(Açık
İstihbarat : Mesleğine
saygısı olmayan "gazeteciler" ile mesleğine saygısı olmayan doktorların
işbirliği ile hastalık hastası yapılan insanlık küresel ilaç
firmalarının kucağına doğru sürülüyor. Domuz gribi
fiyaskosu ve o kadar yaygaranın koparıldığı dönemde, üstüne vazife
olmayan her konuda fikir beyan eden Türk Tabiplerinin meslekleri ile
ilgili konudai suskunluğunu hatırlayarak okuyunuz)
--------------------------------------------------------------------------------------
Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman’ ın Prof. Dr. Teksen Çamlıbel ile
yaptığı ‘AIDS kadar korkutucu yeni bir
hastalık yaygınlaşıyor: HPV ’ başlıklı bir
röportaj var.
Ayşe Hanım ‘Sinsi sinsi yayılan bir virüs
bu’ diyor ama bu asıl ‘Sinsi sinsi yapılan bir HPV
aşısı reklamı.’
Önce http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15070384.asp?yazarid=12&gid=61
adresinden röportajı, arkasından da benim cevap yazımı okuyun.
Bir
gazetecinin görevi bir takım kişi veya kurumların reklam
yapmalarına aracı olmak değil halkı doğru bilgilendirmek ve
bilinçlendirmektir. Bunun için de karşıt
görüşleri mutlaka yayınlaması gerekir.
BU
YAZIYI OKUMADAN KIZINIZA RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI YAPTIRMAYIN
İlaç endüstrisinin başta gelen pazarlama taktiklerinden
biri de piyasaya yeni verilen ilaç veya aşı gibi ürünlerini eşi benzeri
olmayan ‘mucize tedavi yöntemi’ olarak
sunmalarıdır. Bu yeni ürünün olumlu yönleri olabildiğince abartılırken
yan etkileri ise görmezden gelinir, yok sayılmaya çalışılır.
Bu amaçla endüstrinin başvurduğu en önemli pazarlama
numaralarından biri medyatik bir doktor ve medyatik bir gazetecinin
kullanılmasıdır.
Bunun son zamanlardaki en iyi örneklerinden biri de iki
sene önce piyasaya sürülen ve bir seneden beri ülkemizde de
kullanılmaya başlanan halk arasında ‘rahim ağzı kanseri
aşısı’ olarak bilinen ‘HPV aşısı’.
Bu aşı da benzerleri gibi, hiçbir yan etkisi veya olumsuzluğu olmayan
ve rahim ağzı kanserini tamamen ortadan kaldıran ‘mucize
bir aşı’ olarak topluma sunuluyor ve her genç kızın
(hatta erkek çocukların da) mutlaka bu aşıdan olmaları için büyük
kampanyalar düzenleniyor.
Elbette kanser gibi çok önemli bir hastalığı önleyen bir
aşıya kimsenin itirazı olamaz… olmamalı da, ama gerçekte durum öyle mi
değil mi, gelin bakalım.
HPV
nedir?
HPV Latince Human Papilloma Virus
kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir akronim. Human
insan, papilloma ise siğil demek. Türkçesi insan papilloma virüsü’ dür.
HPV virüslerinin farklı türleri insan vücudunun çeşitli
yerlerinde, meselâ el ve ayaklarda, genital bölgede veya ağızda bir
çeşit selim tümör olan ancak kanserle hiçbir ilgisi olmayan papilloma’
lara yani siğil’lere yol açıyorlar.
Bunların 100’ den çok türü var ve içlerinden 40 kadarı
insandan insana cinsel ilişki ile geçiyor. HPV’ ler özellikle gelişmiş
ülkelerde o kadar yaygın ki, kadınların yüzde 80’ inin hayatlarının bir
döneminde bu virüsle karşılaştıkları tahmin ediliyor.
Cinsel
yolla bulaşan bazı HPV türlerinin yarattığı enfeksiyonlar hiçbir
belirtiye sebep olmuyor ve tedavi edilmedikleri halde birkaç yıl içinde
kendiliklerinden iyileşiyor. Buna karşılık bazı HPV
enfeksiyonları ise uzun yıllar devam edebiliyor ve bunlar rahim ağzını
döşeyen hücrelerde bir takım anormalliklere yol açabiliyorlar. İşte, bu
anormallikler bir kadının rahim ağzı kanseri olması riskini
artırabiliyor. Ancak HPV’ nin yol açtığı bu kanserlerin oluşumu için
çok uzun süre geçmesi gerekiyor.
HPV’ler kansere yol açma özellikleri bakımından ‘düşük
riskli virüsler’ ve ‘yüksek riskli
virüsler’ olmak üzere iki gruba ayrılırlar.
Bu her iki grup virüs anormal hücrelere yol açmakla beraber sadece
yüksek riskli HPV’ ler kansere sebep olurlar. Bunun içinde bunlara karsinojenik
yani kanser oluşturan HPV’ ler ismi de verilir.
HPV’ lerin 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58,
59, 66, 68 ve 73 numaralı olanları karsinojeniktir. Bunlar arasında da
16 ve 18 numaralı HPV’ler tüm rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’ inden
sorumludurlar.
Sigara içilmesi ve çok çocuk doğurmuş olmak kanser riskini artıran
faktörlerdir. Ancak, bu yüksek riskli veya karsinojenik olarak
adlandırılan HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğunun kansere sebep
olmadan kendiliğinden iyileşebileceğini de hatırlatalım. Burada esas
olan kadının bağışıklık sistemin sağlıklı olup olmadığı.
Türkiye’
de çok görülen bir kanser değil
Bakmayın siz aşı firmasının
‘dünyada
her iki dakikada bir kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor’
şeklinde yaygara yapmasına. Rahim ağzı kanserinin ülkemizde çok görülen
bir kanser türü olmadığını tekrar hatırlatalım.
Vulva ve vajen kanserleri ise daha da seyrek rastlanan kanser türleri.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof.
Dr. Murat Tuncer’ in açıklamalarına göre Türkiye’de
rahim ağzı kanseri kadın kanserlerinde dokuzuncu sırada.
Ülkemizde her yıl 1.360 kadın rahim ağzı kanserine yakalanıyor ve
bunların da 600’ü hayatını kaybediyor.
NTV-MSNBC’ ye konuşan Prof. Dr. Tuncer
‘’Rahim ağzı
tarama programına giren hiçbir kadının bu kanserden ölmediğini ve HPV
alan kadınların yüzde 75 ile yüzde 98’inin kanser olmadığını söylemiş
ve sözlerini şöyle sürdürmüş: “Buna kanser aşısı demek doğru değil, bu
ilaç firmalarının pompaladığı bir politikadır, şu anda etkinliği yüzde
yüz kanıtlanmış değil sadece 5 yıl için etkinliği bildirilmiş. 5 yıl
sonra ne olacak, tekrar yapılacak mı kesin belli değil. Aşı Asya’da
yüzde 60, Avrupa’da yüzde 70 koruma sağlıyor, ama Türkiye’de ne kadar
koruduğuna yönelik bir çalışma yok, belki de hiç korumuyor, bilmiyoruz”.
Smear
testi kanser ölümlerini önlemede çok önemli
Rahim ağzı kanserleri düzenli olarak smear
testi yaptırılan kadınlarda çok erken kanser öncesi
dönemde yakalanır ve çok küçük bir cerrahi girişim ile de tamamen
ortadan kaldırılabilir. Bu test sayesinde rahim ağzı kanserine bağlı
ölümler gelişmiş ülkelerde müthiş şekilde azalmıştır:
Amerika’ da yılda sadece 3.600, Fransa’ da 1000 ve İngiltere’ de ise
400 kadın bu yüzden ölmektedir.
Piyasadaki
mucize (!) aşılar
Piyasada rahim ağzı kanserine karşı kullanılan iki tür
HPV aşısı var.
Bunlardan Gardasil isimli aşı
HPV’ nin 6, 11, 16 ve 18 numaralı türlerine, Cervarix
ise 16 ve 18 numaralı türlerine karşı bağışıklık sağlamaktadır.
16 ve 18 numaralı HPV türlerinin rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’
inden sorumlu olduklarını söylemiştim; 6 ve 11 numaralı türler ise
siğillere karşı koruma sağlarlar.
Aşının, cinsel ilişkiye başlamadan önce yani 11-12 yaşlarındaki kızlara
6 ay içinde 3 ayrı doz şeklinde uygulanması, 26 yaşından büyük
kadınlara ise yapılmaması önerilmektedir.
Araştırmalar aşıların enfeksiyona karşı 5 yıllık
koruyuculuğunun olduğunu göstermekle beraber, koruyuculuğun bu süreden
sonra devam edip etmediği belli değildir.
Üstelik ‘bu koruma
kansere veya kanser ölümlerine karşı bir koruma değildir.’
Bunun kanıtlanması için en az 20-30 sene geçmesi gerekmektedir.
Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent
Tıraş’ın
“Şu anki bilimsel
verilere göre aşı rahim ağzı kanserinden yüzde yüz koruyor. ‘’
şeklindeki
sözlerinin ne kadar yanıltıcı olduğu gayet açık. Bu
sözlerden başka derin (!) bir mânâ çıkarmayıp ‘gönüllü
reklâmcılık’ diyip geçmek istiyorum.
Zira sade vatandaşın bu slogandan anladığı şu:
‘’Ben bu aşıyı
yaptırırsam rahim ağzı kanserine karşı ömür boyu yüzde 100 korunmuş
olacağım. Bunun için artık doktora gitmeme de tarama testleri
yaptırmama da gerek olmayacak.’’
Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil. Aşının
yüzde 100 etkili olduğu ifadesi de tamamen bir aldatmaca.
Aşı sadece 16 ve 18 numaralı HPV virüslerinin sebep olacağı kansere
karşı koruyucu. Bunun dışında kalan ve kanser yaptığı bilinen diğer 13
tür HPV’ ye karşı hiçbir koruyucu etkisi yok.
Üstelik aşının 16
ve 18 numaralı virüslere karşı koruyucu etkisinin 5 yıldan sonra devam
edip etmeyeceği de kesin olarak belli değil.
Aşının
yan etkileri
Üretici firmalar aşılarının son derece emniyetli
olduğunu, çok seyrek rastlanan ve önemli olmayan bazı yan etkileri
olduğunu söyleseler de, aşının kullanımı yaygınlaştıkça bu konudaki
şüpheler de artıyor.
Anaflaktik şok, şuur kaybı, sara nöbetleri ve felçler, düşük ve erken
doğumlar… bunlardan bazıları.
Bunlar içinde en korkutucu olan ise 11 kızın aşı
yapıldıktan 2 hafta sonra çeşitli sebeplerle ölmeleri. Bu 11 ölümden 7’
sinin aşıdan 2 gün sonra gerçekleştiğini de özellikle vurgulamak
isterim. Gerçi, bu ölümlerin HPV aşısı ile ilişkisi kesin olarak
kanıtlanmış değil, ama gene de aşının emniyetinden kuşkulanmamak da
mümkün değil.
Aşı
çok pahalı
HPV aşısı pahalı bir aşı. 3 doz aşının satış fiyatı 360
dolar.
Peki, yüzde yüz koruyucu olmayan, etkinliğinin ne kadar sürdüğü bile
tam olarak bilinmeyen bir aşıya bu kadar çok para harcanması doğru mu?
Amerika’ daki istatistiklere göre 9-26 yaşları
arasındaki bir milyon kadın içinden her yıl 30-40 tanesi rahim ağzı
kanserine yakalanmaktadır.
Araştırmalar HPV aşısının kanser öncüsü lezyonları yüzde 12.2 ilâ 16.5
oranında azalttığını göstermektedir. Buna göre bir milyon kadının
aşılanması her yıl 30-40 kadın yerine 26-35 kadının kanser olmasına yol
açacaktır.
Bir başka deyişle,
bir milyon kadının aşılanması bunlar içinde sadece 4-5’ inin kanser
olmasını önleyecektir.
Rahim ağzı kanserine yakalana kadınların yüzde 37’ sinin
öldükleri hesaba katıldığında ise aşılanan bir milyon kadından ancak
1-2’ si ölümden kurtulmuş olacaktır. Ekonomik olarak söylemek gerekirse
bir milyon kadının aşılanmasının maliyeti 360 milyon dolardır ve bu
masraf ancak 1-2 kadını ölümden kurtaracaktır.
Gelelim
neticeye
HPV aşısının rahim ağzı ve diğer genital
kanserlere ve bunlara bağlı ölümlere karşı ne ölçüde koruyucu olduğunu
gösteren hiçbir bilimsel kanıt yoktur ve zaten olması da mümkün
değildir.
Bunun için 20-30 sene geçmesi gerekmektedir.
HPV aşısı sadece kansere yol açan 16 ve 18 numaralı
virüslerin yarattıkları enfeksiyona karşı koruma sağlar. Koruma süresi
bugünkü bilgilere göre ömür boyu değil, sadece 5 yıldır. Bu sebeple de
10 yaşında aşı yapılan bir kız çocuğunun 5 sene sonra korumasız kalması
muhtemeldir. Bu kızların tekrar aşı olmaları gerekecek, aksi takdirde
aşıyı boş yere yaptırmış olacaklardır.
HPV aşısının, kansere yol açtığı bilinen 31, 33, 35, 39,
45, 51, 52, 56, 58, 59, 66, 68 ve 73 numaralı virüslere karşı hiçbir
koruyucu etkisi yoktur. Bu sebeple de kadınların rahim ağzı kanserine
karşı smear testleri ile izlenmeye devam edilmeleri gerekir. Bu şekilde
düzenli jinekolojik kontrol altında kadınlarda rahim ağzı kanseri zaten
çok erken evrede yakalanıp kesin olarak tedavi edilebilmektedir.
HPV aşısısın vücudun diğer virüslere karşı doğal
bağışıklığını azaltıp azaltmayacağı; HPV aşısı ile tip 16 ve 18’ e
karşı korunma sağlanırken, kanser yapabilen diğer HPV’ lerin kanser
yapıcı etkilerinin artıp artmayacağı; HPV aşısının karsinojenik ve
genotoksik (genler üzerine zararlılık) etkilerinin olup olmadığı da
belli değildir.
Aşının bir mahsuru da kadınları ‘Nasıl olsa aşı oldum,
güvendeyim.’ düşüncesiyle doktor kontrolünden ve düzenli
smear testlerinden uzaklaştırması ihtimali. Bence bu yabana atılacak
bir ihtimal değil.
HPV aşısının ‘ilk cinsel ilişkilerine
karı veya kocalarıyla girecek ve ömürlerini bu şekilde sürdürecek
olanlar için’ tamamen gereksiz olduğunun da özellikle
altını çizmek isterim.
Siz olsanız, kızınıza HPV aşısı yaptırır mısınız
yaptırmaz mısınız?
|