Tür: Dış Politika Admin tarafından gönderildi: 10.07.2009 günü, 04:33:17
 Bugün Turkiye'de bir kimlik sorunu oldugunu iddia edenler, saniyorum ki bu sorunun, Türk kimligine yönelik bir sorun olduğu gercegini artik kabul ederler. Zenci olarak tanimlanmak icin, yanlizca insanin derisinin siyahi olmasi ön koşulunu da ortadan kaldirmis oluyoruz böylece. Turkiye’de solcu, sağci, ülkücü, marksist, Islamci Turklerin bir coğu zenci Turklerdir. Turkiye’deki Beyaz Türkler ise Türkiye'yi yöneten, Turklere kim olduğunuzu öğreten, kimlikleri şekillendiren, konjonktur gereği darbe yapip, daha önceden listeleri hazirlarmis isimleri asan, “Bizim çocuklar”dır.”
Hatırladığım kadarı ile Dogu Turkistan adini ilk duydugumda, herhalde bes veya alti yaşlarindaydim. Buyuk sair Orhan Veli’nin dizelerinde kendisini bulan hayati yarilamamistim. Buyuk milliyetci Huseyin Nihal Atsiz’in evini, vefat ettigi yil olan 1975 yilinda, babam ile ziyaret ettigimizde Dogu Turkistan davasi konusulurken, ben, ne Kaşgar’ın ne de Urumci’nin adini biliyordum. Dis Turklerden bahsetmenin suc oldugu bir devirdi. Türkiye’de ne suc degildi ki zaten; En büyük suç ise Türk olmak idi. Çünkü devleti elinde bulunduran Küresel Emperyalizme bagli gucler, Necip Fazil’in Sakarya Turkusu'nde belirttigi gibi bizi kendi ulkemizde parya yapmislardi.
“Vicdan azabına es, kayna, kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz, vatanında, parya!”
Oysa Gulca olaylarinin ikinci yildonumu olan 1999 yilinin 4 Subat’inda, Washington DC Kongre Binasinin onunde duzenledigimiz protestoda yedi kisiydik, dort Turkiyeli Turk, uc Dogu Turkistanli Uygur Turku. Aradan yedi yil gecip, 2006 yilinin Haziran’inda Dogu Turkistan uzerine konusma yapmak icin, Cin Milliyetleri Universitesi (Central University for Nationalities) tarafindan Cin'e davet edildigimde, beni karsilayan Musluman Cinli bilim adami Dr. Hui guzel Turkcesi ile bana; Uygur Turkleri'nin sosyal, ekonomik ve politik olarak cok iyi durumda olduklarini soylediginde, acaba mi diye dusundugumu hatirliyorum.
Simdi iki sene geriye gideyim ve 2004 yilinin Mayis ayinda Dogu Turkistan Cumhuriyeti'nin eski yoneticilerinden Isa Yusuf Alptekin’in oglu Erkin Alptekin’in Washington DC’ye gelecegini ogrendigimdeki sevincime degineyim. ATAA'nin halktan yanaligi tescillenmis o gunlerdeki baskani, Ercument Kilic’a rica ederek Erkin Bey'in, Dogu Turkistan uzerine bir konusma yapmasini arzu ettigimizi ilettigimde, kendiside bir Azeri Türku olan Ercument Bey, bunu buyuk bir heyecanla kabul etmisti. Bu kisa konferanstan en az Çin kadar mutlu olmayan bir kesim ise, daha sonra Ercument Bey'e yakinarak, sen bizim Çin ile aramizimi bozmak mi istiyorsun serzenisinde bulunan, Turkiye Elcisi Faruk Loğoglu ve O’nun ile birlikte hareket eden Washington’daki Beyaz Turkler olmustu. Haluk Sahin’in dedigi gibi Turk olmak kolay degildi. Cunku serde paryaligi kabullenmemek vardi.
Çinlilerin Xinjiang, günümüzdeki Turkce versiyonu Sincan, yani Çince'den Turkce'ye tercumesi ile "yeni ulke" olarak adlandirdiklari bolge ise, bizim atayurdumuz Dogu Turkistan’da Turklerin durumlari ve yasam standartlari nasildi acaba? Bu merak ile Cin Milliyetleri Universitesi toplantisindan bir hafta sonra, Turklerin atayurdu Dogu Turkistan’i ziyaret icin Urumci’yi kendi gozlemlerim ile degerlendirmek istedim ve Uygur Turkleri'nin bana anlatilan durumunu gormeye gittigimde, ne yazik ki farkli bir tablo ile karsilastim.
28 Haziran 2009 gunu 150’den fazla Turk'un katledildigi Urumci, Uygur Turklerini asimile etmek icin kurulmus bir sehirdi. Urumci tarihi, Kaşgar sehrine alternatif bir sehirlesme ornegi sergilerken, ayni zamanda da Han Çinlililerini bolgeye cekmek icin finansal olarak desteklenmekte oldugu, Cin kulturunun temsilcisi bir ticaret merkezi konumundaydi. Urumci’nin butun onemli hukumet kurumlarinda Han çinlileri calistigi gibi, sehrin ekonomik yapilanmasi da onlarin kontrolunde tutuluyordu. 2.5 milyona yakin nufusu ile 1990’lardan sonra gelismeye baslayan Urumci merkezi, hukumetin en fazla onem verdigi sehirlerden birisiydi. Cunku burasi, Cin’in dis dunyaya, yani Bati’ya, Orta Asya’ya ve Orta Dogu’ya acilan kapisiydi. Urumci’ye varmam ile edinmis oldugum kanilarla, ne Tibet'in ne de Tayvan'in, Çin icin sorun olamayacagi inancim iyice perçinlesti. Zengin yeralti kaynaklari, farkli bir dine ve milliyete mensup yapisi, genis bir coğrafyasi ile Dogu Turkistan’in Çin acisindan öneminin anlasilirligi artik beynimde netlesmisti.
Machiavelli’nin meshur eseri Prince’den 400 yil once yazilmis, Turklerin ilk siyasetnamesi olan Kutadgu Bilig’i yazan, Karahanli devletinden Yusuf Has Hacib’in vefat ettigi Kasgar’a vardigimin birinci gunu, ilk is, bu Turk bilgesinin turbesini ziyaret etmek oldu. Bugun konustugumuz Turkce'nin ozunu temsil eden ve dilimize gramer yapisi kazandiran Divan’i Lugat-it Turk’un yazari Kasgarli Mahmut’un turbesi, ikinci duragim olmustu. Bu iki turbenin bulundugu bolge, Anadolu’daki Erenler'e ait turbelerden pek farki olmayan, gayet sade, fakat buram buram koklu bir tarih kokan, Turk Kulturu'nun ozunu temsil eden bir kutsaldi.
Bahsi gecen her iki Turk Bilgesi de hemen hemen ayni donemlerde yasamis olup, Turk Kultur ve Siyaset Tarihi'ne buyuk katkilari olan, bizi biz yapan kimligimizi temsil etmis, Turk Tarihi'nin en onemli kisilikleridir. Acidir ki; Gunumuz televole kulturunun toplumumuz ustundeki psikolojik harekati neticesi olarak, cocuklarimiz Michael Jackson’a ait hemen hemen tum detaylari bilirken, bu iki Turk Buyugu hakkindaki bilgi birikimleri, Jackson ile mukayese bile edilemeyecek kadar kisitlidir. Fakat yeni nesillerimizin kendi ozlerine ait degerleri bilememeleri, maalesef dogal gorulmelidir. Çünkü, Türk Tarihi'ni 1923 ile başlatmak inadındaki Beyaz Türkler, binlerce yıllık tarihimize, şanli geçmişimize kara bir serit çekmislerdir. Bu serit, küresel emperyalizmin sistematik olarak yikadigi beyinlerimize yerlestirilmis bir bilgisayar cipi islevi gorurcesine, tuketim kulturune bagimliliginin devamli olarak devrede kalmasini saglamakta ve ureticilikten uzak, ezberci beyinler klonlamak istercesine gecmisimizi hafizadan silmeye calismaktadir.
Gecmisi gunumuzde de yasatmakta olan Kasgar, yanlizca bu iki onemli sahsiyetin yasadigi, eserlerini yazdigi, dusundugu, ve hizmet ettigi bir yer olmayip, belki de bu iki sahsiyet kadar onemli ucuncu bir Turk Buyugu'nun Turbesi'nin bulundugu bir Turk sehriydi. Daha da acikcasi, bizim bugun Musluman olmamizin en onemli mihenk tasi olmus Abdülkerim Satuk Buğra Han’in turbesinin bulundugu sehirdi. Buram buram Türk kokan Kaşgar ve Uygur Turkleri, Anadolu Halki ile olan 1000 yillik ayrimina rağmen, Anadolu kasabasindan farki olmayan, hatta yer yer Anadolu Alevi Kültürü'nü vurgulayan bir diger benzesik yapi sergiliyor ve yanlizca kulturumuzun bir parcasi gibi degil, adeta kendisi gibi duruyordu karsimda. Uygur Turkleri, bolgedeki egitim seviyesinin dusuklugu, belki de egitimin Uygur Turklerinden uzak tutulmasi planinin neticesi olarak, tarimla ugrasma zorunlugu yaratmis ve bunun getirisi olan ekonomik alt yapi, kendi evinde oksuz birakilmis bir cocugun acinasi hissini yaratmisti bende. Yani Dr. Hui’un anlattiklari ile benim gozlemlerimin benzesmekte oldugu soylenemezdi. Cin isgali altindaki bu atayurdunda bir huzun, halkta ise yilginlik vardi. Çinliler tarafindan yaratilmis olan bu atmosfer, Uygur Türklerinin görünümleri, Afrika'da hegemonyasini olusturmus batili emperyalist ülkelerin yönetimindeki Zencileri hatirlatti.
Eminim ki; Dunya'da Uygur Turklerinin bagimsizlik ve ozgurluk mucadelesinin, yani Gokbayrak’in yasaklandigi yanlizca iki ulke oldugunu, cogu Turk bilmiyordur. Bu ulkelerden birincisinin Çin oldugu asikar iken, ikincisinin ise bir basbakanlik genelgesi ile Turkiye oldugunu soyledigim zaman, bu satirlari okumakta olan cogu kisi, okuduguna inanmak istemezken, diger bir kesim ise, duymus olduklari hiddet ile, belki de suc olarak nitelenebilecek dusunceler geciriyorlardir beyinlerinden.
Bugün Turkiye'de bir kimlik sorunu oldugunu iddia edenler, saniyorum ki bu sorunun, Türk kimligine yönelik bir sorun olduğu gercegini artik kabul ederler. Zenci olarak tanimlanmak icin, yanlizca insanin derisinin siyahi olmasi ön koşulunu da ortadan kaldirmis oluyoruz böylece. Turkiye’de solcu, sağci, ülkücü, marksist, Islamci Turklerin bir coğu zenci Turklerdir. Turkiye’deki Beyaz Türkler ise Türkiye'yi yöneten, Turklere kim olduğunuzu öğreten, kimlikleri şekillendiren, konjonktur gereği darbe yapip, daha önceden listeleri hazirlarmis isimleri asan, “Bizim çocuklar”dır.”
Bu boylelik degismedigi surece de, kendi topraklarinda parya olan bu millet, yetmiyormus gibi yurt disinda da parya olmaya mahkumdur. Muslumansaniz Islamci, milliyetci iseniz irkci, demokrasi isterseniz bolucu olarak tanimlanir, Uygur Turku iseniz de Cin ile iliskilerimiz bozulmasin diye bir kenara itilirsiniz.
Iste bu yuzdendir ki Uygur Turklerinin merkezi, Mesut Yilmaz’in karari ile yururluge konulan Uygur Turklerinin Turkiye icinde faaliyetlerinin yasaklanmasi genelgesi ile Turkiye disina aktarilmistir. 1950’lerin basindan beri Uygur Turklerinin bagimsizlik ve insan haklari mucadelesinin merkezi olan Turkiye, Beyaz Turklerin Uygur genelgesi ile bu merkezi ozelligini kaybetmistir.
Nedeni ogrenmek icin de siyasi otorite olmaya gerek yok. Hemen kuresel emperyalizmin calismalarina dikkat ediyoruz ve emperyalizmin bos durmadigini, Washington merkezli Amerikan Uygur dernegi kurulmus oldugunu, basina Hristiyan bir Uygur getirilmis oldugunu goruyoruz. Sizin hic Uygur Turklerini Hristiyanlastirma faaliyeterinizden haberiniz var mi? Michael Jackson’in cenaze torenine ayiracaginiz zamani bence internet uzerinde bu konuyu arastirmaya ayirin, eger icinizde bir miktar Turkluk ve Islam var ise. Eger yok ise, bu yaziyi buraya kadar okumaniz bile suctur. Zaman kaybetmeyin!
Iste, gunumuzdeki Rabiya Kader, Dogu Turkistan davasindaki Dalay Lama konumuna NED tarafindan getirilmistir. Burada Rabiya hanimi suclamak yerine, O’nu bu konuma getirenleri elestiriyorum. O’nu NED’ye bagimli kilanlarin, O’nu IRI’ya bagislayanlarin, 28 Haziran gunu Cin Emperyalizmi tarafindan katledilen Uygur Turklerine bizim kadar uzulduklerini zannetmiyorum.
Kuresel emperyalistlerin bolgesel cekismelerinin sonucu, bir emperyalist gucun zincirinden kurtulmaya calisirken, diger bir emperyalist gucun gudumune kapilabilecek Uygur Turklerinin bu konuma gelmesinde en buyuk hata, belki de kasit yine Turkiye ve O’nu yoneten Beyaz Turklerindir.
Her ne kadar bazi Uygur dostlar kizsalar da, bugun geldikleri noktada kendilerinin de sucu olup olmadigini dusunmeleri gerekmektedir. Hutu-Tutsi ornegi hala hafizalarimizdaki yerini korumakta iken, oylesine bir akibetin ikinci kez tekrarlanmaya calisilabilecegini, daha sonra da bu planlamanin katliamlarla neticelenmesinin senaryosunu yazanlarin, bolgeye insan haklari ve bolgesel baris temsilcileri olarak gelebilecegi, ve de alkislarla karsilanma hatasinin tekrarlanabilecegi asla unutulmasin.
Bugun Dogu Turkistan’da bulunulan zulum, oldurulen Musluman Uygur Turkleri konusu, belki de Ibrahim Karagul'un bahsetmis oldugu Kafkasya bolgesindeki kivilcimin, Dogu Turkistan'a tasinma planlamasi da olabilir. Emperyalizm, Uygur hareketini Cin’e kiskirtarak, Turk soydaslarimizi dosenecek mayinlar misali kullanip, mayinlarin temizlenmesi ihalesini ise kendi almayi planliyor olamaz diyebilir mi kimse ?
Gelismelerin gorunen yuzunden ya da, gercek yuzunu arastirmadigimiz taktirde, emperyalist yayilmaciligin kilit konumundaki isimleri ve kurumlari, J. Millward, F. Starr, NED gibi oyun kuruculari dikkate almadan atilacak adimlar ile varilacak nokta, gercek tehlikenin basladigi noktadir. Cozum, bagimsiz hareket etmekten gecmektedir. Uygur Turklerinin sorunu, butun Turklerin sorunudur ve emperyalizmin amaci ise Cin’e karsi avantajli hale gecebilme temasindan baska bir guduye sahip degildir.
28 Haziran gunu isgalci Çin emperyalizmi tarafindan katledilen Uygur Turklerine diger emperyalizm sevinmektedir, cunku soguk savas mucadelesinde avantajli konuma gelmistir. Bu avantaji dezavantaja donusturmek ise, Turk Dunyasi'nin alacagi akilci kararlara baglidir. Destegimiz ve acimiz Dogu Turkistan’a ve Musluman Uygur Turklerinedir; “Vur Amerika Vur Demokrasi Kur” diyenlere degil.
Kaynak: Açık İstihbarat
Bu haber 956 kez okunmuştur. YORUMLAR: |