İşgalci
güçlerle Kürt işbirlikçilerinin hazırladığı hain bir plan Süleymaniye’
de uygulamaya konuluyordu. 2003 yılının 4
Temmuz Cuma günü ABD’nin 173. Hava indirme
tümenine bağlı askerlerle onlara destek veren Kürtlerin,
Süleymaniye’ deki Türk
Özel Kuvvetleri Bürosuna yaptıkları baskın sırasında 11
Türk askeri (3’ü subay 8’i astsubay olmak üzere) esir alıyordu.
Türk askerlerine silah doğrulttular. Yüzü koyun
yatırılarak, bilekleri kelepçelenen Türk grubu bahçeye indirildiğinde,
baskıncıların bir bölümü bina çevresinde de emniyeti almış ve
içerdekilerin büyük bir kısmı da evin her noktasında
arama yapıyordu. Amerikalıların yaptıkları her işlem
için yardımcıları, daha doğrusu öncü kuvvetleri peşmergelerdi.
Kaynak: Wardom
http://www.wardom.org/showthread.php?t=277835Kaynak:
Wardom
http://www.wardom.org/showthread.php?t=277835
Türk Askerlerine reva görülen muamele en iyimser ifade ile “fena”
kavramını aşıyordu. Fakat artık yapılacak hiç bir şey yoktu, çünkü
eller kelepçelenmişti.
Amerikalılar esir aldıkları Subay, Astsubay ve görevliler ile baskın
sırasında büroda bulunanların başına “Çuval”
geçirdiler! Başa çuval geçirilmesi, esir alınanların, Iraklıların
etrafı görmemeleri için yapılan bir uygulama idi. Fakat bu kez
özellikle amaç sindirme, güç gösterisi ve
psikolojik baskı oluşturmaktı.
8 araçlık (3
kamyon, 5 Hummer) baskın konvoyunun yanlarında peşmerge
lerde olduğu halde ABD’nin karargahı
olarak kullanılan, Kerkük Hava alanına
götürdüler.
2 kamyonun içinde 24
esir bulunuyordu. Esirler ; 11 Türk özel Timi mensubu, 2
Sivil Türk, 4 Kürt muhafız, 2 Türkmen erkek, 2 Türkmen kadın, 1 Kürt, 1
Türkmen çocuk ve İngiliz vatandaşı
Michael Todd’du. Kamyonların birinde 6,
diğerinde 5 Türk askeri vardı.
5 Temmuz günü Kerkük
Havaalanında sorgulama yapıldıktan sonra, Amerikalılar helikopterlerle
Türk askerlerini Bağdat’a götürdüler.
Irak’ın kuzeyinde Türk
Özel Kuvvetleri mensubu 11 Türk
askerinin ABD’liler tarafından esir
alınmasıyla başlayan kriz yoğun diplomatik çabalar sonucu ancak 60
saat sonra çözülebildi. Serbest bırakılan Türk askerleri
“Amerikalılar bize El-Kaide
muamelesi yaptı. En yakın müttefikine nasıl terörist gibi davranırlar?"
Türk Özel Kuvvetleri Komutanı Binbaşı
Aydın Eser,
“4 Temmuz Cuma günkü baskını önce
Amerikalıların Iraklılarla bir çatışması sandığını"
söyledi.
“Amerikalılar havaya ateş
açıyorlardı. Önce sokakta çatışma çıktı sandım. Kapıyı açıp onlara
yardım etmek istedim. Bir baktım bize doğru ateş ediyorlar. Amerikalılar bize doğru gaz bombası attılar. Olayın değişik boyutlara
girmemesi için teslim olduk”.
Binbaşı Aydın, dayaktan incinmiş
kaburga kemiğini gösterirken:
“Biz burada yasal olarak
bulunuyoruz. Benim rütbemi hiçe sayıp Kerkük ve Bağdat’ta kötü muamele
ettiler. Kafalarımıza çuval geçirildiği gibi ellerimizi de
kelepçelediler.”
Türk Özel Kuvvetleri Timinin Komutanı Binbaşı Aydın Eser’nin son sözü
ise “Bizi
Kürtler gammazladı.”
oldu.
Saat 14:30’da Türk Özel
Kuvvetleri Bürosu terk edilirken 100 metre ilerde beyaz jip
içindekiler, Amerikalı yarbay tarafından birkez daha tebessümle
selamlandılar.
Jip’in içinde bekleyen rehber, görevini ifa etmenin huzuru ile(!) KYB
Dışilişkiler Bürosunun yolunu tutarken, konvoy Süleymaniye
sokaklarında yeniden bir geziye çıktı.
İçerde çuvallanmış Türk Askeri vardı. Başlarında ise Coni’ler
ve peşmergeler…
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin
ısrarla “haberimiz yok” dediği Türk Özel
Kuvvetleri Timine karşı yapılan baskında, Celal
Talabani’nin oğlu zaten başından sonuna kadar bu çuval baskınının
içinde yer alıyordu.
Bölgede babadan oğula geçen siyaset geleneği içinde küçük Talabani
önemli bir figür olma özelliğini doğuştan taşıyordu. İşte bu Bafel
Talabani, operasyon boyunca elindeki
telefonla hem babasını bilgilendirmiş hemde Amerikalı konvoya yol
gösterirken, aynı anda da baskını saniye saniye görüntülemişti.
Hatta Bafel işi iyice abartmış, Amerikalıların Türk Özel Kuvvetleri
Timi’ni götürmelerinin ardından “baskın sonrasını da”
görüntülemişti.
ALİ
KERKÜKLÜ
Habertürk
Televizyonunda Basın Kulübü programına katılarak konuşan dönemin
Genelkurmay başkanlığı eski harekat başkanı emekli korgeneral Köksal
Karabay, 4 Temmuz 2003 günü Irak’ın Kuzeyinde Süleymaniye şehrinde
(Kürtlerin yoğun yaşadığı şehir) yaşanan çuval olayını şöyle
anlattı:
“Kerkük
Valisi’ne suikast yapılacağı ihbarı üzerine Kerkük’ten gelen ABD
askerlerinin Talabani’nin Sarayı’nın çevresinde ilerlerken Türk timinin
bulunduğu sokağa da girdiler. ABD askerlerinin arasında Türkiye’nin
ekmeğini yiyen Talabani’nin oğlu (Bafel Talabani) da bulunuyordu. Tim
komutanı(Aydın Eser) kapıya çıkıyor ’Hoşgeldiniz’ diyor. Üzerine
çullanıyorlar. Bu esnada herkes ateş etmeye hazır. Tim komutanı Binbaşı
Aydın Eser elini kaldırıp ateş etmeyin diyor. Hiç böyle birşey
olacağını tahmin etmemişler. Çünkü daha önce birlikte çay içmişler ve
oturmuşlar.”
KAYNAK: İnternetajans
Süleymaniye’de
11 Türk askerinin başına çuval geçirilerek sorgulanması sırasında ABD
adına tercümanlık yapan Metin Öngel, olayın tüm ayrıntılarını verdi.
Öngel, askerlerimize su, yemek ve sigara götürdüğünü
söyleyerek, “Binbaşı
Aydın E. yapılan muameleye çok kızmıştı. Bu yüzden ABD’liler onun
üzerine gidiyordu” dedi.
Kuzey Irak’ta, 11 Türk askerinin ABD askerleri
tarafından gözaltına alınıp başlarına çuval geçirilerek alıkonulması
olayının bilinmeyen bir tanığı ortaya çıktı. O dönemde Amerika Birleşik
Devletleri adına tercümanlık yapan 32 yaşındaki Metin Öngel, 4 Temmuz
2003 günü yaşananları tüm ayrıntılarıyla ilk kez Hürriyet’e anlattı.
Öngel, gözaltına alınan askeri personelden bildiği
isimleri de sıraladı. Türkiye’de vatan hainliğiyle suçlanma korkusu
nedeniyle ABD’ye iltica eden kendisi gibi tercüman Tuncay Çelik ve
Savaş Dalkılıç’ı eleştiren Öngel, “Koca Türkiye, bu iki tercümanla mı
uğraşacak?” dedi. Halen Kocaeli Derince’de ticaret yapan Öngel, 4
Temmuz günüyle ilgili şu bilgileri verdi:
KAAN YÜZBAŞI’NIN BARBEKÜ PARTİSİ
4 Temmuz günü, biz ABD ordusu hesabına tercümanlık
yapıyorduk. O gün
ABD’nin resmi bayramı olduğu için, Kerkük’teki ABD üssü içinde bulunan
Türk Özel Kuvvetleri’ne ait ofiste Kaan Yüzbaşı da bir barbekü partisi
veriyordu.
Kaan Yüzbaşı, partiye bizi de davet etti. Yemekleri yedik, sonra bir
Amerikalı asker geldi. ’3-4 Türkçe tercüman lazım’ dedi.
Süleymaniye’den bazı insanları gözaltına almışlar. Biz hemen o askerle
Kerkük’teki gözaltı merkezine gittik. Yanımda, Amerika’ya sığınan
Tuncay Çelik ve Savaş Dalkılıç ile Gülay Kıramer adlı kızıl saçlı bir
Türk kızı daha vardı. Gülay Kıramer, bir emekli astsubayın kızıydı ve
Amerika’dan gelmişti. Emin değilim, sanıyorum daha önce bir Amerikalı
ile evlilik geçirmişti.
ELLERİ ARKADAN PLASTİK KELEPÇELİ
Gözaltı merkezinde, buraya getirilen 33 kişi vardı.
Bunların sorgusunu yaptılar. Ben gözaltına alınanları Kuzey Iraklı
Türkmen sanıyordum, sonra 11 Türk askerinin de gözaltına alındığını
gördüm. Türk askerleri, Süleymaniye’de Dışişleri İrtibat Bürosu’nda
görevliydiler.
Sivildiler ve hepsinin ellerini arkadan plastik kelepçeyle
kelepçelemişlerdi. Kafalarına çuval geçirilmişti. Gözaltı merkezinde
değişik odalar vardı. Bunları, 3-4 ayrı odaya dağıttılar. Gözaltına
alınanlar arasında, bir temizlikçi kadın ile 14 yaşındaki oğlu bile
vardı. Kimi buldularsa getirmişlerdi. 2 Kürt koruma ve oradaki dönerci
dükkánında oturanlar bile vardı.
ASKERLERİMİZE YİYECEK VE SİGARA GÖTÜRDÜM
İlk sorgu sırasında ben, bizimkilere su, yemek ve sigara
götürdüm. Amerikalılar, getirilenler arasında Türk askeri olduğunu
biliyorlardı; ama bilmezlikten geliyorlardı.
TÜRK BİNBAŞI ÇOK KIZMIŞTI
Binbaşı Aydın E., çok sinirliydi, agresif davranıyordu.
Yapılan muameleye kızmıştı. Bu yüzden Amerikalılar da onun üzerine
gidiyordu. Kerkük’te 1 ya da 2 gün kaldılar. Sonra uçakla tüm ekibi
Bağdat’a uçurdular. Havaalanına götürürken, turuncu kıyafet
giydirmişlerdi.Kamyonun arkasında taşındılar. 2’nci sorguya,
tercümanlardan sadece Tuncay Çelik ve Savaş Dalkılıç gitti. Biz
gitmedik, daha doğrusu gitmek istemedik.
’ÇUVAL’DAN SONRA İSTİFA ETTİK, DÖNÜYORDUK
Çuval
olayı üzerine Türk tercümanlar olarak hepimiz istifa ettik, geri
dönüyorduk. Ancak Türk Özel Kuvvetleri Komutanlığı, ’Colin Powell özür diledi, olay
diplomatik olarak çözüldü’ deyince istifadan vazgeçtik.
Bir ay sonra Türkiye’ye döndük.
TÜRKİYE’NİN İTİBARI İLE OYNAMASINLAR
Tuncay Çelik ve Savaş Dalkılıç, ABD’de kalabilmek için
Türkiye’de vatan hainliğiyle suçlanma iddiasını gündeme getirdiler.
ABD’ye kapağı atmak için bunu bahane ettiler. Ülkenin itibarıyla
oynamasınlar. Kimse onları tehdit etmedi. Koca Türkiye Cumhuriyeti
zaten böyle iki tercümana mı kaldı. Tercümanların lideri konumunda,
Helinka Pepison adlı bir ABD’li kadın vardı. Helinka, Tuncay ve Savaş’ı
ABD için ikna etti. Onlara akıl verdi. Zaten Tuncay, Helinka’nın
asistanıydı. Bizi kimse tehdit filan da edilmedi. Ortalığı
bulandırmasınlar.
GÖZALTINA ALINAN TÜRK ASKERLERİ
Tim Komutanı Binbaşı Aydın E.
2 üsteğmen. Birinin adı veya soyadı Bozkurt.
5 astsubay başçavuş
3 kıdemli üstçavuş.
AMERİKA’DA 10 YIL KALDIM
Metin Öngel, ABD’de 10 yıl kaldığı için İngilizce’yi çok
iyi bildiğini söyledi. Kuzey Irak’ta ABD için çalışan 4 ayrı kategoride
tercüman olduğunu anlatan Öngel, “Her kategorideki tercüman, belli
gizlilik seviyesine göre yetkiliydi. Biz en düşük yetkide
tercümanlardık” diye ekledi. Öngel, nasıl tercüman olduğunu ise şöyle
anlattı: “Askerden dönmüştüm. Bir arkadaşım, bu işten haberdar olmuş,
CV gönderdik. Gaziantep ve İskenderun’da çalıştırmak için tercüman
arıyorlardı. Ankara Hilton’da toplantı yaptılar, evrak verdik, kabul
ettiler. Mardin’de 15-20 gün kaldık. Sonra geri döndük. Bir daha arayıp
Irak teklifi yaptılar. Ticari bağlantı kurarım diye kabul ettim. Tuncay
Çelik benden bir hafta önce gitmişti, Savaş Dalkılıç’la aynı dönemde
gittik.”
KEBAP PARTİSİ
Türk tercüman Metin Öngel, kendilerine iş veren ABD’li
şirketin yöneticisi Helinka Pepison ile bir Irak dönüşü Mardin’de kebap
partisinde.
BİRLİKTE GÖREV
Tercüman Metin Öngel, ABD’ye iltica eden diğer tercüman
Savaş Dalkılıç ile Kuzey Irak’ta birlikte görev yaptığını anlattı.
Öngel ve Dalkılıç’ın birlikte pek çok fotoğrafı var. Öngel, ABD’ye
iltica eden Savaş Dalkılıç ile Tuncay Çelik’in davranışlarını doğru
bulmadığını söylüyor.
KAYNAK:
HÜRRİYET USA
|