AÇIK İSTİHBARAT

Düşünen Beyinlere Bilginin Adresi...
Yazıcıoğlu ile MHP'yi Bölmek - Bekir Öztürk
Tür: İç Politika
Admin tarafından gönderildi: 08.04.2010 günü, 17:01:12

 Yazıcıoğlu Tarikat ve Cemaatlere yakınlığı nedeniyle hiç finansman sorunu çekmedi. Bu yakınlık onun partisinin gençlik kolları örgütü olan “Nizami Alem / Alperen Ocakları” nın yapmış olduğu çok sayıda eylemden de kurtarıyordu.   

Bir çok dernek yöneticisi, siyasetçi, sendikacı, bilim adamı, asker, işadamı, yasadışı hiçbir eylem ve söylemi olmamasına rağmen “Ergenekon Davası”na konu edilip “terörist” olarak yaftalanırken, “Nizami Alem / Alperen Ocakları” ve onların Genel Başkanları Muhsin Yazıcıoğlu adeta çelikten bir zırha bürünmüştü. Hem de bu davadan yargılanan çok sayıda insanla çok ciddi hukuku, savcıların ifadesiyle “İrtibatı” olmasına rağmen. 


Açık İstihbarat Haber

Yazıcıoğlu İle MHP'yi Bölmek
Bekir Öztürk - BHaber

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

08.04.2010


Yazıcıoğlu rahmetli ile aynı ilçe de doğduk, aynı liseden mezun olduk. En yakın komşumuz onun çok yakın akrabası olduğundan onun cezaevinde kaldığı dönemde çektiği sıkıntıları çok iyi bilirim.
 
Kendisi, MHP Davası’ndan yargılandığı süre zarfında 7 yıl cezaevinde kalmıştı. Cezaevinde kalan birçok mukaddesatçı gibi oda kendisini ibadete kaptırmıştı. Cezaevinden çıktıktan kısa süre sonra yaptıkları onun sadece ibadete değil aynı zamanda Cemaatlere de kaptırdığını gösteriyordu.
 
Üzülerek ifade etmeliyim ki cezaevinde 7 yıldan fazla yatan, idam ile yargılanan ve beraat eden biri olarak onu “Asrın Davası” şeklinde şişirilen “Ergenekon Operasyonu” ile ilgili biraz daha empatik düşünmesini beklerdim. Ama o, bu davadan yargılanan çok sayıda arkadaşına rağmen tıpkı davanın legal ve illegal savcıları gibi sahip çıktı bu davaya.
 

Muhsin Yazıcıoğlu 1987'de MÇP'de siyasete girdi. MÇP'de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. MHP’nin devamı olarak kurulan MÇP’den “Siyasi anlayışıyla uyuşamadığı” iddiasıyla 1992 yılı Temmuz ayında istifa etti. 29 Ocak 1993 tarihinde birkaç arkadaşıyla “Büyük Birlik Partisini” kurdu.
 

Yazıcıoğlu adı “BÜYÜK” kendi küçük partisini kurduğunda çeşitli Ülkü Ocağı Teşkilatları’nın demirbaşlarını dahi kurduğu partiye taşıdığı yönünde çok ciddi tartışmalar yaşandı.

1993 yıllında İstanbul Ülkü Ocaklarından Erdem Karakoç, ( Daha sonda İstanbul Ülkü Ocağı Başkanı olmuştur ) hem benim düğünüme katılmak, hem de o tarihte Şarkışla da olacağı bilinen Muhsin Yazıcıoğlu’ na hesap sormak için Şarkışla’ya gelecekti. Son anda bundan vazgeçildi.(*)
 
Her ne kadar Muhsin Yazıcıoğlu yıllardır içinde bulunduğu, yönetimine katıldığı partiden ayrılma sebebi olarak “Siyasi anlayışıyla uyuşamazlığı” nı ileri sürse de, bunun bir MHP’yi bölme operasyonu olduğu sırıtıyordu.
 
Geçen her yıl bu görüşü güçlendirmiş olmasına, oy oranı bindelik oranlarda kalmasına, onun kurduğu “BÜYÜK” parti yaklaşık 10 yaşındayken kurulan AKP’nin kuruluşundan hemen sonra tek başına iktidara gelmesine rağmen ( Bana göre en azından o gün Yazıcıoğlu derhal MHP ile partisini birleştirmeliydi ) o ayrı baş çekmeyi sürdürdü.  (**)
 
Ayrışmanın yaşandığı yıllar, Muhsin Yazıcıoğlu’ nun ayrılmasının perde arkasında Turgut Özal, Fethullah Gülen, Cengiz Çandar (!?) gibi “Kanaat Önderleri” nin etkili olduğu sıkça dillendirildi. İlerleyen yıllarda bu iddianın doğruluğunu destekleyen eylem ve söylemler devam etti. Cemaatlerin kıblesi sayılan İngiltere’nin dolaylı yoldan BBP’ni desteklediği iddiasıyla BBP’nin Büyük Britanya Partisi olduğunu ima edenler bile oldu. (***)
 
MÇP’den ayrıldığı yıllar Türkiye’nin “Darül Harp” olduğu iddiasında bulunan, yıllardır savunduğu Bozkurt’u kenara atıp ümmetçilik yapan, Cumhuriyet’e Atatürk’e bu günün Siyasal İslamcıları ve liboşları ile aynı pencereden bakan Muhsin Yazıcıoğlu zaman içerisinde utana sıkıla Bozkurt’a ve Atatürk’e sahip çıkmaya başladı.
 
Yazıcıoğlu Tarikat ve Cemaatlere yakınlığı nedeniyle hiç finansman sorunu çekmedi. Bu yakınlık onun partisinin gençlik kolları örgütü olan “Nizami Alem / Alperen Ocakları” nın yapmış olduğu çok sayıda eylemden de kurtarıyordu.   

Bir çok dernek yöneticisi, siyasetçi, sendikacı, bilim adamı, asker, işadamı, yasadışı hiçbir eylem ve söylemi olmamasına rağmen “Ergenekon Davası”na konu edilip “terörist” olarak yaftalanırken, “Nizami Alem / Alperen Ocakları” ve onların Genel Başkanları Muhsin Yazıcıoğlu adeta çelikten bir zırha bürünmüştü. Hem de bu davadan yargılanan çok sayıda insanla çok ciddi hukuku, savcıların ifadesiyle “İrtibatı” olmasına rağmen. 
 

“Ergenekon Davası” nın bir sanığı ve oradaki yargılamanın konusu ve seyrini çok iyi bilen bir insan olarak şunu ifade edebilirim ki;
 
Eğer bu davadan yargılanan insanların kitlesel eylemler yaparak darbeye zemin hazırladığı iddia ediliyorsa ( Ki iddia aynen bu ) bu konuda yargılanacak BİR KİŞİ VARSA oda Muhsin Yazıcıoğlu’ydu.
 

“Neden?” sorunuza hafızalarınızı tazeleyerek cevap vereyim.
 
Swiss Otel baskını,
Gemi Kaçırma hadisesi,
Rahip Santoro Cinayeti,
Malatya Katliamı,
Hrant Dink Cinayeti,
Topkapı Sarayı Baskını,
 
“Nizami Alem / Alperen Ocakları” nın adının karıştığı yasadışı eylemlerden sadece öne çıkanları. Bunların birçoğu iddia diyebilirsiniz, ama unutmayın ki, bizim hakkımızda uydurulan suçlamalarda iddia.

Hem de hiçbir maddi temeli olmayan iddialar.   

Bu konuda okuyabileceğiniz kamuya mal olmuş birkaç kaynağı başlıkları ve bağlantılarıyla aşağıda bulabilirsiniz. (****)
 

Bunları önemsemiyorsanız sadece Zaman ve Agos Gazetelerinin yazdığı Gazeteport Haber Sitesinin İnternet üzerinden yayınladığı, “Bekir Öztürk’ün bilgisayarından Bartholomeus, İshak Alaton ve Mutafyan’a suikast planı çıktı” haberine de gülüp geçmeliydiniz.

( Bu yazının uzamaması için konuyu “Şok Suikast Planları” başlıklı yazımda anlattım. http://bhaber.net/haber/3194-sok-suikast-planlari.html )
 

“Büyük Ağabey” in Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte çekilmiş fotoğrafları hiç habere konu olmamış, ancak Alparlan Arslan olmadığı bizzat kendisi, babası ve organizasyona katılan herkes tarafından ifade edilen bir kişinin Veli Küçük ile aynı fotoğraf karesinde yer alması, günlerce manşetlerden inmemiş ve yargılamaya konu edilmiştir.
 
Bu noktada diyebilirsiniz ki, “Ama Yazıcıoğlu bir siyasetçi, karşısına çıkan herkesle fotoğraf çektirebilir”.  Veli Küçük’te Dünya Azerbaycanlılar Konfederasyonu ( DAK ) Genel Başkanı idi o dönemde, fotoğrafın çekildiği iddia edilen toplantıda DAK’ın bir organizasyonuydu.
 
Başbakan Deniz Fenerinin en suçlu sanığı ile bire bir samimi bir şekilde fotoğraf çektirebiliyor. Hikmetyar’ın dizinin dibinde büyük bir saygıyla otura biliyor bir sorun olmuyor, fotoğraf çektire biliyor, ama “Ergenekon” sanıklarından Rasim Görüm öz amcasıyla birlikte gittiği halka açık bir toplantıda bir fotoğraf çektirdi diye aylarca cezaevine tıkılabiliyor. 

Bu gün Muhsin Yazıcıoğlu’nu kahraman ilan eden, yıkamaya, aklamaya çalışan ve aynı zamanda Abdullah Çatlı’ya “terörist” muamelesi yapan güruh, Abdullah Çatlı’ya en büyük desteği Yazıcıoğlu’nun verdiğini bilmiyor olabilir mi sizce?

Peki Yazıcıoğlu’nun  çok yakın dostları olan, benimde cezaevinde tanıştığım ve dostluk kurduğum Sedat Peker, Sami Hoştan, Veli Küçük’ün de içinde bulunduğu Ergenekon Süreci ile ilgili neler söylediğini hiç takip ettiniz mi?

Ben sizin için araştırdım.

“Bir çeteleşme olduğu açık” 

“Yazıcıoğlu, Ergenekon terör örgütüyle ilgili soruşturmada yaşanan son gelişmeleri, `Ergenekon magazinleştiriliyor, pembe dizilere, arkası yarına döndü` diyerek eleştirdi. Ergenekon`da çeteleşme ve yasa dışı eylemlerin olduğunun açıkça göründüğünü ifade eden BBP lideri, `Sonucu merakla bekliyoruz.` dedi.” 
http://www.tumgazeteler.com/?a=4152920
 
Eğer benim ve Yazıcıoğlu’nun çok yakınında bulunan, bu çirkin görüşlerine rağmen halen ona laf söyletmeyen içerdeki dostları bir çete üyesiysek, Yazıcıoğlu’nun çete görmek için aynaya bakması gerekirdi.
 
“Düşmanımın dostu benim düşmanımdır.”
 
Şimdi gelelim Muhsin Yazıcıoğlu’ndan “Milliyetçi” bir “kahraman” yaratmaya çalışan güruhun değerlendirmelerine.
 
Onun ardından, Fetullah Gülen;
 
"Millî çizgisini inandığı şekilde mücahedeye dönüştürerek bir ömür o yolda yürüyüşünü sürdüren, memleketimizin güzide evlatlarından, Muhsin Yazıcıoğlu beyefendi ve yol arkadaşlarının âhirete irtihalini öğrenmiş olmanın hüznü içindeyiz.

Muhsin Yazıcıoğlu Beyefendi'ye ve onunla aynı kaderi paylaşan arkadaşlarına Cenâb-ı Erhamurrahimin'den rahmet ve mağfiret diler, aileleri, akrabaları, dava arkadaşları ve Türk-İslam âlemine taziyelerimizi arz ederiz."

 
Şeklinde mesaj yayınlamış. Her şeyden önce; “Bir ömür boyu aynı yolda” yürümediği aşikar. Kaldı ki o “Türk – İslam” şeklindeki tanımlamayı uzun süredir benimsemiyordu. Fetullah bununla da yetinmeyip ailesine sahip çıkılması yönünde;
 
"Annesinin gidip eli öpülmeli, 'ben sizin bir evladınızım' denmelidir. Eşine 'siz bizim bacımızsınız' denmeli, evlatlarına evlatlarımız gibi sahip çıkılmalıdır."

mesajını vermiş.
 
Türk Milliyetçilerinden bahsederken “Tiksinç” bulduğunu ifade eden Fetullah bu kadar açık ve büyük desteği daha önce sadece papazlara vermişti.
 

Buraya kadar yazılanlardan bir sonuç çıkarabilirsiniz. Ama halen çıkaramadınızsa ben size yardımcı olayım.
 
Yazıcıoğlu’nun helikopteri kaza yaptığında Devletin iki valisi, Devletin haber ajansına dayanarak, kırık olan kol ve bacaklarını da tarif ederek ambulansla Kayseri’ye yola çıktığını duyurmuştu. Her nasıl olduysa bu haber haftalarca sonra “düzeltildi”.
 
Enkazı bulan korucular, Başbakan’ın korumalarına kaza yerini tarif ettiklerini ancak o yönde bir çalışma başlatılmadığını söylemişlerdi.
 
Benim iddiam şu...
 
ABD Tayip Erdoğan’ı gözden çıkarmıştı. Ona çok benzeyen başka bir figür(an) arıyordu. Erdoğan ile kumaşları çok yakın olan Yazıcıoğlu yukardaki örneklerden de anlaşılabileceği gibi Fetullah’a da çok yakın bir insandı. Bu durumda Fetullah’ın CIA ya, yani ABD ye yakınlığını düşündüğümüzde fotoğrafı netleştirebiliriz.
 
Arama çalışmalarının günün teknolojileri kullanıldığında çok çabuk sonuç vermesi gerekirken, Başbakan’ın korumalarına olay yeri tarif edilmişken, Devletin valileri enkaza ulaşıldığını beyan etmesine rağmen olay yerine ulaşılamaması onun ölümüne göz yummak değilse nedir?

Sizce Yazıcıoğlu’nun ölümüne neden göz yumulmuş olabilir?
 
Bunu düşünürken ABD’nin bir yandan kontrol altında tutabileceği, Neo Osmanlıcılık Projesi kapsamında “İslam Âlemi” ile ABD arasında elçilik yapabilecek ( Buna “ABD Osmanlıcılığı” da diyebilirsiniz ) aynı zamanda “Yükselen Milliyetçi Dalga” yı arkasına almasına yardımcı olacak biri ile çalışmayı isteyeceğini de düşünün.
 
Bu güne dönecek olursak.

Kürşat Tüzmen’in AKP’deki görevlerinden suya tirit nedenlerle “ayrılması”, tam bu süreçte BBP’nin “Beyaz Buluşma” adıyla düzenlediği toplantıya katılması, son nefesini vermek üzere olan BBP tabanının halen MHP’ye yönelmeyen kısmında bir umut ışığı yaratmıştır.

Benden söylemesi. Tüzmen yakın zamanda çeşitli nedenler ileri sürerek bir şekilde BBP de siyaset yapmaya kalkarsa; ben bunun altında AKP’nin “Muhsin Yazıcıoğlu’nu kullanarak MHP’yi bölme” projesine bilerek ya da bilmeyerek alet olduğu sonucunu çıkarırım.

Zaten Yazıcıoğlu rahmetlinin dirisini Cemaatler kullanmıştı, MHP’yi bölebilmek için, ölüsünü de AKP kullanacak gibi gözüküyor.

Bu arada AKP’de bir koyundan iki hatta beklide daha fazla post çıkarmış olacak.
 
(*)
http://www.ulkucudunya.com/yazaryazidetay.php?yazar=1&yazi=26
 

(**)
http://www.yildiraycicek.com/?target=makaledetay&makale_kod=867 
 
(***)
http://www.ulku-ocaklari.com/archive/t-284.html

(****)
Dink cinayetinde kim kimdir?
http://www.tumgazeteler.com/?a=2496766
 

Kentlerin yeni 'reisleri'
http://www.yeniaktuel.com.tr/tur106,95@2100.html

YASİN HAYAL'DEN EMNİYETTE DEHŞETE DÜŞÜREN İFADE!
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=259472
 

Alperen Ocakları hangi olaylarla anıldı?
 http://www.tumgazeteler.com/?a=5308297
 

Seni koğuşa almalarını istedim ama olmadı, anla! 
http://www.tumgazeteler.com/?a=4240103
 

`Büyük abi` korundu mu?
 http://www.tumgazeteler.com/?a=4712439
 
Dink`in tetikçileri ..
 http://www.tumgazeteler.com/?a=2587904
 

Vakit-Alperen Ocakları ortak yapımı: Saray Basmaca
 http://www.turksolu.org/245/isbecer245.htm

Topkapı Sarayı’na utanç baskını
http://haber.ok.net/topkapi-sarayina-utanc-baskini/
 



Açık İstihbarat @ 2010


Kaynak: Bekir Öztürk - BHaber

Bu haber 3037 kez okunmuştur.
YORUMLAR:
Haber yoruma kapalı.
DİĞER İÇ POLİTİKA HABERLERİ
15.11.2014 11:49 Emine Ülker Tarhan'ın Partisi Hakkında- Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat
15.11.2014 11:49 Emine Ülker Tarhan'ın Partisi Hakkında- Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat
11.11.2014 16:04 Sarayla İtibar Kazanmak - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
09.11.2014 18:33 Ev Sahibi Kontenjanından Millletvekili Faruk Koca - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
08.11.2014 06:01 Dün Kestirdiğin Ağaçlar...(Hazin Bir İbret Hikayesi/ Açık İstihbarat
29.10.2014 15:58 Cumhuriyet Çankayası Sıfırlanıyor - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
14.10.2014 14:47 Saltanat Uğruna Verilen Kayıplar - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
02.10.2014 15:02 Rüşvet ve Yolsuzluğu Önleme Sempozyumu - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
11.09.2014 15:37 Tek Eksiği Yüzen Saraycık - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
27.08.2014 23:24 Milli Eğitim'e Atılan Parça Tesirli Bomba: TEOG-Av. Mehmet Ali Ersoy
11.08.2014 14:46 Erdoğan'ın Çiftliğinde Bir Bürokrat , Bir Kahya, Bir de Gül - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
11.08.2014 10:30 Senin Hasmınım; Türkiye'nin Asla - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
09.08.2014 19:31 AKP İçi Savaşın Tweetleri - Açık İstihbarat
08.08.2014 18:16 Yetmedi mi Böldüğün? - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
18.07.2014 13:52 Hem Ülkücü, Hem AKP'li Olunmaz - Okan Kilit
15.07.2014 16:05 Ehven-i Şeri Seçmelisin; Aynen Mustafa Kemal Gibi - Açık İstihbarat
13.07.2014 08:02 "Yeni Türkiye" Nereden Çıktı? - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
06.07.2014 16:16 AKP Çankaya'ya Taşınıyor - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
04.07.2014 18:19 Çatı Adayına Değil,Stratejiye ve Matematiğe Oy Vermek - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
24.06.2014 15:15 Gelişmekte Olan Memleketin Sorunları - Mehmet Aydın Erceiş
2004-2014
Açık İstihbarat