Son
günlerde yeniden start alan belge savaşları ortalığı toz duman edecek
gibi gözükmektedir. Daha önce kaleme aldığım bir yazıyı duruma ışık
tutacağı düşüncesiyle yeniden okunmasını istiyorum. Çünkü bu belge kendisine yüklenen
misyonu fazlasıyla yerine getirmeye başlamak üzeredir.
Misyonun ulaşacağı nihai hedef yerinde kaos ve sosyal bunalımlara yol
veren sonu asla siyasi otoritenin beklentisi ve istendiği olmayan vahim
organizasyonlar vardır.
Bir ihtilâle zemin hazırlamak için 5-10 bin vatan evladı gencin (şu an
uyanıp geri gelseler sınırda törenlerle karşılananlar kadar ilgi
görürler mi bilemiyorum!) kurşunlara hedef olmalarını sağlayanlar, yeni
taktiklerle sahne almaktadırlar.
Halktan
ve siyasi otoriteden taraf gibi gözüken Taraf gazetesinin gerçekte
kimin tarafında olduğu çok açık değildir.
Bana öyle geliyor ki bu gazete ve benzeri medya kuruluşları, karşısında
oldukları izlenimi verilen odakların yanındadırlar. Çünkü bu kurulan
denklemin çözümü sonucunda davranışa dönüşecek olan yaşantıların
kimleri nerelere taşıyacağını sanıyorum yakında görme fırsatımız
olacaktır.
Görebildiğim
oyun kurgusunda yaşanan ve yaşatılacak olan süreçler bağlamında ne halk
taraftır ve ne de taraf halktır.
Taraf
kendisini besleyen karşı tarafına enerji verirken aynı süreci işletmek
için karşılık olarak belge ve bilgi alıp yayınlamaya devam etmektedir.
Sızdırılan
Belge veya Belgeden Sızanlar
Son günlerde basına sızdırılan ve üzerinde
konuşulan belge ile ilgili olarak koparılan kıyametlere rağmen, asıl
hedeflenenlerin göz ardı edildiği veya asıl hedefin gözden
kaçırıldığını sanıyorum.
Her geçen gün biraz daha eriyerek ve eritilerek bağlı bulunduğu asıl
gövdeden kopuk hale gelen buz dağının arkasında saklı olan ve halâ tam
olarak anlaşılmış olduğunu düşünmediğim gerçeğin. Yeni yeni bağımsız
değişkenlerin etkileşimleri sonucu belirlenen ana hedef yanında yeni ve
tali hedefler olarak şekil değiştirmeye devam ettiği görülüyor.
Bence konuşulması
ve sorgulanması gereken, bu belgenin
kopyamı yoksa gerçek mi yaklaşımından ziyade, niçin basına
sızdırıldığıdır.
Anlaşılıyor ki bu belgenin esas hedefi; bir aracı rol oynamak ve belirlenen hedefe anlamlı bir
mesaj iletmektir.
Üç boyutlu derin bir özelliği olan bu belge, her bir boyut için kendi
ölçeğinde anlamlar yüklüdür. Bu yüzden birden fazla değişkenin
katkısıyla ortaya çıkarıldığı anlaşılıyor.
Bu belgenin eylem
boyutu birden fazla iç ve dış merkezin beklentilerini karşılama
hedefine dönüktür. Bu yüzden belgenin neresinden tutarsanız o yerin
dizaynını yapan güç merkezinin kontrol alanına girersiniz.
Belge sürecini yöneten bu temel ve bağımsız
değişkenler, paylarına düşen hisselerini almak için kendi boyutlarının
derinleştirmeye çalışmaktadırlar.
Bu belgenin hazırlanış sebebi, eğer ifade edildiği gibi adı darbe
belgesi ise, oldukça açıktır. Yok eğer Türk Silahlı Kuvvetlerini
karalamak için birileri tarafından hazırlanıp ortaya atıldıysa, bunun
kanıtlanması çok zor olmayacağından oldukça acemice yapılmış bir
teşebbüs olacağı düşünülebilir.
Esasında ve bana göre bu belge
muhtemelen daha orijinallerinin ellerinde veya bilgileri dahilinde
olduğunu düşündüğüm birileri tarafından Taraf Gazetesine servis edilmiş
bir kopya belgedir.
Görünürde bu belgenin eylem boyutuyla siyasi iktidarı ve Fetullah Gülen
cemaatini hedef aldığı söyleniyor olsa da, hem siyasi iktidarın ve hem de
Fetullah Gülen cemaatinin pozisyonlarını daha da sağlamlaştırmıştır.
İşte bu hedef muhtemelen o tali hedeflerdendir. Bence bütün bunlar bu
belgenin öncelikli hedefi değildir. Bunlar öngörülmeyen hedefler
olabilir.
Mevlâna'nın ifade ettiği gibi, her
şeyin zıddıyla var olduğu gerçeği bu belgenin asıl
hedefinin zıddında kalan ve aynı hedeflere hedef denk değerleri de
harekete geçirdiği ve zaman zaman esas hedefi de gölgelediği
görülmektedir.
Fetullah Gülen cemaati ve siyasi iktidara sağladığı avantajlar bu
çerçevedendir. Bu belge ve onu hazırlayanlar Yüce Milletimizin nefret
ve antipatisini çekmiş ve belgede
hedef haline getirilen unsurlar ise, puan kazanmıştır.
Bu belgeyi basına servis yapanların hedefi; muhataplarına puan
kazandırmak olamayacağına göre, teorinin komplolarını daha farklı bakış
açılarıyla ortaya koymak gerekir.
Siyasi
otorite tarafından tahmin edilip yarım yamalak dillendirilen belge
arkası güçler eğer sanıldığı gibi, bir potansiyel ve her şart ve
ortamda kendilerini yenileyebilen, değiştiren ve dönüştüren bir güç
merkezi ise, o zaman ülkemizde bir yaprağın dahi o güç merkezinin
onayını almadan kıpırdaması olası değildir.
Öyleyse son dönemlerde dahil, bütün siyasi ve toplumsal projelerin
mimarı da bu güç merkezidir.
Tek partili dönemden çok partili döneme geçerken yaklaşık on yıldan
fazla Ankara Belediye başkanlığı görevini yapan ve aynı anda Ankara Valisi olan Tandoğan,asayişi
bozdukları gerekçesiyle yakalanan bazı gençleri huzuruna çağırır.
Onlara neden böyle yaptıklarını sorar ve gençlerin içlerinden çelimsiz
birisi olan Osman Yüksel Serdengeçti soruyu cevaplayarak bunun
sebebinin devleti yönetenlerin hataları olduğunu ifade eder.
Tandoğan kızar ve Serdengeçtinin çenesine sert bir yumruk atar ve
kontrolünü kaybederek bağırır.
"-Ulan siz
kimsiniz ki bu ülkeye yok adalet, eşitlik ve barış getireceksiniz. Eğer
bu ülkeye Komünizm gelecekse ancak biz getiririz. Faşizm gelecekse onu
'da biz getiririz"
der.
Aslında bu örnek
olay hep tekrar etmektedir. Sadece etkilenenler ve bazen de
etkileyenler değişmektedir. Oldukça
ustaca plânlanan senaryoların kahramanları olduklarını sananlar zaman
içerisinde zavallı figüranlar olduklarını anlayarak ”eyvah kullanıldık”
demekten kendilerini alamazlar.
İşte
eğer bu belge de bu anlayış ve güç merkezinin işi ise, bana göre Fetullah Hoca projesinin de
mimarı bu güçler olmalıdır.
İran şii
anlayışını ve Humeyni misyonunu dengelemek maksadıyla bu oluşum
hazırlanmış ve önemli bir düzeyde korunmuştur.
Aslında aynı şey halen de devam etmektedir.
Önceki hükümetin apar topar alaşağı edilmesi ve Sn. Recep Tayyip
ERDOĞAN' ın da hiçbirisi tesadüf olmayan sistematik süreçlerden
geçirilerek, bulunduğu yere ulaşması sağlanmıştır.
Yine aynı şekilde elde edilen pozisyonların korunması ve daha ötelerin
etki altına alınması için zincire halka eklenmeye devam edilmektedir.
Herhalde bu güç merkezlerinin kurduğu veya çok stratejik düzeylerde
destek verdikleri oluşumların kurguladıkları senaryoların dışına
çıkmaları, ülke ve Millet menfaatlerini ön plâna çekmeleri veya onların
aleyhine döndüklerinde sorun başlamakta ve bu durum zaman zaman
belgeler şeklinde kendini göstermektedir.
Bu
belge devam eden Ergenekon davası ile ilgili olarak tutuklananların,
ses çıkarmadığını düşündükleri Türk Silahlı kuvvetlerini hızla devreye
sokma teşebbüsüdür. Yada, yine onlara göre onları kurtarmayan ve
kollamayan Türk Silahlı Kuvvetlerini tehdit etme yaklaşımıdır. Her ne
olursa olsun ne hükümet ve ne de Türk
Silahlı Kuvvetlerimiz bu çok çirkin ve etkinlik alanı derin oyuna
gelmemelidirler.
Hükümet ve sosyal bilimcilerin bu süreçleri halkımıza tüm detaylarıyla
anlatmalıdırlar.
Derin
saygılarımla.
Y.
Doç. Dr. Ali Osman ENGİN
|