AÇIK İSTİHBARAT

Düşünen Beyinlere Bilginin Adresi...
Kuantum Çağında Yenilenmiş Kuvva-i Milliye Ruhu - Baran Aydın
Tür: Tarih / Kültür
Admin tarafından gönderildi: 09.02.2010 günü, 00:30:40

Avusturyalı yazar Robert Musil'in (1880 - 1942) Niteliksiz Adam başlıklı dev romanı, günümüzde, modernizmin roman alanındaki birkaç başyapıtından biri sayılmaktadır.

Niteliksiz Adam, gerçek anlamda bir çağ ve geçiş dönemi romanıdır. Yazar tarafından "İmpkralya" diye adlandırılan, gerçekte 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında artık çöküş sürecine girmiş olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu simgeleyen bir ülkede Musil, modernizm sürecindeki bir toplumun ve bireyin tüm çalkantılarını sergilemeyi amaçlar.

Kuantum Çağında Yenilenmiş Kuvva-i Milliye Ruhu

Baran Aydın - Siyaset Kahvesi 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

09.02.2010


Avusturyalı yazar Robert Musil'in (1880 - 1942) Niteliksiz Adam başlıklı dev romanı, günümüzde, modernizmin roman alanındaki birkaç başyapıtından biri sayılmaktadır.

Niteliksiz Adam, gerçek anlamda bir çağ ve geçiş dönemi romanıdır. Yazar tarafından "İmpkralya" diye adlandırılan, gerçekte 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında artık çöküş sürecine girmiş olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu simgeleyen bir ülkede Musil, modernizm sürecindeki bir toplumun ve bireyin tüm çalkantılarını sergilemeyi amaçlar.

Bu çalkantılar, romanın başkişisi, yani "niteliksiz adam" olan  Ulrich'in kimliği aracılığıyla sergilenir. Ulrich, bir ayağıyla eski'de, öteki ayağıyla yeni'de durmaktadır. Bütün sorun, onun bu geçiş konumunun doğal sonucu olan çelişkilerin üstesinden gelip gelemeyeceği sorusunda odaklanır.

Musil'in romanının, biraz uğraştan sonra, 1933 yılına ait basımını buldum ve okuma imkanına sahip oldum. Gerçekten uğraşıma değdi ve uzun zamandan bu yana okuduğum en iyi roman diyebilirim.

Sayfalar ilerlerken romanın feodal çağ ile aydınlanma çağı arasında ki toplumlara ait araformları ne kadar iyi yansıttığını kavradım. Bana kalırsa Musil'in romanı günümüz açısındanda son derece büyük öneme sahip! Nedeni ise;günümüzde de bir geçiş aşaması, ara-form süreci içerisinde olmamız.

Musil romanında da sürükleyici bir dille anlattığı üzere geçiş aşamasında ki toplumsal yapıda, eski değerler ile yeni değerler arasında çatışma başlar. Bu çatışma sayesinde Eski ile yeni zihniyet arasında yetişen bireyler ve bireylerin bir araya getirdiği toplumsal mekanizma,yavaş yavaş niteliksizleşmeye başlar.

Yaşadığımız yüzyılda Aydınlanma çağı son demlerini yaşamakta. Kuantum düşünce modeli çerçevesinde ve bunun toplumsal paradigmaların çözümlerinde kullanılmasına yönelinmesiyle yeni bir çağa geçiyoruz.

Doğayı ve toplumu çözümlemede insanlığa rol model olan ''Newtoncu fizik'' Dünyayı; katı cisimlerden oluşmuş bir yapı olarak görmekte idi. Bu çözümlemeye göre, katı cisimler atomlarına kadar indirgenerek maddenin yapısı,işleyişi bulunabilir öngörülüyordu.

Dünyanın katı atom parçacıklarından oluştuğu inancı ise; belirli kuralların olduğu, basit, çözülebilir ve en önemlisi kontrol edilebilir bir toplum ve dünya anlayışını bizlere sunuyordu!

Halbuki, ''Kuantumcu fizik'', katının yerine ''sıvıyı'' koyuyor ve herşey kökünden değişiyor! Bunun getirisi teknolojik gelişmelere yansıyor!

Yeni teknolojik gelişmeler ise üretim ilişkilerini değiştirmekte ve halen bu değişim sürüyor! Üretim ilişkilerinin değişimi ise yeni bir çağa ayak basmaya hazırlandığımızın en büyük belirtisi!

Buna ister Uzay çağı, ister kuantum çağı, ister yanılabilirlik çağı adını verin...Sonuç itibari ile tüm dünyada ki toplumlar Aydınlanma çağı ile Yanılabilirlik çağ arasında bir geçiş süreci içerisindeler.

Gelinen aşamada önemli olan nokta, bu süreci taşıyabilecek, sürecin sancılarını en aza indirgeyerek çatışma ortamının yaratılmasını engelleyecek halk hareketleri ve örgütlerin varlığıdır.

AKP, bu süreci yönetebilecek bir örgüt müdür?

Şimdi, bu soruya cevap arayalım...Bu soruya cevabı bir sitede yazmış olduğum yazıdan kısa alıntı yaparak sorgulayacağım:''Toplumların ayakta kalması için,tarihsel olarak işletilen yanlış politikaların topluma bilgi düzeyinde aktarılması gerekir ki, gelecekte o toplumun yaratacağı ekonomistler, yazarlar, devlet adamları aynı hataya düşmesinler!

Evet sanırım biraz tarihimizle yüzleşmek gerekiyor...

Buyurun...
  
Yıl 3 Kasım 1839...
  
Bir ferman okunuyor.

İsmi ''düzenleme'' anlamına gelen Tanzimat Fermanı.

Öncüsü Mustafa Reşit Paşa ve her toplumsal olguda olduğu gibi bunun siyasetçi aydın çevrelerinden destekçileri.

Aydın-yazar çevresinden fermanın en öncü destekleyeni Ohannes Efendi. Fermanın yayınlanmasında ki en etkin rol ise; İNGİLTERE'nin. Çok kısa bir zaman sonra Islahat Fermanı ile Tanzimat Fermanı'nın içeriği genişletiliyor.

Fermanın kapsadıkları şunlar;

   1- Bu fermanla padişah yetkileri sınırlanıyor.
   2- Müslüman tebaa ile gayrimüslim tebaa teokratik bir din imparatorluğunda yaşanmasına rağmen ''eşit'' sayılıyor.
   3- Çeşitli din ve mezhepten olan her çocuğa ''Osmanlıcılık'' bilinci eğitim ile veriliyor.
   4- Müslüman olmayan tebaa Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde okul,kilise açabilmeleri için hak veriliyor.
   5- Ekonomik görüş olarak aydınlanmanın getirisi liberal bir anlayışın benimsenmesi!

Sonuç; niceliksel farklılıklarından dolayı çağın toplumsal işleyişine ayak uyduramayan, geride kalan Osmanlı İmparatorluğu, emperyalizmin eli ile toplumsal bir çöküntünün içine sürükleniyor.

Toplum, kendi işleyişi içinde son bulmuyor! Emperyalizm kendi eli ile o topluma çöküş sürecini yaşatmayarak doğal dizgisel sürecine darbe vuruyor ve bir anlamda kendi kuyusunu kazıyor! Çünkü, bu kazdıkları kuyudan, toplum tarafından Mustafa Kemal ve Kuvva-i Milliye hareketleri çıkıyor...
 
Gerisi malumunuz. Liberalizme ve sosyalizme yapı olarak biat etmemiş, anti-emperyalist bilinci kuruluş aşamasında toplumsal kademeye doğal işleyiş içinde aktarmış, bu nedenle milli, farklılıkların zenginleşeceği demokrasi amaçlanarak CUMHURİYET yaratılıyor!

Şimdi bundan tam 170 yıl sonraya bakalım!

Yine etrafta bir ferman türü toplumu ''düzenleyecek'' açılım adında bir sürü dosya dolanıyor!

Öncüsü Başbakan RTE...Aydın-yazar çevresinden ise saymakla bitmez isimler; Mehmet Altan'lar, Bedri Baykam'lar, Ufuk Uras'lar...

Bu fermanın ah pardon açılımın içindekiler şunlar:

   1- Tüm ayrı etnik kökenli insanlara Ulus-devlet modeli içinde yaşamamıza rağmen sözde eşit haklar.
   2- Hristiyan azınlıkların okul açabilmelerine verilecek özgürlükler.
   3- Emperyalizmin kurup işlettiği örgüt ve partilere af!
   4- Aydınlanma çağının sona erdiğini simgeleyen üretim ilişkilerinin değiştiğinin ve buna uygun geçişi simgeleyen liberal-marksist ekonomik sistemin uygulanması. Bunun için eğitimin baştan düzenlenmesi,ekonomik politikalarının bu sistemin doğrultusunda geliştirilmesi!''[1]

Geçmişimizde feodal çağ ile aydınlanma çağı arasında yaşanan geçiş sürecinde,yanlış politikalar sonucunda toplumumuz yok olma süreci ile karşı karşıya gelmiştir! Bunda en büyük rol,emperyalist devletlerin mazlum milletleri kendi istedikleri şekle sokma istekleridir!

Günümüzde de yaşananlar farksız değil!

Bugün,bu koşullar altında AKP ve ona bağlı zihniyetin,yukarıda ki alıntıda beliren benzerliklerden yola çıkarak hangi amaca hizmet ettiği iyi sezilmelidir!

Daha sonra ise AKP'nin geçiş sürecini yönetebilecek kapasitede olup olmadığı tartışılmalıdır! Bununlada yetinilmemeli, geçmişimizdeki geçiş sürecinde toplumumuzun en çok yararlandığı KUVVA-İ MİLLİYE ruhuna sahip, toplumdaki tüm kademeleri kucaklayan örgütlenmeler ve partilerin kurulması için çalışmalara başlanılması gerekmektedir!

Unutulmaması gereken nokta yeni kurulacak bu ruhu taşıyan örgütlenmeler aydınlanma çağı siyaset anlayışına göre değil, kuantum çağının getirisi bilgi toplumu sınıfının siyaset anlayışı doğrultusunda kurulmalı ve yönetilmelidir!

Bunlar yapılmadığı takdirde ulusumuz GAYYA KUYUSU'nda[2] boğulmaya devam edecektir! 
 

[1]Yazıya linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.fbkg.org/ata/mih-gibi-belleyinyasanilan-2-tanzimat

[2] Gayya Kuyusu, sözlüklerde ‘’cehennem çukuru’’ olarak geçen, rivayetlerde ise en tehlikeli ve can alıcı bölüm olarak ifade edilen yerdir.



 

Açık İstihbarat @ 2010


Kaynak: Baran Aydın - Siyaset Kahvesi

Bu haber 1310 kez okunmuştur.
YORUMLAR:
Haber yoruma kapalı.
DİĞER TARİH / KÜLTÜR HABERLERİ
02.08.2010 12:57 "Diktatör" Atatürk!-Serdar Ant
13.07.2010 11:10 Türk Tarihi Yeniden Yazılacak - M.Ö. 2000'de Türkler
08.06.2010 06:33 Atatürk'ün Filistin Tutumu
02.06.2010 15:00 Zion(Sion) Katır Bölüğü
30.05.2010 06:54 İstanbul'u Fethedenlerle Keşfedenlerin Savaşı
25.05.2010 11:32 Mehmet Akif Ersoy'un Recep Bey'e Cevabı
21.05.2010 02:00 Yerlinin Fendi Yabancıyı Yendi - Kemal Bozkurt
06.05.2010 14:00 Deniz Gezmiş Anısına Deniz Kasidesi - Attila İlhan
23.04.2010 08:42 23 Nisan Egemenlik Bayramı mı, Çocuk Bayramı mı? - Prof. Dr. Veysel Batmaz
21.04.2010 03:00 "Eşek Arıları" - Azra Erhat
17.04.2010 18:49 Çölde Oluşturulan Vahalar - Arzu Kök
07.04.2010 05:02 Genelkurmay Arşivini Kim Çaldı ? - Muammer Karabulut
29.03.2010 00:15 Yahudi Devletine Giden Yol : Çanakkale - Nuriye Atabey
24.03.2010 02:00 Gerçekte "Veda" Eden Kim? - Prof. Dr. Özer Ozankaya
24.03.2010 01:42 Hırsızlar Kasabası
17.03.2010 02:00 Demokratlık - Liberalizm İlişkisi - Serdar Kaya
09.03.2010 10:30 İstanbul İşgal Altında...Unutma, Unutturma!
05.03.2010 10:24 İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi? - Tuncay Yılmazer
25.02.2010 00:52 Hocalı Katliamı ve Irak Seçimleri - Prof. Dr. Mustafa Erkal
17.02.2010 01:31 Elif Şafak'ın "Baba ve Piç"'i Hakkında - İsmail Cengiz Cengizhan
2004-2010
Açık İstihbarat