AÇIK İSTİHBARAT

Düşünen Beyinlere Bilginin Adresi...
"No Sör, Düzeltiniz, İlk Osmanlı Yaptı" - Prof. Dr. Osman Özsoy
Tür: Tarih / Kültür
Admin tarafından gönderildi: 17.04.2007 günü, 21:14:24

"No sör," der. "Bu ilk tuzdan su arıtma tesisi değildir."

—Öyle mi, der bizim büyükelçi. Hemen ardından da, ilki hangisidir diye sorar merakla…

"İlki Osmanlıların yaptığıdır", der Fransız elçi.

Şaşırır Türk büyükelçisinin kendi ecdadının yaptığı işlerin farkında olmamasına.

Açık İstihbarat Haber
"No Sör, Düzeltiniz, İlk Osmanlı Yaptı"

Prof. Dr. Osman Özsoy
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  17.04.2007
   

Yıl 1976.

Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde deniz suyunu tatlı suya çeviren bir
tesisin açılışı
yapılmaktadır.

Türkiye'nin o tarihteki Suudi Arabistan Büyükelçisi Necdet Özmen de
tesisin açılış törenine katılanlar arasındadır.

Türk Büyükelçisi Necdet Özmen konuşması sırasında;

"Bu ilk tuzdan arıtma tesisi…"

ifadesini kullanır kullanmaz, Fransız Büyükelçisi oturduğu yerden ayağa kalkarak seslenir.


"No sör," der. "Bu ilk tuzdan su arıtma tesisi değildir."

—Öyle mi, der bizim büyükelçi. Hemen ardından da, ilki hangisidir diye sorar merakla…

"İlki Osmanlıların yaptığıdır", der Fransız elçi.

Şaşırır Türk büyükelçisinin kendi ecdadının yaptığı işlerin farkında olmamasına.

Fransız Büyükelçi daha sonra Necdet Bey'e okusun aydınlansın diye bir
kitap hediye eder.

Kitabın adı "Bir Arap Kentinin Portresi: Cidde" başlığını taşımaktadır.

Kitapta Osmanlıların Cidde'de yaptığı ilk denizden tatlı su arıtma
tesisine ait resim
de yer almakta ve resmin altında şu satırlara yer
verilmektedir:

"Modern deniz suyu arıtma tesislerinin öncüsü olan bu kondansatör
Türkler tarafından yapılmış olup, onlarca yıl Cidde'ye mütevazı miktarda içme suyu sağlamıştır. Bu tesis 1940'lara kadar faaliyette kalmış, Fatıma vadisinden getirilen su Cidde'ye ulaştığında sökülerek kaldırılmıştır."

Üç tarafı suyla çevrili yerde susuzluktan kırılmak…

Yukarıdaki hadiseyi yıllar evvel bir gazetede okumuş ve küpürünü
saklamıştım.

Haberin tarihi ise ilginç... Gazetenin üzerinde 18 Mayıs 1990 yazıyor.

Yani, şimdi CHP milletvekili olarak Meclis'te bulunan Nurettin Sözen'in İstanbul'da belediye başkanı olarak görev yaptığı günler.

Daha açık ifadeyle, ilk insanın ayak bastığı günden bu yana İstanbul'un en susuz yıllarını geçirdiği dönemler.

Recep Tayyip Erdoğan 1994'te böyle bir İstanbul'u devraldığı ve kentin içme suyu meselesini haletliği için Türkiye'de fenomen oldu.

Biz gelelim gazetedeki haberin ayrıntılarına…

Nasıl çalışıyordu?

Haberde yer verildiğine göre, Osmanlılar tarafından 1800'lerin sonuna doğru kurulan bu tesis bir ihtimal şu şekilde çalışıyordu:

Deniz suyu önce kazanlarda kaynatılıyor, oluşan buhar borularla soğutulmuş
kazanlara aktarılarak damıtılıyordu. Tuz sıcak kazanın dibine çökerken, diğer kazana aktarılan buhar iyi suya dönüşüyor, ardından da kitapta resmine yer verildiği gibi araba çeken binek hayvanlarıyla şehre taşınıyordu.

Bahsi geçen haberin devamında Nurettin Sözen döneminde İstanbul'da
yaşanan susuzluk rezilliklerine ilişkin şu ifadelere yer veriliyor:

"Emekli büyükelçi Necdet Özmen anlattıklarıyla şu susuz günlerde yüreğimize su serpiyor. Serptiği su musluktan değil tarihin sayfalarından geliyor. Terkos suyuna deniz suyu takviyesi yapmak ya da Yalova'dan su taşıyıp değirmen döndürmek komiklikleri arasında
bocalarken, geçmişin becerileriyle hem mutlu oluyor, hem bugünkü beceriksizliğ imizin boyutunu daha iyi kavrıyoruz."

Afrika çöllerine su…

Milliyet gazetesinin haberinde yer verilen örnekler bunlarla da
sınırlı değil.

Necdet Özmen 70'li yıllarda Suudi Arabistan büyükelçiliği görevini yürütürken, zaman zaman Kızıldeniz'in öteki yakasına geçerek Somali Başbakanı'yla da sohbet etme fırsatı bulmuş. O sohbetlerden birinde:

"Ben Berbera kentinde doğdum"

demiş Somali Başbakanı.

"Biliyor musunuz, bizim kentimizin su şebekesi Osmanlılardan kalmadır.
Osmanlılar Mısır'ı zapt edince Somali'ye mühendisler yollayarak bizim
kentin su şebekesini yaptırmışlar. Hala o şebekeyi kullanıyoruz. "


Aynı kitaptan öğrendiğimize göre, Cidde'ye dışardan ilk suyu getiren de yine Osmanlılar olmuş. Cidde'nin 11 kilometre ötesinde iki kuyu açmış Osmanlı mühendisleri… Oradan 3.5 kilometresi tünel, geri kalanı boru ile Cidde'ye su aktarmışlar. Cidde'de El Veziriye çeşmesinden işte bu su akarmış.

Gazete şu satırlarla bağlamış haberini:

Elimize tesadüflerin ulaştırdığı bir kitaptan bu kadar bilgi çıkartabiliyoruz. Bir takım
kahramanlık menkıbelerine takılıp objektif belgelerine uzanamadığımız tarih, kuşkusuz bize ait daha pek çok bilgi saklıyor dağarcığında.

Tarihi tüm gerçekliğiyle yakalayamadığımız için kimlik ve benlik arayışımıza paralel su arayışı da sürüyor. Umut artık yağmur dualarında…

Nerden nereye geldik?

Asıl çarpıcı cümleleri ise Necdet Özmen ifade ediyor:

"Susuz günlerde ara sıra deniz suyunun tatlı suya dönüştürülmesi gündeme
geldiğinde, "efendim pahalıya mal olur" gibi sızlanmalar dışında bir bilgi çıkmıyor. Belli ki bugün değil böyle bir tesisi kurmak, işin teorisini ve maliyetini tartışacak bilgiye sahip kadrolarımız dahi yok. Zaten olsaydı bidon devrinden musluk devrine atlamakta bu kadar
zorlanır mıydık?"

Nasıldı dünkü yazımızın ilk paragrafı:

"Kim derdi ki, gün gelecek insanlar kışın havalar iyi gittiği için kaygılanacak. Kim derdi ki,
Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası tüm ülkede yoğun kar yağışına neden olacak dendiğinde insanlar, 'oh be, susuzluğa az da olsa çare olur...'

diye sevinecek... "

Kış mevsiminde yeterli miktarda yağmur yağmadığı için suların kesilme tehdidi ile yaşayan büyük kentlerimizin halini düşündükçe, çölleri suyla şenlendiren ecdadımız geldi aklıma.

Gayri bize de artık, merhum şairimiz Mehmet Akif'in,

"Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz…"

mısralarında yer verdiği gibi, dünü düşünüp teselli olmak düşer.

Bu millete bu hal yakışır mı? Ayıptır, günahtır.



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007


Kaynak: Gön : Prof. Dr. Osman Özsoy

Bu haber 2902 kez okunmuştur.
YORUMLAR:
Henüz yorum yapılmamış.
DİĞER TARİH / KÜLTÜR HABERLERİ
28.01.2010 01:45 Padişahların Gücü - Kutlu Altay Kocaova
22.01.2010 00:30 İbn Haldun'dan Mülk Dersleri - İhsan Eliaçık
15.01.2010 00:15 Sinemacılardan Yasa Tasarısına Karşı Bildiri
08.01.2010 00:23 "Ninni" - Candan Erçetin
05.01.2010 03:00 Dilin Siyaseti ve Siyasetin Teolojisi - Metin Boşnak
04.01.2010 01:00 Noel ve Yılbaşı - Hasan Ali Yücel
29.12.2009 07:00 Kürtçe Vernaküler Bir Dil midir? - Dr. Noyan Umruk
24.12.2009 01:33 Sarıkamış'ı Bilir misiniz? - Muzaffer Taşyürek
24.12.2009 00:53 Kerbela - Eren Erdem
03.12.2009 00:34 AKP Kiliseye Gösterdiği Hassasiyeti Camiye de Gösterir mi?
26.11.2009 00:15 Gerçek 1937-1938 "Dersim İsyanları" - Özkan Bostancı
25.11.2009 15:00 "Evlad-ı Kerbelayıh" Demekle Hz. Hüseyin Olunmaz
25.11.2009 00:28 Okursanız Dersim'i Anlamada Faydası Olur - Hasan Demir
25.11.2009 00:15 Dün "Ters Mezhep", Bugün "Dersim Katliamı" Öyle mi? - Cazim Gürbüz
20.11.2009 16:05 Batılı Tarih Bilimi ve Tarihin Mantığı - Orhan Taftalı
20.11.2009 16:00 Edmund Burke ve Muhafazakarlık - Hande Nur Güneş
18.11.2009 15:00 Yalnız Kalmış Bir Kümbet ve Ahi Emir Ahmet - Murat Türkyılmaz
12.11.2009 00:37 Kürt Halk Heyetinin Lozan'a Gönderdiği Tarihi Mektup
02.11.2009 00:17 Hangi Nefes? - Deniz Som
02.11.2009 00:17 Vatan Sağolsun... - Nurten Akyazılılar
2004-2010
Açık İstihbarat