya çıkarmaya başlamıştır.

Komünizm açısından işçi sınıfının, 19. Yüzyılda da sanayi proletaryasının (1905 ve 1917 Rus devrimlerinde de kendini kanıtlayan) önemi, onun yoksul ve ezilmiş bir sınıf olmasından kaynaklanmaz.

Bu önem birincisi, onun ekonomi içindeki konumundan dolayı, bir genel grev durumunda egemenlerin ezenlerin, burjuvazinin dünyasını yıkacak potansiyellere sahip olmasından kaynaklanır.

Ama bu yetmez, ikincisi, bu önem, özellikle sanayi proletaryasının kapitalist üretim sürecinin, örgütlenme ve teknolojik yapılanmasının en gelişmiş noktasında bulunmaktan dolayı, yeni toplumu kuracak idari ve teknolojik bilgiye sahip, ya da buna çok kolaylıkla ulaşabilecek özelliklere sahip olmasından kaynaklanır.

Bu saptamalar doğruysa, komünistlerin, devrimci-sosyalistlerin, "sol ne yapmalıdır?" sorusuna vermesi gereken ilk cevap, işçi sınıfının gerçek durumuna bakarak bunun bugün gerek örgütlenme gerekse, teknolojik yapılanma açısından en etkin kesimlerini tanımlamaya ilişkin olmalıdır.

Aradan yaklaşık 100 yıl geçmiş olmasına karşın, Leninin "Ne Yapmalı?" da bu soruya verdiği "sınıfın bilinç düzeyi en yüksek kesiminden başlamak gerekir" cevabı hala geçerlidir.

O zaman bu kesimi fabrika işçileri oluşturuyor ve bunlar sınıfın geri kalanını arkalarından çekebiliyordu (hegemonya sorunu). Lenin bu kesimin, sanayi proletaryasının, tüm ezilenlerin taleplerini savunmak, üstlenmek, programına katmak zorunda olmakla birlikte, kendi bağımsız siyasi örgütlenmesini de inşa etmeye özellikle önem vermek zorunda olduğunu vurgular.

Bu Karl Marx'ın Paris Komünü deneyiminden, yaşananlara, proletaryanın ilk kez burjuvaziden ayrı taleplerle hareket etmeye başlamış olmasına bakarak çıkardığı en temel dersler biridir de...

Bu yüzden bence "sol ne yapmalı?" sorusu bir seri başka soruya açılmak durumundadır.

Bunlardan öncelikle aklıma gelen üç tanesini aktarmaya çalışayım.

Birincisini şöyle ifade edebiliriz:

Fordizmin dağılmaya başlamasından sonra genel olarak kapitalizmde, özel olarak Türkiyedeki kapitalizmde, dünün sanayi proletaryası gibi, işçi sınıfı içinde örgütlenme ve teknolojik şekillenme açısından en kritik (ekonomik, mali etkisi ve yeniden yapıcı bilgiye ulaşma kapasitesi en yüksek anlamında) öneme sahip kesim hangisidir?

İkinci soru:

Komünistlerin ve komünist hareketin çalışma tarzı, öncelikle bu kesimin yaşam koşullarına ve yaşam dünyasına göre nasıl şekillenecektir?

Üçüncü soru şunları kapsamalıdır:

Bu kesim, işçi sınıfının ve emekçilerin geri kalanının, toplumun tüm ezilenlerinin, Kürt siyasi hareketinin ve diğer özgürlük hareketlerinin zaten sürmekte olan mücadelelerine kendi siyasi ve örgütsel bağımsızlığını koruyarak nasıl katılacak ve kendi kapasiteleriyle bunların deneyimlerini ve deyim yerindeyse kinetik gücünü nasıl birleştirecek, onların mücadelelerine ne katacaktır?


Açık İstihbarat @ 2011
   


Kaynak: Ergin Yıldızoğlu - Sendika.org

Bu haber 1805 kez okunmuştur.
YORUMLAR:
Haber yoruma kapalı.
DİĞER İÇ POLİTİKA HABERLERİ
29.10.2014 15:58 Cumhuriyet Çankayası Sıfırlanıyor - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
14.10.2014 14:47 Saltanat Uğruna Verilen Kayıplar - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
02.10.2014 15:02 Rüşvet ve Yolsuzluğu Önleme Sempozyumu - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
11.09.2014 15:37 Tek Eksiği Yüzen Saraycık - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
27.08.2014 23:24 Milli Eğitim'e Atılan Parça Tesirli Bomba: TEOG-Av. Mehmet Ali Ersoy
11.08.2014 14:46 Erdoğan'ın Çiftliğinde Bir Bürokrat , Bir Kahya, Bir de Gül - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
11.08.2014 10:30 Senin Hasmınım; Türkiye'nin Asla - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
09.08.2014 19:31 AKP İçi Savaşın Tweetleri - Açık İstihbarat
08.08.2014 18:16 Yetmedi mi Böldüğün? - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
18.07.2014 13:52 Hem Ülkücü, Hem AKP'li Olunmaz - Okan Kilit
15.07.2014 16:05 Ehven-i Şeri Seçmelisin; Aynen Mustafa Kemal Gibi - Açık İstihbarat
13.07.2014 08:02 "Yeni Türkiye" Nereden Çıktı? - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
06.07.2014 16:16 AKP Çankaya'ya Taşınıyor - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
04.07.2014 18:19 Çatı Adayına Değil,Stratejiye ve Matematiğe Oy Vermek - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
24.06.2014 15:15 Gelişmekte Olan Memleketin Sorunları - Mehmet Aydın Erceiş
20.06.2014 16:53 Şimdi Hesaplaşma Zamanı - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
11.06.2014 15:02 Necdet Göreve - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
01.06.2014 18:37 Erdoğan'ın Çankaya Açmazı; Muhalefetin Fırsatı - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
28.05.2014 14:46 Yetti Artık... - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
27.05.2014 15:02 "Yamyam Kibiri" Davası Başladı - Açık İstihbarat
2004-2014
Açık İstihbarat